Blog kullanım rehberi için tıklayınız.

22 Aralık 2012 Cumartesi

Herşeyin bir başı var; Mim: Kore ile Tanışmak...

          Sevgili Çatlak Agasshiciğim beni şu yazısında mimlemiş. Kendisine kocaman komawolarımı gönderip mimize geçiyorum.:)
          Mimimiz "Kore ile nasıl tanıştınız yada Kore hayatınıza ne zaman girdi?" sorusuna cevap arıyor.

           Zaten şu günlerde iç dökmeye fazlaca hesevli olan ben; en başından ve en ince ayrıntısına kadar herşeyi anlatarak, okumaya heves eden çingularıma uzunca bir yazı ile eziyet etmeyi planlıyorum. Baştan uyarayım.:))

           Hey gidi eski günler hey... İlk dizilerim... üstümde haftalarca kalkmayan etkileri... OSTlarını ne zaman dinlesem o günlere geri giderim adeta... Dae Jang Geum, Queen Seon Duk, You're Beautiful, Ji Jin Hee ssi, Lee Young Ae, Im Ho ssi, Bidam, Deokman, Hwang Tae Kyung, Go Min Nam...
Haftalık dizi takipleri sayesinde izlediğim Kdramaların sayısı 88'e dayansa da bugünlerde -88 nee yaa, söylerken utanıyorum artık...- bu ilklerin tadı hala damağımda. OSTları her dinleyişimde o günlere geri dönmek istiyorum. Çok sevdiğim biri beni terk etmiş hissi veriyor adeta...

          Fakat benim KDrama dünyasına girişim öyle tek bir drama ve tek bir günle olmadı. Hayatım çok efektlidir her zaman. Yani hiç birşey yapmadan kollarımı bağlayıp otursam bir hapşırık krizi gelir efekt yapar bana.


          Eskiden televizyonlarda Hint Filmleri gösterilirdi bilmem hatırlar mısın? Ben daha ilkokul sıralarındayken izlediğimi hatırlıyorum o filmleri. Evimize bilgisayar girdikten bir sürü sonra Hint Filmleri hayatıma tekrar renk katmaya başladı. Bugün Kore Dramaları nasıl izliyorsam o günlerde Bollywood Filmlerini -belki de 5 katı daha - büyük bir zevk ile izliyordum. Haftada en az bir kez mutlaka izlerdim. Sevgili Shahrukh'cuğum neler yaptığını takip eder. Tek kelime anlamaksızın videolarını izlerdim. Hatta Hintçe'm de gelişmişti bir dönem, araya Korece girince unuttum tabiki... Yıl 2007-2008, lise 3'e başladığım zamanlardı o zamanlar...

          Okuldan erken geldiğim günlerden bir gün annem ile kardeşimi televizyon izlerken buldum. Gözleri çekik, yeşilin hakim olduğu aynı tiplerde giyinmiş bir sürü kadının olduğu bir TRT dizisi, önemsemedim. Tekrar aynı diziye denk geldiğim bir başka gün annem " Bak çok güzel bu dizi kızım, biz kardeşinle izliyoruz, gel sende izle " dedi. Hemen sinir kat sayım arttı. " Onun yerine bir Hint Filmi çıkarsalar ne olurdu " diye söylene söylene "İZLEMEM BEN" diyerek kestirip attım. Aradan biraz zaman geçti. Yine okuldan erken dönmüştüm. Evde kimse yok, canım bilgisayarla da uğraşmak istemiyor, televizyona bir bakayım dedim. Annemin izlediği o dizi vardı yine TRT1'de. İzleyecek başka birşeyde yok hani, ehh bakalım nasıl birşeymiş, amacım anneme "ne saçma şey izliyorsun" demek... 5 dakika tartmak için bakmaya karar verdiğim diziyi izlerken buldum kendimi.
 
          O sırada yaz tatili de girince hergün izledim diziyi, hatta annem ile kardeşimin alay konusu bile oldum.:) Ortasında başladığım dizi, karakterlerini deli gibi sahiplendiğim dizi, hiç beklemediğim bir günde ansızım bitiverdi. Son yazısı gözümde patladığı an yaşadığım üzüntüyü anlatamam. O dizi Sarayın Mücevheri yani Dae Jang Geum'dı.
          Annemin gazları ile baştan başlatırlar umudumu kucağıma alıp, bir sonraki yayın saati karşısına oturduğumda, TRT'nin farklı bir Kore Dizisi ile karşılaşınca hemen televizyonu kapattım. Elinden şekeri alınmış çocuk gibi "Banane izlemeyeceğim." tepkileri ile döndüm bilgisayarımın başına. Sonraki çıkan dizide Goong'du hani.
         Herkes daha fazla dizi izlemek isterken bende durum tam tersi oldu. Zaten hep millet mersine ben tersine tersine...

         İzlediğim, sevdiğim tek Kdrama Dae Jang Geum, sevdiğim tek hanguk namja Ji Jin Hee ssi idi. Diziyi izlediğim dönemde "Şunların bir de normal hallerini görelim bakalım" diye google yapıştığımda ilk görüşte vurulmuştum Ji Jin Hee ssi'ye.

          Bir yıl sonraki yine bir yaz tatilinde çok sevdiğim Bollysever arkadaşım "Ş" sayesinde tekrar kavuştum Dae Jang Geum ekibine. Televizyonda bir çok kanal veriyordu bu kez. Arkadaşım ilk kez izlerken ben ilk bölümler ile birlikte tekrar izledim diziyi. Konuştukça içimizdeki Ji Jin Hee aşkı büyüdükçe büyüyordu hergün. -İzledikçe değil yalnız altını çizerim.:D-

          O sıralarda Ji Jin Hee ssi Evlenemeyen Adam dizisinde boy gösteriyordu. Aradım taradım, saatlerini hesapladım, KBS2'yi online buldum sonunda ve her pazartesi salı takıla takıla izledim tek kelime anlamadan diziyi. Hala Türkçe alt yazılısını bilmiyorum dizinin hatta.

          Jang Geum bu sefer bitince TRT'de inat etmedim ardından çıkacak diziyide izlemeye karar verdim. O da Denizler İmparatoru'ydu. Ama bazı sebeplerden onu bitiremedim. Tam o sırada üniversite başlayınca KDrama sayfası tekrar kapandı kısa süreliğine.


          Dedim ya kısa süre; ardından bir haber patladı: "TRT1 Güney Kore'de çekimleri devam eden Queen Seon Duk isimli diziyi yayınlanıyor. " şeklinde... Sevgili Bollysever dostilerimin ve özellikle "E" ablamın teşvikleri sayesinde bir kaç bölüm kaçırdıktan sonra başladım diziye. Yine aynı Dae Jang Geum tutkusu yapıştı içime. Tüm benliğimle izledim diziyi. Hissettiklerimi merak ederseniz tık tık...

          Dizi bitince yine bir kopuş yaşadım drama dünyasından. Hep birşeyler izleyesim var ama yol gösteren yok ki....:D Sonra birgün yine "E" ablamın önerisi üzerine You're Beautiful izlerken buldum kendimi. Ve başlangıç o başlangıç. 2010 Nisan'dan beri KDrama dünyası benim yeni dünyam oldu. Öyle ki Bolly dünyası sadece filmler ile sınırlanırken; Kore dizi, film, müzik, oppa, unni diyerek tüm medya dünyası ile hayatımda yerini aldı.

          Yaklaşık bir yıl sonra 2011 Şubat da 19. dramamı yani Hong Gil Dong 'u izlediğim sıralarda da burayı açmaya karar verdim. Amacım kesinlikle kendi kendime konuşmaktı. Ama hiç beklemediğim bir ziyaretçi sayısına sahibim şuan.:D


           Blogcuğum yakında 2. yaşını dolduracak bense drama dünyasında 5. yılımı dolduracağım neredeyse... Yani bir çok kişiye göre sunbae olduğum fark ettim şuan..:))









           Mimizi Sevgili unnim Ceylin'in Annesi' ne ve çok sevdiğim bloggerlardan biri olan sevgili Küçük Filozof'cuğuma yolladım, gitti. Umarım yazmak isterler... :))

3 yorum:

  1. Çok keyifli bir mm olmuş inşallah kardeşimde senin gibi seyretmeye başlar sunbae'cim benim :D Eline sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Unni-ah mimi paylaşma zahmetine girdiğin ve yazdığın için cok teşekkürler...Benim daha bir senem dolmadı senin 5. yılın dolacakmış darısı benim başıma...Çok tatlı ve içten bir yazı olmuş cooook begendim. (Unni-ah sen içini dok biz okuruz! :) ) UNNİ-AH JAAAAAAAAAAAAAAANG!!!!

    YanıtlaSil
  3. <Irmak Dakılır
    Teşekkür ederim Irmakcım.:) İnşallah başlar da o güzelliklerden mahrum kalmaz daha fazla.:))

    <Çatlak Agasshi
    Asıl ben teşekkür ederim canım. Bana sık sık sorulan bir soruydu. Sayende tekrar tekrar cevaplamak zorunda kalmayacağım.:)) İlk dizimin üstünden yaklaşık 5 yıl geçmiş olsada You're Beautiful'dan sonra patlama yaşadım daha çok. Aslında 2,5 yıl desem daha doğru olurdu.:))

    YanıtlaSil