Blog kullanım rehberi için tıklayınız.

29 Ağustos 2016 Pazartesi

'K'ore Günlükleri Geri Dönerse;


Nasılız sevgili çingular...
Bugünlerde öyle bir geri dönüşüm var ki buralara anlatamam size...
Bilgisayarım beni terk etse de ben Kore Dramaları'mı terk etmedim ve telefonumun minikcik ekranından -ne acındırdım kendime beh- dizilerimi izlemeye devam ettim. Gündemi hakkı ile takip edemesem de kendime 3 dizi yakaladım izlemek, haftalık takip etmek için... İstedim ki sizleri onlarla bulusturayim bugün...

Pazartesi- Salı: Moonlight Drawn by Clouds

          Bu dizinin sadece şu yandaki resmini gördüm. Kız çok tatlı görünüyordu. "Bir bakayım, beğenmezsem izlemem yarıda kalır." dedim ve be-ğen-dim.

        Çok tatlı bir dizi. Reply 1988'in kaybeden ikinci adamı burada çok tatlı, çok baskın, 10 numara bir karakter. Çocuğun içindeki cevher ortaya çıkmış adeta.
Kızı desen kaç kez izledik melodramların çocukluk bölümlerinde. Büyümüş kızımız oppalarıyla başroller paylaşır olmuş.

          Dizi tamda benim sevdiğim ve bir zamanlar şikayet ettiğimiz ama artık bulamadığımız sevimli eğlenceli konu; oğlanların içinde oğlan gibi yaşayan kızımız hakkında. Eh bir de tarihi olunca
bana Sungkyunhwan Scandal'ı hatırlattı ki kendisini çok severim. Bu diziyi de çok sevdim. O yüzden pişmanım haftalık izlediğime. Bir çırpıda içine gömülmeli ve izlerken yaşamalık bir dizi gibi duruyor ilk bölümler.
          Ama artık eskisi gibi gecemi gündüzümü dizi ile geçirdiğim dönemler bitti. Artık çalışıyoruz, işçi olduk, emekçi olduk, kısacası sömürünü düzenine bir parça oldu her yaşamını devam ettirmek zorunda olan insancık gibi. Çok özlüyorum okul yıllarımı ki bundan 3-4 yıl öncesine tekabül ediyor o zamanlar ahh ahh gençliğim soldu iş yerlerinde ...(yine fazla uzattım)


Çarşamba Perşembe Kuşağı: W

        Böyle bir dizi drama tarihinde yok. Varsa ben görmedim. Gördüysem de unutmuşum. Böyle bir yapım dünyada yok sanki... ilk...
Ben o kadar dizi-film izlemiş insanım. Bu işin gurusu olmuş sayılırım. Sayılırım fazla bile kaldı yanımda. Öyle ki bir sonraki sahneden ne olacağını adım gibi bilirim neredeyse. %100 kestiremesem de en azından bir kaç teorim olur, tutan da çok olur, olmazsa o yapım orjinal güzelliktedir zaten.
Ama yok anacım bu öyle bir dizi ki; sonra ne olacağını tahmin etmek şöyle dursun, insan bölüm bitince abalak gibi kalıyor. Dizi o kadar akıcı ki zaten sudan çıkmış balık gibi alık bir ifade ile izliyorsunuz düşünmeye fırsat bulamadan.
          Karakterimiz canımız kanımız Kang Chul zaten dev-ri alem. Fan girllük için yaratılmış sankim....tövbe tövbe..
           Allah kısmet ederse inşallah kendisi için uzun uzun yazmak istiyorum dizinin bittiğinde.Bu yüzden bölüm başı not alıyorum resmen kehkehkeh...Sonunu hepimiz çok merak ediyoruz, ne olur bitmesin diyen tarafımıza inat...


Cuma - Cumartesi: Cinderella and Four Knights

          Bu dizi bana birden fazla hikayeyi hatırlatıyor. TvN'in yakışıklı oğlanlarla tek kız konseptinin bir parçası olsa gerek bu dizimiz. Sadece çiçek oğlanları değil aynı zamanda bana Japon dizi Atashinchi No Danshi 'yi de hatırtlattı bana. İlk iki bölüm ve konsept olarak. Sonra tamda şu sahnede aklıma Yamato Nadeshiko Shichi Henge animesini hatırlattı. Uçtan uça da bir You're Beautiful hatırlıyorum üstelik. Yakışıklı oppam Jung Il Woo da oynamasın mı üstüne bir de dizide.


           Ama ben Kang Hyun Min kızı kapmalı diye düşünüyorum yada kızı diziden atın ben Kang Hyun Min'i kapayım,her türlüsü olur yani ki heheh...-Ben züppe seviyorum hacı... Ne öyle dolap gibim herif... Kang Hyun Min gibim olacak, yakışıklı oyuncu, o çevresindeki karı kızaları tek tek yolacan deşarj olacan, ne öyle sevdiği kız için abuk subuk yeminler eden salak, gerek yok... bak hyun min'e çevresinde o kadar kız var ama o kıza aşık oldu onca kız yenmişsin abla sen napacan Il Woo oppayıyaşlandı artıkım o daha çıtırlar var bak-
          İnamıyacaksınız ama amacım Jung Il Woo bana kalsın değil bu kez. Cidden ama cidden Kang Hyun Min'i tutuyorum. Düşününün dizide adını ezberlediğim tek karakter o :D

Ama dizi biraz tempo düşürdü gibi geldi bu hafta...


Ara Sıcak: Uncontrolly Fond


        Biliyorum taşlayacaksınız beni bu diziyi böyle adlandırdım diye ama sebeplerim var.

          Bu dizinin eğlenceli yanak sıkma sahnesini görünce instagramda izliyeyim bari dedim, üstelik bayağıda bir övülüyordu. Yukarıda saydığım dizilere başlamadan önce başladım aslında bu diziye.
 -Abla ya sizin memlekette başka hastalık yok mu sanki yedin beni he... Bari son bölümler söyle, ortalarda söyle, ne bilim ilk dakikadan niye hepimize karamsarlık çöktürüyorsun ya...-
        Açar açmaz 3 aylık ömrün kaldı muhabbeti ile başlayınca dizi hemen MiSa geldi aklıma; o da nesi hiç şaşırtıcı olmayan bir bilgi ile öğrendim ki yazarımız aynıymış meğer. Bu kadın takmış milletin beynine, illaki insanları bir beyin olayı ile hastalandıracak öldürecek.... Psikopat mı ne?

          Neyse efendim özetle sonu başından belli dizinin bana göre heyecanı yok ama bu psikopat abla ne zaman dizi yazsa bir şekilde izliyorum ben. Bu dizide beni bağlayan birşey yok ama izliyorum. Serviste eve giderken yada işe gelirken... Bazen öğle aralarında molaya çıkmazsam falan filen fıstık fındık...
          Ara sıcak çünkü arka arkaya izlemeye kalksam kaldıramam... valla sıkılıyorum ya...
Biliyorum siz seviyorsunuz, hastasısınız ama ben olamadım. miyan...

Gözümde Kalanlar: 
          Birde izlemek isteyip vakit kalmaz diyip izleyemediklerim var ama öyle gözüm kaldı ki anlatamam ben kesin onları da izlerim he.. demedi demeyin.

Jealousy Incarnate: 
           Bunu %100 izlerim bir kere kaçarı yok. İzlemeliyim izlemeliyim... huuuu...

          Kadro, şebek fragmanlar, unutulmaz dizim Pasta yazarı, Gong Hyo Jin'in başarılı dizileri,  The King 2 Hearts'in gönlümüze taht kuran biricik yaveri gibi cezbedici unsurlarıyla 24 saat uykusuz kalıp izlemeyi hayal ettiğim dizi. Bu konuda ciddiyim. Yukarıda bahsettiğim ilk 3 diziyi haftalık izlediğim için çok pişmanım. Buna öyle kıymak istemiyorum. Tek izin günüm olan pazarı yarım gün olan cumartesi ile birleştirip tek nefeste bitirmek hayalim diziyi ve biliyorum bir hayal olarak kalacak...

Our Gab Soon:
          Kim Soo Eun ve Song Jae Rim ssilere hastayım ben. Adeta en sevdiğim iki tatlı oyuncu başrol paylaşıyor, romantik komedi ama dizi 50 bölüm ya 50 bölüm nedir ama ya...
Hayatta bitiremem, haftalık aylık izlesem bitmez kesin ilk sıkıldığım dakika bırakırım ya olmaz ki ama çok gözüm kaldı.

Laurel Tree Tailors diğer adı ile The Gentlemen of Wolgyesu Tailor Shop:
          Aslında bu dizide çok dikkat çekici bir şey yok. Hatta fragman izleyecek kadar bile fırsat bulabilmiş değilim ama dönemsel olması dikkatimi çekti.
Tabi 50 bölüm ve ben... çok uzağız çokk...

Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo:
          Fantastik Lee Jun Ki dizisi. Bilgisayarım bozulunca en son ki yarım kalan dizinin üstüne yeni fantastik dizi çeken Lee Jun Ki ssi hiç izleme istediğim olmasa da sırf onun hatıra gözümde kaldı işte. Yoksa konusunu bile okumadım henüz...


Let's Fight Ghost:
          Fantastik tek sebebim o...  Fantastik seviyorum ben. Geri kalan sebepleri değerlendirmeden hiç bir şey bilmeden izlemek istiyorum.

Legend of the Blue Sea:
           Lee Min Ho ve fantastik kelimeleri yan yana gelmesi yetmezmiş gibi bir de bu cümleye Jun Ji Hyun eklenince yemede yanında yat bir dizi bizleri bekliyor.
          Ama hayır bu kadar değil kalite basamakları. İçinde girdikçe daha çok artıyor adeta. Dizinin yazarı You Who Came From the Stars yazarı Park Ji Eun ssi. Yönetmeni ise; Shining Inheritance (2009-Bilmeyenlere Lee Seung Ki can'ın ilk dizisi. Kendisini izlememiş olsam da çok popüler. Öyle ki aldığım Korece Ders kitabının arkasında resmi var dizinin.:D-), Prosecutor Princess (2010), City Hunter (2011), Master's Sun (2013), Doctor Stranger (2014) gibi başarılı yapımları idare etmiş adamımız Jin Hyuk ssi.

           Yani demek istediğim sadece görünen yüz olarak değil alt yapı olarak da insanın beklentisimi arttırıyor. Minozların deli divaneliği ile inanıyorum bu dizi yılın beklenen dizi olarak tarihi geçecek. Belki de geçti.:D İnşallah beklentilerimizi karşılar.
Bakalım W dramasını geçebilecek mi gözüm de?


           Son olarak dizimiz gözümde kalanlar listemde bir numara olan Jealousy Incarnate bitince başlayacak...



4 yorum:

  1. Bilgisayarı açmışken bir kontrol edeyim dedim bloğu güncelleme var mı diye, bir de ne göreyim birşeyler karalamış buralara biricik bloggerim :) Malum, Kore'ye dair takip ettiğim ilk blog hatta ilk dizilerimi buradaki yorumlara göre seçip izlemiştim ben bknz: Secret Garden haha. Kopamayışım bundan bence benim bu blogdan ^^
    Yazıyı bir çırpıda okudum çok da sevdim, çoğu diziyle alakalı aynı şeyleri düşünüyoruz. Song Jaerim ve Kim Seoun'un dizisini Kore'deyken tv den izlemiştim biraz. Kızmayın bana ama oyunculuklarını biraz yapay buldum :( Kim Seoun'u çok severim bu arada ^^ Veee Doctors'ı da tavsiye ediyorum bloggerim, çok aman aman değildi ama severek izlediğim dizilerden oldu :)
    Veeee Minho'nun dizisini 21354574541234 gözle bekliyorum hahahaa W ı geçer mi tartışılır ama mükemmel bir dizi olacağı kesin :)
    Velhasıl kelam, lütfen devamı gelsin bu yazının, senin yazılarını çok özlüyorum. Bloga girip güncel görmeyince içim bir buruk kalıyor canım bloggerım :) Yeni yazılarda görüşmek üzere :3

    YanıtlaSil
  2. HiLaLcim hoşgeldin. Herkes terk etmiş bu araları bir yorum bir beğeni alamadım diye dertleenirken ben seni görmek beni 5 kat mutlu etti diyebilirim.^^ Eski günlere dönmeyi izlemek yerine yazmayı çok istiyorum ama bilgisayarım bozuk. Yaptırmak da uzun sürecek. Şimdilik iş yerinde kaçak göçek, telefondan zor zar yazıyorum bişeyler...
    Bu arada
    Kore deyken derken hayırdır... Benim dünyadan haberim yok.;)
    Bende bir iki bölüm izledim de Kim so En da Song Jan Rim de bana da birazcık sahte geldi oyunculuklar... Sonra bıraktım zaten.:)
    Şu Park Shin in suratı görmeyi sevmesem daha önceden de başlardım aslında ama sen öneriyorlar izlemek isterim mutlaka...^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 20 günlük bir kaçamak yaptık arkadaşımla Kore'ye ablacım hehe :)
      Seni mutlu ettiysem ben çok çok daha mutlu oldum :3 Senin yazmayı özlediğin kadar ben de seni okumayı özledim gerçekten. Umarım en kısa zamanda tüm aksilikler çıkıp gider hayatından :)
      Park Shinhye'yi sevmiyodun dimi sen unutmuşuum, ama dizi cidden güzel yeni bitirdim ben. Park Shinhye her sahnede ama katlanamayacaksan başlama :D

      Sil
    2. Çok özendim şuan sana. Bende gitmek istiyorum... :D
      Park Shin Hye sevmediğim halde neredeyse bütün dizilerini izlemişimdir. Bunu izlemem deyip izleyecek potansiyel var bende^^. Ama şuan için uzağım canım, bakalım kısmet birde bakmışsın bir gün dizi hakkında bir yazı olur burada. :))

      Sil