.label-size span { display: none !important; }

Bu Blogda Ara

25 Eylül 2013 Çarşamba

Mim: Kimim Ben?

Uzunca bir aradan sonra blogcuğumuza bir mim daha teşrif etti sevgili çingular. Mimleri çok sevmeme rağmen çok mimsiz kalmışım gibi hissediyordum bu ara.:) Bu histen beni kurtaran sevgili Bulanık Beyin Ayşeciğime teşekkürlerimi iletiyorum ve öncelikle sizleri onun cevaplarına yönlendiriyorum., tık tık...

Önümüzde cevap bekleyen 10 soru var.

1.Ben Kimim?
Bugünlerde bu soruyu bende kendime sorar oldum. "Ben kimim? Neyim ben?" Kız desen diğer kızlar gibi değilim sanki, erkek desen o hiç değilim. :D Sanırım ben insanda değilim. Kesin uzaylıyım ben kesin.:))
Mars yada Venüs olamaz, Dünyadan daha sıcak. Kesin Jüpiterliyim ben...:D

Kısaca ben 22 yaşında olup 88 hisseten, dünyalı görünüp uzaylı gibi davranan, bugünlede acayipliğin dibine vuran, şuan grip olmanında etkisi ile ne dediğini bilmeyen bir Kore severim, Bolly severim, kendime sevmem ailemi severim.:))

Bloğunun Adı Nerden Geliyor?
Blogcuğum adı... Nasıl bulmuştum ben onu yahu... 88 yaşında hissetmeyeyim ne yapayım, herşeyi unutuyorum.:D

Sizlerinde bildiği gibi 2 kelimeden oluşuyor. Günlükleri kelimesi başlıkta yazdığı gibi "Oturduğumuz yerden dramalarla gerçekleşen bir yolculuk..."luğu ifade ediyor. Ekranın karşısında olsada, bizden bir haber olsalarda bir şekilde giriyor bu insanlar hayattalarımıza. Hayattımda nasıl yer edinmişlerden yola çıkarak oluşturduğum Kore Günlükleri sevgili Işık çingumun önerisiyle baş harfim 'K' 'yi tek tırnak içine alarak 'K'ore Günlükleri oldu. Böylece K'nin dizi günlükleri olarak duygu ve düşüncelerimi paylaşmaya devam ediyorum blogcuğumda.:)

Blog Açmaya Nasıl Karar Verdin?
Daha öncede buna benzer bir soruya cevap verdiğime hatırlıyorum. Blogları severek takip eden biriydim herkes gibi. Ama benim açmamam gerek yoktu. Ben onlar kadar eğlenceli ve güzel yazamazdım. Onun yerine Facebook da bir sayfa açtım, sevdiğim OSTları ve Dramalarından resimler paylaşmak için. Ama zamanla içimde bir de konularını yazsam daha düzenli olur sanki diye bir düşünce belirdi. Sonra sayfamı beğenenleri inceleyince çoğunluğun yabancı olduğunu fark ettim. Bende de bildiğinizi gibi İngilizce olmadığı için konuları yazabileceğim bir blog açmaya karar verdim. Şimdi bakıyorum da ne saçma bir sebepmiş. Her neyse tabiki yazmaya başlayınca konuların tamamen dışına çıkıp, sadece kendi düşüncelerimi paylaştığım bir yer haline geldi burası. Hemde başlar başlamaz.:D Zaten konu yazmayı da beceremem ben, tüm hikayeyi anlatırken bulurum genelde kendimi.:D

Neden Yaşam Bloğu?
Blogumu bir kez bile yaşam blogu olarak görmedim.:D Hafif bir deli modunda Kore dizileri yaşamımda yer edinse de burası tamamiyle uzakdoğu blogu.... Yaşam ile alakası yok burasının. Burası hayal dünyasının bir parçası. Başkaların hayal dünyasının benim hayal ve mantık dünyamla uyuşup uyuşmadığının bencilce duygularını barındırıyor sadece.

Kişiliğim?
Tek kelime ile tuhaf... IPKKND izleyenler Arnav'ın sürekli Khushi'ye "Aciiip hu..." dediğini hatırlarlar. İşte beni özetleyen cümledir o. Kimsenin aklından geçmeyen şeyler yalnızca benim aklımdan geçer. Komik, tuhaf hareketler ile bütünleşiverir bu düşünceler. Ve ortaya diziler ki kadar acayip bir varlık çıkar. Hem sakar hem akıllı, hem becereriksiz, hem yetenekli, hem dağınık, hem titiz.O varlık benim, o yüzden uzaylıyım.:D
Dipnot: Dizi izleye izleye bu hale gelmedim, yaratılışım böyle...:D

Güven kelimesi benim kişiliğimde anlamını yitirmiştir. İnsanlara kolay kolay güvenmen. O yüzden hep koca duvarlar vardır insanlarla aramda. Aşırı samimi olamam bir anda, alışık olmadığım bir ortamda espriler patlatmam, sessiz sakın köşede otururum. Biri birşey sorduğumda en içten şekilde, en bildiğim doğrularla sorulara cevap veririm ama ben soru pek sormam. Örneğin biri ile yeni tanıştığınızda "nerelisiniz" diye sorarlar. "Bursalıyım" der susarım. "Sen nerelisin" demek o an aklıma gelmez. Kötü niyetten değil, gelmez işte. Bu kadar soğukken ve bu kadar yüksek duvarlara sahipken nasıl bu kadar çok yakın arkadaşım var. Bende şaşırıyorum bazen.:D

Acayip olmamım sebebi birazda Balık olmamdan kaynaklanıyor sanırım.:))

Hoşlandıklarım?

Siwonn... haha bu sorunun cevabını herkesin bu şekilde beklediğini biliyordum. Sizleri hayal kırıklığına uğratmak istedim.:D

Birşeyler izlemeyi çok seviyorum izleme listelerimin uzunluğundan anlayacağınız üzere. İçinde aşk olan, komedi olan ve bunları belli bir düzeyin altına düşürmeyen yapımları izlemeyi çok seviyorum. Ben biraz geri kafalıyım, modern dünyanın bazı rahat kuralları bana göre değil. O yüzden her dizi-filmde bana göre olmuyor malesef...

Müzik dinlemeyi çok seviyorum. Özel bir müzik tarzım yok. Ben tarzları değil, içime işleyen sesleri, kulağıma hoş gelen ritimleri, sözleri hoşuma giden şarkıları dinlemeyi seviyorum. Tabi dinlediğim her ülkenin şarkılarını anlama imkanım yok. Ama benim için müzik dil, cinsiyet ayrımı olmayan bir etken. Ama din ayrımı başka. Kalkıp Hristiyan ilahisi de dinlemem yani...:D

Ama en sık dinlediğim müzik dizi OSTları yani Kpop ve Bolly filmlerinin şarkıları...

Türkçe müzikle aramıza bazı psikolojik sebeplerden ötürü yıllar önce kedi girdi.:D Sanırım Türk Pop Müziği ile kalite arasına da aynı kara kediden girmiş ki bu süre zarfında; eski şarkılar gibi güzel şarkılar yok şimdi piyasada...


Bir de yazmayı seviyorum sanırım. Hatta 3 kez birincilik ödülü almıştım okul yıllarımda.:) İleri de bir de bakmışız yazar olmuşum. Önce bir gazetenin köşe yazarı. Sonra yalandan röportaj yapıyorum Korelilerle. Tabii benim bilgi birikimin daha çok olduğundan daha inandırıcı olur.:))

Hoşlanmadıklarım?

Günaydın kelimesi... Son 6 yıldır nefret ediyorum bu kelimeden. Hakaret gibi sanki. Günaydın. Sana ayan gün bana aydı mı bakalım. Günün ayması seni mutlu ederken beni gıcık ediyor belki. Tünaydın da çok salakça... G olmuş t... bir şeyin özentisi gibi... çakması gibi...

Böcekler... Hele bu yaz akrepte soktu ya beni... Korkulu rüyam böcekler gerçek bir kabusu dönüştü resmen...

Ayrıca sahte insanlar, sahtekarlığı gözlerinden paçalarından her yerinden aktığı halde karşısındaki düşünüyormuş gibi yapıp onu alttan alttan yeren insanlar, herkesin her işine burnu sokan insanlar, hiçbir halt bilmediği halde senin hayatını senden daha iyi biliyorum tavrındaki insanlar, aşırı bencil insanlar, başkalarını küçümseyen insanlar, kendi doğrularımı savunacağın derken başkalarını görüşüne ve inaçlarına saldıran insanlar, aklı bir karış havada burnunun ucunu göremeyen kafdağını bulduğunu ve orada yaşadığını sanan insanlar, acıma duygusu olmayan insanlar, ders almayan insanlar, başkasının sırtından yaşamayı seven amipimsi insanlar... Özetle ben insanları sevmiyorum sanırım.:))

Ah bir de tanımadığım insaların bana çok yaşa demesinden hoşlanmıyorum dışarıda. Ne diyeceğimi saşırıyorum.:)


En Çok Sevdiğim Makyaj Malzemem?

Çok ağır makyaj yapmadığım halde, çok seviyorum makyajı. Benim için makyajın temeli pudra. Pudra olmadan makyaj yapmış saymam kendimi. Gerçi açık renk kullanıyorum. Belki belli bile olmuyor ama ben seviyorum keritayı.:)

Çantamda olmazsa olmazım?
Cüzdan, tarak, su, kağıt mendil, pudra...:)

En Son Okuduğum Kitap?
Lotus Yayınları Korece 1. Elimden düşmüyor elime geçtiğinden beri...:)) Yine de öyle güzel kullandım ki hala gıcır gıcır. Yakında 2.sini alacağım inşallah...

Mimi yazmak isteyen herkese pasladım gitti....:)