Shinkai Makoto'nun felaket üçlemesi serisinin son filmi Suzume No Tojimari inceleyeceğiz bugün.
"Felaket üçlemesi nedir?" diye merak edenlere kısa açıklayalım.
Çelimsiz bir kedi (Daijin) sevgi görünce güzelleşiyor. Ama şımarıp da haddini aşınca, bencilce davranmaya başlayınca sahip olduğu sevgiyi kaybediyor. Sevilmeyen yürek yine cılızlaşıyor. Beyaz kedi, Suzume'nin şımarıp haddini aşan tarafı aynı zamanda. Teyzesinin onun için kendi hayatını feda etmesine için için sinir olup şımaran tarafı...
Shinkai Makoto'nun Japonya'da yaşanan doğal afetleri anime filmlerinin teması olarak kullanması sebebi ile bu şekilde anılıyorlar. Tematik olarak benzer olsalar da karakterin hikayeleri birbirinden bağımsız. Bu sebeple benim gibi kalkıp sondan yani Suzume'den de başlayabilirsiniz.
En çok hasılat yapan filmler olarak tarihi geçen bu seri; sırası ile şu şekilde yayınlandı.
1- Kimi No Na Wa (Your Name)-2016
2- Tenki No Ko (Weathering with You)-2019
3-Suzume No Tojimari (Suzume)-2022 -Suzume'nin Kapıları Kilitlemesi
Suzume; En iyi film, en iyi anime şarkısı ödüllerini kendi topraklarından alırken; uluslararası fantastik film ve uluslararası animasyon ödüllerinin de sahibi oldu.
En iyi şarkı demişken ruhunuzu dinlendirecek o melodiyi şuraya bırakalım.
Deprem felaketini tema olarak arka planına yerleştiren animemiz; tamamen metaforik ve imgesel bir yapım. Duygular soyut boyuttan maddesel boyuta geçmiş adeta. Buna rağmen ortada tamamen subliminal bir yapım var. Siz, neşeniz, yaşadığınız acılar her neyse, yüreğinizdeki kırıklar neredeyse; ekrana yansıyan imgeler onlara dönüşüyor.
Hatta iddia ediyorum; siz ne kadar derinseniz, animenin o kadar derinine inebiliyorsunuz. Derinliklere inemeyecek bir ruh halinde izleyenler bile, fantastik olgular ile deprem felaketinin böylesi somutlaştırılabilmesinden etkileniyor.
Kısacası; bakabilirseniz kendi içinize, size sizi anlatıyor; yaralarınızı buluyor, yerini gösteriyor. Sizi iyileştirmiyor belki ama fark etmenizi sağlıyor. Çünkü animenin vermek istediği mesaj şu: Kendini kendin iyileştirebilirsin, böylece tüm felaketlerin önüne de ancak sen geçebilirsin.
Ve gelelim geleneksel spoiler köşemize.
İzlemeyenlerin okumamasını rica ettiğimiz köşemize.
Hatta izlemeyi düşünmeyenler bile okumamalı.
Ruhunuzun derinliklerine inebilme fırsatı veren bu animeyi
mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.
Her karakterin penceresinden baktığımızda olaylara başka boyutlar açıldı adeta yüreklerimizde.
Animenin bu sebeple verdiği bir çok mesaj vardı aslında.
1.Gerçek sevgi iyileştiriyor.
Bir bacağı kırık bir sandalyeye dönüşen Sota; her defasında benliğini kaybettiğinde Suzume tarafından yeniden kendine getiriliyordu. Tam vazgeçtiğinde Suzume'nin vefası-bağı sayesinde yeniden hayatta tutunuyordu. Tamamen vazgeçtiği o anda bile Suzume onu bırakmadığı için kaybolup yok olmaktan kurtuldu.
Tek bacağı olmadığı için ayakta duramayan sandalye; annesi olmadığı için ayakta duramayan çocuk tarafıydı Suzume'nin. Sota bir destek koyarak oturdu sandalyeye. Bir destek olup Suzume'nin kalbine dokunmaya gelmişti belli ki.
2-Bağımlılıklar kaybolmamıza sebep oluyor.
Sevgisiyle Sota'ya yaşama dürtüsü veren Suzume; gerçekte annesine duyduğu özlem ve bağımlılık yüzünden kendi içinde kaybolmuştu.. Annesini küçük yaşta kaybetmenin ve çocukken yaşadığı o büyük felaketin izleri, onda derin bir travma bırakmıştı. Her geçen yıl herşeyi görüyor, duyuyor, biliyor olmasına rağmen; fiziksel olarak büyüyüp gelişmesine rağmen ruhsal olarak kaybolmuştu. Öyle bir kaybolmaydı ki onunkisi... Acısıyla birlikte derinliklere gömülüyor, kendinden uzaklaşıyor, boş bir kabuğa dönüşüyordu.
Teyzesinin penceresinden ise bu hikaye, ergenlik dönemindeki bir evden kaçış...
-yani siyah kedi beyaz kedi ile hırlaştığında- yıllardır biriken sessizliklerin yükleri saçılıveriyor etrafa. Yaşadıkları yüzleşme; gerçek sevginin sadece tatlı tarafları ile değil; acı yönleri de eklenince bir bütün olabileceğini anlatıyor. Çünkü sadece tatlı taraflarla büyütülmeye çalışan Suzume; sevgiyi tam anlamıyla hissedemiyor ve kendini yük hissediyor yıllarca. Teyzesi sadece sevgisini vermeye çalışıyor, kendi içinde bulunduğu sıkışmış dünyayı saklayarak, onu kırmamaya çalışıyor tüm iyi niyetleriyle... Ama yalan ve samimiyetsiz hissettirdiğini fark edemiyor.
Yaşadıkları o patlama anı aralarındaki tüm boşlukları dolduruyor adeta. Çünkü gerçek samimiyetler sadece dürüstlükle ortaya konabilir.
Sevgiye yeniden kavuşunca Suzume'nin yüreği beyaz kedi gibi yeniden güzelleşiyor ve tutunduğu bağımlıklara veda etmeye hazır hale geliyor.
3- Kendimizi iyileştirecek olan kendimiziz. Kaybolan benliğimizi bulabilecek olan yalnızca biziz.
Mutsuzluk ve keder içimizden çıkan devasa bir ateş solucanı gibi. Zaman zaman içimize sığmıyor ve dışarı taşabiliyor. Kimse görmese de insanların kalbini yıkıp dökmemize sebep olabiliyor.
Birileri yada felaketler umutlarınızı yakıp, hayatınızı çaldıysa, dünyanızı başınıza yıktıysa onları alın iki taşın arasında bırakıp kilitleyin yaradana sığınıp. Size de çevrenizdekilere de zarar vermesine izin vermeyin. Tıpkı Suzume gibi...

