Blog kullanım rehberi için tıklayınız.

20 Nisan 2015 Pazartesi

Kamisama Hajimemashita 2

           Yapımları haftalık izlemek kadar riskli birşey yoktur. Sıkılabilirsiniz, sabredemeyebilirsiniz, en kötüsü hayatın akışından vakit bulamayıp izlemeyi unutabilirsiniz. Ama bazı yapımlar vardır sanki hayatınıza bir ışık tutuverir, izlerken herşeyi unutturup sizi içine alıverir. Daha fazla olsun daha fazla izliyim isterseniz, izlediğiniz sahneleri izlemek sizi sıkmaz, aksine her seferinde aynı tadı yaşatır.

          İşte Kamisama Hajimemashita böyle bir yapım. Çizen, tasarlayan, düşleyen, mangasını animeye çeviren, sesiyle can veren herkese minnet duygusu uyandıran bir yapım. İzlerken sizi içine alan, tekrar tekrar izlettiren, duygularını sanki içinizde yaşıyormuşçasına şeffat bir şekilde yansıtıp işleyen çok başarılı bir yapım.

          İkincisinin başladığını tesadüfen gördüğümde kendimi izlemekten alamadım. İlk bölümü izler izlemez ilk sezonu tekrar izledim. Yine aynı tadı alarak izledim üstelik. "Ahh özlemişim" dedim bir de üstüne. Her hafta yayınlanan yeni bölümü iple çekişime inat biraz daha sabır diyerek bir önceki haftanın bölümünü tekrar izleyip yeni bölüme geçtiğim, buna rağmen hiç sıkılmadığım şahane birşey benim için.

           Özellikle ikinci sezonun duyguları insanın içine yansıtışı adeta yaşatışı aynı zamanda çok eğlenceli sahneleri ile kendisinden kopmanıza izin vermeyişi... Bir sezon daha olsa ne güzel olur...

         Üçüncü sezon da neymiş 3-5-10 sezon yapsalar izlerim. Her hafta değil her gün izlerim. Tekrarlarını bile severek izleyen beni yeni bölümler için ölürüm ölürüm.:D

          Siz hala izlemediniz mi? Çok büyük kayıplardasınız. Hemen izleyin, Tomoe'yi, Nanamiyi tanımalısınız. Başa karakterler kadar yan karakterini seveceğinizin garantisini de veriyorum üstelik.;)



          Final bölümünü izlemeye kıyamadım sırf onlardan kopmak istemediğimden. O yüzden biraz geciktirdim araya 2 hafta belki de daha fazlası girdi. Aklımın deli gibi dolu olduğu, taşmak ne kelime kusmak üzere olduğu manyak günler geçirmiş olduğum halde üstelik; final beni içine aldı, kalbimden geçti ve sanki hiç kopmamışız hissi verdi.

           Tomoenin kararsız sinirli mutsuz ve utanç yüzüyle hıhlayışı ile biten can animem manganda da görüşmek istiyorum ama 3. sezon senin asıl layığın.:))




Bu anime için daha neler söyleyip neler paylaşmak istiyorum
ama gerek yok içimde kalsın.
İzledikçe nasıl olsa o duygular tekrar tekrar çıkacak içimden...:)

Yinede şunları söylemeden geçmemeliyim sanırım. ;)

Bir erkek sevdi mi tomoe gibi sevmeli, 
her seferinde kırıp kızı öküzlüğünü yapsa da
 işte öyle sevmeli sevdiğini öyle sahiplenmeli. 
Yedisinden yirmi dördüne onu düşünmeli, 
onsuz hiç birşey yapamamalı. 
Bir kız sevdimi Namami gibi çok sevse de 
bilmeli güvenilmeyeceğini kimseye, bilmeli yanlız olduğunu, 
bilmeli kimseye sırtını dayayamıyacağını,
 bilmeli... 
Kalbi onu bırakmak istemese de 
eğer sevdiği onu istemiyorsa
 onun mutluluğu için kendi mutsuzluğuna inat 
onu özgür bırakabilmeli.

7 Nisan 2015 Salı

Geri mi Dönsek Ne ? ! ;)

'K'ore Günlükleri'nden kocaman merhabalar sevgili takipçilerim... yada artık takip etmeyi bırakan bir zamanlar ki takipçilerim....

Biliyorum, biliyorum suçluyum çok suçuluyum. Ben ki söz verdi mi her sözü tutmak için kendimi parçalayan biriyken şimdilerde burayı adeta bir çöl haline getirdim verdiğim sözleri bir kenara bırakıp...

Dizileri izleyip yazmayı bırakın, her yıl yaptığım yeni yıl, yeni yaş, en iyi dizi anketi hatta ve hatta en gözdem MAMA serimi bile terk ettim bu yıl.

Yazmak gibi bir niyetim yoktu aslında. Ta ki bu ana kadar... Şuan içimden buraları bir canlandırmak geldi anlatamam sizleri. Bu istek kaybolmadan hemen gelip saçmalamak istedim bu yüzden.

Bu aralar yaşam enerjisi düşen Kore Günlükleri neler yapıyor bir göz atmak ister misiniz?

          Öncelikle sadece çalışıyor, hayatın zorluklarına engellerine öfleye pöfleye baş ağrıları ile yaşıyor. Ama fark ettim ki bu denli kafama takmamın sebebi olayları kendi dünyamdan, rahatladığım, herşeyi unuttuğum, beni içine alıp götüren; blog, drama, kore, hint dünyası olduğunu fark ettim. Bu yüzden daha az sinirli olmak amacı ile blogcuğumu eski günlerime olamasada eskiye yakın hareketli günleri döndürmeyi hedefliyorum. Öylese gazamız mübarek, Allah yardımcımız olsun.:)

           Kore Günküleri hep pöflemenin yanında.:D her hafta kendisi yarım saatliğine de olsa kaptırdığı bir dünyaya sahipti merak etmeyin. O dünya ki; tek kuyruğu ile 9 kuyruklu tilkilere bir değil bin taş çıkaran bir Tomoe'nin dünyasıydı. Yani amisama Hajimemashita animesinin ikinci sezonunu haftalık olarak takip ettim.
İyi ki ettim. En heyecanlı yerinde bitsede, yeni bölümle birlikte her hafta bir önceki bölümü izliyor olmama rağmen doyamıyor olmama rağmen hayatıma enerji katan, beni yaşama geri döndüren yegane ışık gibiydi her salı...
          Henüz final bölümü izleyemediğim için geniş ayrıntıya girmiyorum. Ama izler izlemez hemen bir yazı ile geleceğim buralara kısmetse inşallah.:)

          Onun haricinden Hyun Bin ssinin dizisini de izlemiş bulundum bir anda. Dizinin ve Hyun Bin in çok eleştiri aldığı duydum. Final bölümünü de az önce izledim hatta. Benim düşüncemi sorarsanız vaktim olursa anlatırım bir gün. Ama her dizi gibi başlarda eğlenceli son bölümlere durağanlaşan hatta bazı bazı abaran durumların olduğu bildiğimiz Kore dizisiydi işte. Ne çok süper diyebilirim ne de çok kötü. Ama söylemeden geçilmeyecek bir noktada da var ki o Soo Hyun hikayesi diziyi ayakta tutan damar olaydı. Olay çözüldü dizinin temposu düştü ne yazık ki...

          Bu da yetmedi bana dizinin hemen arkasıdan başlayan can insan şebelek Yoo Chun'cuğun dizisini de izlemeye başladım. Tabiki YooChun can gerisi heyecan, hele ki başrol kızı Fashion King sağolsun hiç sevmem ama burada sevimli hakkını yemeyelim. Ve dizinin heyecanlı hafif gerilimli polisi tarafımı da var. Daha ne olsun ;)

         Bu arada KoreanTürk ekibinin süper projesinden bahsetmek istiyorum hala duymayan kaldıysa...
Android telefonlarda dizi izleme uygulaması. Görür görmez indirdim ve iş yerimde yemek molalarında kullanmaya başladım. Gerçi sadece bir kaç dakika izleyebiliyorum iş arkadaşlarım ve gıcık müdürüm yüzümden ama olsun. Yanımda ya hep diziler vaktim olsa izlerim rahatlığı yetiyor canıma. Müdürüm gördükçesi çarparım K demese izleyeceğim de, yemiyor işte.:D


          Kore Günlükleri Şubat ayının ilk haftası 4. yaşını da doldurmuş oldu bu arada çingular. Hesaplarken ben bile küçük çaplı bir şok yaşadım ama çaktırmıyorum. Nice yıllara diyorum blogcuğum ve sizlerle...

          Son olarak;
 hayat bizi ne kadar zorlarsa zorlasın,
 insan herşeyden vazgeçiyorda
 kendi olmaktan vazgeçemiyor. 
Kendim olmaktan vazgeçmekten vazgeçişim hatrına
 buralara dönmek ve tutarlı bir şekilde
 buralarda kalmak dileğiyle....
Tekrar görüşelim diyorum çingu canlar...