.label-size span { display: none !important; }

Bu Blogda Ara

Park Si Hoo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Park Si Hoo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2019 Pazar

Kariyer Bitiren Skandallar

          Güney Kore'de bir ünlüyseniz imajınız çok önemli. Saygılı olmak yetmez, çok çalışkan olmak yetmez. Bir iki saatlik uykularla köpek gibi çalıştığınızı bilirler. Ay yazık kıyamam, şirket nasıl eziyet ediyor derler. Ama 2 etkinlikte boy göstermese, ay saygısız, işine sahip çıkmayan, umursamaz, kaba diye etiket yerler. Napsın bu insanlar yahu, memnuniyetsiz yaratıklar dedirten saçmalıkları var netizenlerin. Hayranları onlardan ne istese yaparlar, onlardan iyisi olmaz. Ama bir kez kendi istediğini yapsa bitti hayatı. Hele ki bu kendi istediğini yapacağım derken bir skandala bulaştıysa ölse daha iyi duruma düşürürler insanı.
          Hele son zamanlarda öyle saçma bir cümle duydum ki;
"Biz bu idoller için para harcıyoruz, nasıl bizim paramızla sevgili yapıyorlar." 
Pardon?
Hepimiz böyle yaşamıyor muyuz?
Çalışıyoruz, iş verenlerimizden emeklerimiz karşılığı paramızı alıyoruz. Hatta kapitalist sistemde hak ettiğimizden az para alıyoruz. O para ile yaşıyoruz.
Yaşamak nedir?
Yemek, barınmak, aile kurmak.
İnsanlar önce doğar, sonra okur, sonra iş bulur, sonra evlenir aile kurar, değil mi? İdollerde insan olduğuna göre bu sırayı yaşamlarında niye bir sıkıntı olsun? mantığımın hiç bir anı kabul etmedi bunu.

            Kısacası ünlülerin belasıdır netizen yorumları. Bir anda en üstlere taşıyabileceği gibi bir anda en dibe de çekebilir. Patlayan skandallar, kendi yaptıkları hatalar, yada kurban gittikleri komplolar derken kariyeri yerin dibine geçen ünlülerleyiz bugün.

  • Super Junior Lee Sung Min; 1 Ocak 1986 doğumlu. 2014 yılında müzikal oyunucusu Kim Sa Eun ile evlendi. Ve çok büyük acıdır ki adeta kariyeri bitti. Evlenmek bir kariyerin bitmesine nasıl sebep olabilir, hele ki bir erkek için. Kore de biz de ataerkil toplumlarız. Yani erkeğin evin reyisi sayıldığı, geçimi sağlayacak bireyler olduğu toplumların parçasıyız. Bu adam çalışmazsa evini nasıl geçindirecek. ELF'e saygısızlık yapmış, bütün hayran mesajlarını silmiş. Bak sen.. adamı ne duruma getirdiniz, nasıl çıldırtınız da gözü döndü acaba? Sungmin senelerini verdiği grupta ne yazık ki boy gösteremiyor, solo geri dönüş yaptı yıllar sonra. Ama yine de başarıya ulaşamadı.
  • Super Junior Choi Si Won: Askerdeyken ailesine emanet ettiği köpeği bir komşusunu öldürdü.
Siwon gibi dini inancı olan bir insanın köpeği bir insanın ölmesine sebep oldu ve sebep olan da bir can onun için. Ölümün ne kadar acı bir şey olduğunu bilen bir insanım. Komşu için, komşusunun geri de kalan sevdikleri için, ailesi için o kadar üzüldüm ki... Çünkü ölüm başınıza gelmeden anlayamayacağız bir çaresizlik biçimi...
Ama ne yazık ki dünyanın kanunu acımasız. Kalanlar yaşamak zorunda. Siwon da yaşamak zorunda. Yaşamak için, hayatını ikame ettirebilmek için çalışmak zorunda her insan gibi. Neden hala netizenler tarafından istenmediğini anlamış değilim. İstenmemeyi bırakın, katil diyorlar, sanki çekip kendi vurmuş gibi. Napsın şimdi bu adam. Komşunun kanı yerde kalmasın diye köpeği mi çekip vursun. O zaman da katil diyeceksiniz. Siwon bu olaydan sonra promosyonlara katılamadı. KBS'in alt kanallarından birinde dizi kadrosuna dahil oldu ancak, katil etiketini üzerine yapıştırılmaya devam ediyor.
  • Super Junior Kangin: SuJu'nun skandal makinesi gözüyle bakılan Kangin, en çok kaşınanlardan biri ELF olarak itiraf ediyorum. Gençliktir hata yapar dediler, askere giden ilk üye oldu. O günden sonra kendini topar diye düşünen tüm hayranlara inat, yine benzer sebeplerle skandallara karıştı Kangin. Ve istenmeyen gruptan atılsın diye kampanyalar başlatılan bir üye haline geldi. 
  • Kim Hyun Joong: SS501 lideri. Herkes onu Boys Over Flowers ile acayip sevdi. Dördüncü boyuttu, liderimizdi, kafası diğerlerinden yani normal standartlardan farklı çalışan bir insandı. Yetenekliydi de, herkes çok seviyordu, yere göğe sığdıramıyordu. Grubunu koruyamayan bir lider olarak çokça eleştirirdi. Yine de solo da başarılı oldu. Ta ki; hayatını bitiren skandala karışana kadar. İnsanları ikiye ayıran şaibeli bir skandal. Çocuğu oldu Kim Hyun Joong'un. Herkesin prensi adam bir anda yapılan suçlamalarla adi, kadınlara şiddet uygulayan, kendi çocuğunu reddeden, düşük yapmasına sebep olan bir katile dönüştü. Kadının yaptığı da sanki Kim Hyun Joong'un hayatını bitirmek için gibiydi, tuzak gibiydi. Kadında masum değildi, Hyun Joong'un da değildi. Olan masum bir çocuğa oldu. Tabi prens de tüm yeteneklerine rağmen, vasıfsız bir köle sınıfına sürülmüş oldu. Yıllarca davalarla kendini temizlemeye çalıştı. Davalarda sonunda kazanan taraf oldu. Ama nezitenler etiketledi bir kere onu. Geri dönüş yapmak için uğraşsa da hüsrana uğrayıp duruyor Kore'de. Japonya yada diğer ülkelerde başarılı olsa da Kore kariyerinin eskiye dönmesi çok zor. Triple S'in yıllardır beklediği SS501 geri dönüşü de sırf bu imaj yüzünden imkansızlaşıyor.
  • Park Yoo Chun: Herkesin sevdiği şebelek isimlerdi Yoochun. SM'den ayrıldıklarında hayranlarından destek alarak, ayakta dimdik duran nadir isimlerdendi. Oyunculuk konusunda pek çoğumuzun takdirini kazandı. Yıldızı pırıl pırıl parlıyordu. Şimdi adının yanında iğrenç bir etiket var. Tuvalet.

Yaptığı hata kocamandı, bir de düştüğü bataklıktan çıkayım diye yanlış çırpınışlarda bulununca, geri dönüşü başarısızlığa uğrayacak bir isim gibi duruyor Park Yoochun şimdiden. Uzunca bir süre bu etiketten kurtulamayacak gibi... Üzücü ama savunulabilecek bir taraf da yok ne yazık ki... Sonuçta herkesin kendi hayatı, kim bilir yakalanmayanlar ne haltlar yiyor nereden bileceğiz. Üstelik bize ne bir yerden sonra. Ben güzelse şarkılarını dinler, dizileri güzelse izlerim. Kişiliğinden bana ne, deyip geçmez gerekmez mi? Bilemiyorum. Diyemiyoruz işte. Kötü olduklarını öğrenmek hayal kırıklığına uğrattı çünkü bizleri.
  • Park Shi Hoo: The Princess' Man dizisi ile yıldızı bir anda parlayan bir isim. Aldığı ödüller sayısızdı o yıl adeta. Herkes seviyordu, el üstünde taşıyordu. Bir sonraki projesi heyecanla bekleniyordu. Cheongdamdong Alice çok başarılı bir yapım olmasa da standart sınırında kalsa da Park Si Hoo'nun oyunculuğu çok beğenildi. Yıldızı parlamaya devam ediyordu. Çok iyi işler yapacak bu adam beklentisi varken, bir anda yerin dibini gördü. Adı tecavüz skandalına karıştı. Hukuksal açıdan kendisini temize çıkarmış olsa da bu etiket üzerinden uzunca bir süre kalkmayacak gibi. 2017'de My Golden Life dizisinin başarısından sonra bir adım ileri atmış olsa da, drama dünyasına geri dönmüş olsa da nezitenler bu skandalı hala gündeme getiriyor. 
  • Big Bang T.O.P: YG Entertainment'in dünya çapında tanınan, ödüller alan, sayısız başarılı olan, yılların grubu BigBang. Yıllar boyuncu doğru yanlış bir çok skandala karıştı. Hepsi konuşuldu, konuşuldu, yeni başarılarla tarihe karışıp gitti. 

Ama bu sefer ki sorun çok daha büyük patladı. Uyuşturucu skandalı en çok T.O.P'ye zarar verdi. Şuan üyeleri askerde olan grubu gelecekte nelerin beklediğini merakla beklenmekte.
  • Enes Kaya: Abnormal Summit programı ile popüleritesi pırıl pırıl parlayan bir isim oldu Enes Kaya. 
Büyük umutlar oluşturan bir isimdi aynı zamanda Türk Fanlar içinde. Korelilerde çok seviyordu onu. Ta ki kariyerini bitiren o skandal patlayana kadar. Eşini aldatan ahlaksız adam olarak etiketlendi ve bir anda dibi gördü Enes Kaya. Çizdiği imaj yerle bir olurken, herkes kandırıldığı gerekçesiyle nefret yorumları yazarak sildiler bir anda Enes Kaya'yı.

          Daha hayat bitiren nice skandalları vardır Güney Kore'nin. Ama benim bildiğim yada unutamadıklarım, sürekli karşıma çıkıp göz çıkaranlar bunlar. Hepsinin ortak özelliği ise popüleritesi tavan yapmış olduğu o anda yere çakılmış olmaları.

          Beni ilgilendiren kısmı ise netizenlerin acımasızlığı. Herkes insan ve hata yapar mantığı ne yazık ki bu insanlarda yok. Bir insan yanlışlıkla, istemeden adamda öldürebilir.
Yada isteyerek vergi kaçırıp başkalarının hakkına da girebilir. (Burada yazmamış olsam da örnekleri ve kariyerleri alt üst olan isimler var.)

Ama pişmanlık, hata olduğunu kabul edip doğru yoldan gidebilmesi için herkesin 2. bir şansa ihtiyacı olduğunu düşünmekteyim. Ne yazık ki netizenler bu şansı bir zamanlar çok sevdikleri bu insanlara tanımıyor. O zaman düşünüyorsunuz işte, her sevgi göründüğü kadar samimi olmayabilir, sahte de olabilir.

Yanlış anlaşılmasın bu adamları savunmak için yazmadım bu yazıyı.
 Hatalı yada değillerdir beni çok da ilgilendirmez. 
Ama emek harcayarak geldikleri yerlerden bir anda kovulmaları, üzüldüm sadece empati yaparak. Belki onlar kendi elleriyle yıktı hata yaparak bunları,
belki de komploya kurban gittiler kim bilir...

3 Eylül 2018 Pazartesi

Lovely Horribly

          Bu yazıya nasıl başlamalıyım bilmiyorum. Sonunda beni heveslendiren bir dizi buldum diye mi? Park Shi Hoo geri döndü diye mi? Yoksa 'K'ore Günkükleri geri döndü diye mi?

Bu saçma karmaşayı sizlere bırakıyorum ve ben uzatmadan dizimize geçiyorum.



         Dizimiz romantik komedi korku türlerini içinde barındıran ilgi çekici bir senaryoya sahip. Paranormal olayların komedi ile harmanlandığını söyleyebiliriz özetle. Henüz romantizme ulaşamadık ama gelecek bölümler kader bağlantısı ile güzel romantik sanheler umut ediyoruz izleyici kitlesi olarak. :)

Diziyi Two World W dizisine benzetenler de var. Bir açıdan o havayı verse de esinlendiklerini söylemek çok daha doğru olmaz bence. Bende hafif bir Master's Sun havası hissettim ona bakılırsa. Abartsak hepsini death note bile bağlarız yani. Çok mu zor. Ama diziler illa ki birbirine benzeyecek. Sonuçta sayısız dizi yapılıyor her yıl. Ama ben diziyi gayet başarılı ve orjinal bulduğumu söylemek isterim.

Herşeyden önce korku türünü hiç ama hiç sevmem. Korkuyorum basit. Ama burada korkamıyorsunuz.
Neden?
Becerememişler mi?
Hayır!
Gayet başarılı olmuş ama o korkunç anların sonuna öyle eğlenceli sahneler yerleşmiş ki adeta ters köşe oluyorsunuz saniyeler içerisinde... Korkunun yerini kahkahalar alıyor yüzünüzde.
O yüzden çok başarılı bir yapım oldu gözümde. Korkmayı sevmeyen ben; gülmeye bayıldığım için severek izliyorum her bölümünü.

          Dizinin 03/09/2018 tarihine kadar yarım saatliklerden oluşan toplam 12 bölümü yayınlandı. Her pazartesi salı yarım saatten toplam 4 bölüm yayınlanıyor haftada. Dizinin final bölümü ise 32. yarım saatlik bölümde gerçekleşecek. Bu da tarih olarak 2 Ekim 2018 gününe tekabül edecek herhangi bir aksaklık olmadığı sürece.
           Reyting Listelerine baktığımda gidişat çok iyi görünmüyor Kore açısından. Ama internette ün saldığını gördüm bir iki gözlemle.

          Dizinin başrollerini Park Si Hoo ve Song Ji Hyo paylaşıyor.

          Adetimiz ilk başrol namjamızdan bahsedelim. Kariyerinde tam zirveye çıktı dediğimiz adam bir skandalla sarsıldı ve ekrandan yıllarca uzaklaşmak zorunda kaldı. Skandalda ne kadar masum ne kadar suçluydu bilinmez çok ilgilenmedim sonrası ile çünkü ama adamın kariyer bir anda yerle bir edilmek istendi bu bir gerçek. Aradan yıllar geçti önce OCN dizi ile geri dönüş yaptı Park Shi Hoo, ardından uzun soluklu bir dizide başrol oynadı geçen yıl ve başarılı oldu. Sonunda oyunculuk kalitesine yakışan bir KBC projesi ile karşımıza çıkabildi bu yıl.
          Yoo Phillip karakterini çok başarılı bir şekilde canlandırdığımı söylemek isterim ben. Kişiliğini bilmem ama yıllar içinde oyunculuğunu geliştirmiş başarılı bir aktör bana göre Park Shi Hoo şi.

          Song Ji Hyo şi ilk tanıdığımızda kıl olduğumuz Goong 'daki Min Hyo Rin di. Zaman nasıl bir kavram ki gerek oynadığı karakterler sağolsun, gerek ki hatta katkısı çok büyük Running Man sağolsun sevdiğimiz bir insan oldu Song Ji Hyo şi.
          Ben Oh Eul Soon karakterinin üzerine çok yakıştığını, çok başarılı bir seçim olduğunu söylemek isterim kendi adıma.



          Eski adı ile BEAST yeni ismi ile HIGHLIGHT grubunun elma şekeri Lee Ki Kwang ve T-ara Ham Eun Jung dizimizin Kpop kökenli oyuncuları. Lee Ki Kwang 2. adamken, Ham Eun Jung'un kötü olması hiç hoşuma gitmedi ama napalım.
Son olarak ana cast da Choi Yeo Jin şi yer almakta. Genelde kendisini kötü roller görsek de göre göre sevmişiz demek ki ki bende burada ölünce üzüldüm.
Ups! spoi mi oldu yoksa; hayır daha hiç birşey olmadı. Spoilerimiz az sonra başlayacak.

          Öyleyse birazda çektiklerimiz konuşsunuz çingular... "SPOİLER"

Ana karaktermiz Phillip; yazdıkları mı gerçekleşen yoksa gerçekleşenleri mi yazan bir psikopatın yanında olup olmadığı şüphesi içinde hesap sorarken; ortam gayet ciddiyken, seyirci bile şüpheliyken bir kapı açılır ve dikkatler yerle bir olur. Sonuç:
Seyirci kahkahayı patlatır. Başa sarıp tekrar gülenler var içinizde biliyorum:D

Bu sahneye gülmek için izlemek gerek, hala izlemeden spoi mi okuyorsunuz bakayım siz.

           Seyirci tam da beklediği romantik sahneyi buldum hevesine kapılsın havası veren ama gülmekten yerlere yatıran bir sahne daha....

Yukarı tırmanmak yerine aşağıya inmeye çalışsa bence daha mantıklı olurdu ama
işte dizi ne yapalım.

Ve o merdivenlerden kamyonun arkasına düşen adam;
 kamyonun üstüne düşmüşten çok bu duruşu ile kötü yola düşmüşe benziyor ama... 😜
          Ve biz bu hayat kurtarışının ardından klasik kıza sarılacak, hayatımı kurtardın diyecek diye beklerken başrolümüz Philllip kızımızın yakasına yapışıp hesap sorar.


Bazı izleyiciler başrol erkeğin pısırık olmasını pek beğenmemiş, ben beğendim valla. Masal vari adamlara doyduk kızlar erkeklerde insan korkabilir, gerçeklerle yüzleşin artık. 

Üst katı çökertip, dünyanın yargarasını kopardıktan sonra yatağın üzerine düşüp hiç birşey olmamış gibi davranan bu pişkin adam daha sevimli bence diğerlerine göre. 😍

pardonin dibi bir sahne... 
Özetle ben severek izledim ve severek izlemeyi düşünüyorum kendisini. Zira çokça yarım dizi bıraktım bu ara. Temenni ediyorum ki bu onlardan biri olmasın. Haftalık başlamasaydım bir çırpıda bitirebilirdim aslında birazda pişman gibiyim.  6 saatlik yayınlamiş bölümleri bir çırpıda izledim olsa daha izlerdim. 



          Son olarak çok beğendiğim bir şarkıyı bırakıp gidiyorum buraya. Dizinin ilk iki yani 2-4 bölüm sonunda çalan 1977 yılından kalma eski bir şarkı. Ben çok sevdim duyar duymaz.
Ne var ki sesi de duyar duymaz tanıdım, adamın yüzü gözümün önünde belirdi resmen.
(Ses ölçer gibi kulaklarım var beh...)
Ajussi gençliğinde şarkıcıymış demek. Kim mi bu ajussi...


11 Ekim 2011 Salı

Prosecutor Princess / Süslü Savcı :p



          Şimdi bu başlıktaki dil de neyin nesi oluyor demeyin. O dili size değil, süslü savcıya çıkardım.
Çünkü ilk iki bölüm süse püse düşkünlüğü yüzünden bu ablaya kıl oldum da ondan.:D Bu ablanın süsten başka hiç bir şey düşünmemesi o kadar gıcık ediciydi ki... Çünkü vicdan kat sayısı olmayan, hatta vicdanı olmayan, sadece marka giyinmeyi bilen, nerede ne halt etmesi gerektiği öğretilmemiş zengin aile kızı şeklinde bir profil çizdiler bize. "IQ'm 125 benim, ben akıllıyım, çok çalışmama gerek yok mesai saatleri buradayım ya, bana ne alemin özel durumundan ben kanunları uygularım" tavrı tepemi attırdı. Yani süsten püsten başka bir şey düşünmüyor derken bunu kastediyorum. Yoksa bu tarz insanlardan nefret ettiğime değil. Bana ne süslü olsun.:D
          Konuya böyle bodoslama daldım ama önce bir başlığa açıklama getirmek istedim. :))

          Prosecutor Princess savcı bir kızımızın hayatından bir parça anlatmakta. Şimdi ipin ucunu nerden tutsam da size konuyu aktarsam bilemiyorum. Uyduruk herkesçe bilinen konusunu anlatsam zaten bir çok yerde var. Yok gerçek konusunu anlatsam, ee o zaman diziyi izlemenin bir anlamı kalmayacak. İyisi mi siz bu diziyi izlemediyseniz bu yazıyı okumayın. Bende gönül rahatlı ile spoilerden bir bodoslama daha dalayım:) Ama yok ben ille de okuyacağım diyorsanız, ben uyarımı yaptım. Mesuliyet kabul edilmez.:))
          İlk iki bölümü saçma bulduğum halde ağzım açık izledim. Çünkü daha önce daha ilk dakikadan beni bu kadar sinir eden bir başrol ile hiç karşılaşmamıştım 1; ikincisi de başlarken bahsettiğim gibi savcı hanım gerçekten sinir olunacak tipteydi. Neyse üçüncü bölümden sonra düzelmeye başladı. Ama bu kez de sıradan, aptal, yardıma muhtaç başrol kızlara benzemeye başlamasın mı? Neyse çok üstüne basmadılar bu konununda durumu idare ettik. Ya da artık alıştım ben bu duruma bilemiyorum.
          Dizinin başrolü adından da anlaşılacağı üzere savcı prenses Ma Hye Ri idi ama bana kalsa diziyi götüren Avukat Seo In Woo karakteriydi. Herşey onda başladı, onla devam etti ve tabi ki onda bitti.
        Bir ayakkabı uğruna başına gelmeyen kalmayan Ma Hye Ri parasını, telefonunu çaldırır. Arabasının lastiği patlar, otel rezervasyonu iptal edilir. Hata ileride hoşlanacağı adamın yıllardır peşinde olduğu suçluyu kaçırmasına sebep olur. / Bir ayakkabının tüm bu sıkıntılara değmeyeceğini düşünsem de ayakkabılar güzeldi. (Bakınız: Yandaki resim) /  Tüm bu belaların arasında hiç tanımadığı yabancı bir adam da ona yardımcı olur. Yatacak yer, kullanılacak para, yenilecek yemek, beğendiği ayakkabılar, artık neye ihtiyacı varsa herşeyi verir. Karşılığında da bir telefon numarası bırakır borcunu ödensin diye. Salak ablamızda telefon numarasının yazılı olduğu kağıdı arka cebine sıkıştırıp otelden ayrılır. (Yuh birinci bölümü anlattım :D)
           Sonra bu abla tahmin edilecek olur ki o kağıdı kaybeder. Yüklü miktarda aldığı borcuda ödeyemez dolayısı ile. Ama bölümün sonunda bu yardım sever adam karşısına bir avukat olarak çıkmasın mı?
           Avukat Seo In Woo ilk bölümler kızın peşinden koştukça aklım çeşitli rivayetler uydurdu. Savcının babası kızını görücü randevulara göndermek istiyordu. Ben de hemen başladım kurmaya... Kesin avukat çıkacak karşısına randevuda. Adam ne de olsa zengin dimi. Ama savcı kızımız sunbesini sevdiğinden evlenmeleri zaman alacak falan. Ahh canım ayakkabıları da sevdiği kadını mutlu etmek için aldı huhuuuu...
Pııp çok klasik dimi? :D Tabi ki tahmin ettiğim gibi olmadı.
          Avukat geçmişten bir sahneyi hatırlayarak çıktı bir sonraki bölüm karşımıza. Hee bu küçükken fakirdi demek ki, kız ona kek verdiğine göre. Küçüklük aşkı demek ki bunların ki. Çocuk zengin oldular, geri döndü dizinin sonunda açıklayacak kimliğini. Sunbeye güle güle, avukata sarangheyo diyecek savcı abla. :D
Çok belli oluyor dimi fazla drama izlediğim. :D
          Ben böyle kafamda abuk sabuk hikayeler uydururken bölüm bölüm Avukat Seo In Woo'da, Ma Hye Ri'ye havada, karada, suda yardım etti. Yetmedi komşusu oldu. On parmağında bilmem kaç marifet bu adam, yeri geldi yemek yaptı, yeri geldi evin içinde hırsız kovaladı, balkondan ilaç sarkıttı, gece tek hayaletler gelecek diye uyuyamayan kıza bekçilik etti vs. vs. Akıllı (!) savcımızda etrafında böyle bir adam varken kalktı kendisinden eski karısına benziyor diye kaçan sunbesine aşık oldu. Bir de gidip aşkını itiraf etmesin mi? Adam başta mırın kırın etse de sonunda resmi olmasa da kızla çıkmaya başladılar gibi bişey:D
          İkilinin gece yarısı bir spor yapma sahnesi var ki hiç komik olmamasına rağmen ben çok güldüm. :)) Özellikle Ma Hye Ri, Yoon sunbesini sırtına alınca dayanamadım:))

          Ma Hye Ri'ye göre Yoon Sunbae boşitta (doğru yazamadığımın farkındayım ama bunun gibi birşey diyordu:))yani havalıydı. Evet, kabul ediyorum, bence de bir havası var şimdi adamın Allah için:)) Ama havası ciddi olmak... Yoon Se Joo, Jin Jung Sun'a espri yaptıkça bana bir acayip geldi anlatamam.:))
          Jin Jung Sun demişken, ben en çok onun oyunculuğunu beğendim.Üstelik yan kadın karakter olarak gördüğün en iyi kalpli kadındı. Başkaları olsa araya girer çıkmasınlar diye, oysa Jin Jung Sun sadece sunbesinin mutlu olmasını istedi kıyamam. Hatta yeri geldi Ma Hye Ri'ye yardım etmeye bile çalıştı. Yani özetle çok sevdim ben bu kızı. Üstelik Yoon Se Joo ne zaman aşktan bahsetse bizim saf kızımız sunbesinin Hye Ri'yi bırakıpta kendisi ile ilgileneceği aklına hiç getirmedi. Zeki, başarılı ama saf kızımız Jin Jung Sun...:))
         Yoon Se Jun birgün kızının kendisine yolladığı Jin Jung Sun'un resimleri ile ilgisini ona doğru kayadursun, bizim saftirik Hye Ri'de sonunda gerçek aşkının kim olduğunu anladı ama artık çok geçti. Çünkü sevdiği, güvendiği adam aslında hiç tanımadığı ve kendisine oyunlar oynayan biriydi. Ma Hye Ri bu durumu tabikisi çakana kadar baya bir zaman geçti ama asıl olayı anlamak gerçekten çok güçtü yani. Bende kızdan bir yarım saat önce falan çözdüm durumu inanın. Hikaye iyiydi yani:))
         Ama Seo In Woo'nun da intikam planı hazırlarken hesaba katmadığı bir durum vardı. Kendisi de artık saf Ma Hye Ri'ye aşıktı. (Bence Si Hoo ya daha akıllı kızlar layık ya neyse:D)
         Herşey açığa çıktığında Seo In Woo'nun iyi kalbi bu kadar kötülük yapmaya dayanamadı ve zavallı çocuğun hali:

Gördüğünüz gibi çökmüş bir halde. Zavallı çocuk 15 yıl o kadar sıkıntı çekti ama 15 bölüm yıkıldığı kadar yıkılmamıştı yani.:))
          Bu çökük bir de kalktı gerçekleri ortaya çıkarıp intikam almak istediği adama yardım etti. Çocuğun her yerinden iyilik fışkırıyor yani sizin anlayacağınız.
          Ve sevenler sonunda bir yıl ayrı kaldı. Şu dizilerin en kıl olduğum yanı bu. 1 yıl sonra, 2 yıl sonra.... Hep bir sonralık var. Bu sonralar bende hayal kırıklığı yaratıyor. Neyse ki dizinin birde 6 ay öncesi vardı ki o olay beni mutlu ettiğinden 1 yıl sonraki tabirine katlanıyorum:))

          Hayal kırıklıkları olsun yada olmasın tahmin ettiğimden daha iyi bir diziydi. Oyuncukları bazı sahneler eksik yada sahte bulmuş olsam da hikayenin kurgulanışı beğendim. En azından benim klasik drama senaryolarım gerçekleşmedi ya bana o da yeter.:))
          Bu yazıyı okuduysanız zaten diziyi izlemişsiniz demektir. Ama izlemediyseniz ve merak ettiyseniz bence izleyin derim. En azından hikaye için değer...:))

Yazımı diziden romantik bir söz ile bitiriyorum. "Bunu duyarsan ağlayacağından korktum. Seni ağlarken görünce kendimi tutamayıp ağlamaktan korktum."



Adı: 검사 프린세스 / Geomsa Princess (Savcı Prencess)
Bilinen Adları: 검사 마타하리 - Prosecutor Mata Hari / Prosecutor Princess
Tür: Romantik, Komedi
Bölüm Sayısı: 16
Yayınlandığı Kanal: SBS
Yayın Tarihleri: 31.03.2010 – 20.05.2010
Yayınlandığı Günler: Çarşamba - Perşembe 21:55


Oyuncular:
  • Kim So Yeon / Ma Hye Ri

  • Park Si Hoo / Seo In Woo

  • Han Jung Soo / Yoon Se Joon

  • Choi Song Hyun / Jin Jung Sun

  • Park Jung Ah / Ahn Jenny

OST:
01. Yüksekten Uç - 샤이니 (SHINee)
02. Bana Ver ( with Seo In Yeong 서인영 ) 나인뮤지스 (Nine Muses)
03. 사랑해본 적 있나요 - Kim Yoo Kyung
04. Kayıp - Han Bo Ra
05. Hoşçakal Prensesim - Monday Kiz
06. Kim - Green Cacao
07. O Prenses - Oh Joon Sung
08. Çalış veya Yürü - Oh Joon Sung
09. Mavi Gökyüzü - Oh Joon Sung
10. Yapabilirim - Oh Joon Sung
11. Amazoness - Oh Joon Sung
12. Aşk Valsi - Oh Joon Sung
13. Aşksın - Oh Joon Sung
14. Yanan Kalp- Oh Joon Sung
15. Hatırlıyor Musun 기억하니 - Oh Joon Sung
16. Sadece Senin İçin - Oh Joon Sung
17. Hoşçakal Sevgilim - Oh Joon Sung
18. Pazar Yemeği - Oh Joon Sung
              



1 Eylül 2011 Perşembe

Iljimae



          Arka arkaya öldürüp (yani benim tabirim ile açlar gibi yediğim) dizilerin ardından Iljimae'yi az az izledim. Çünkü öyle denk geldi. Dizi hakkında iyi izlenimler edinlerin çok olduğunu gördüm. Lee Jun Ki'nin oyunculuğu ve Iljimae'nin hikayesini çok merak ettiğimden izlemeye koyuldum.
          Dizi güzeldi ama benim beklentimi o kadar yüksek tutmuşum ki (Hong Gil Dong sağ olsun) biraz hayal kırıklığına uğradım bu yüzden.
          Dizi ne beklediğim kadar çok komikti, ne olması gerektiği gibi dramatikti, ne de Jun Ki beklediğim kadar çok karizmatikti. Tanıtım fotograflarında oldukça karizmaydı  çünkü. Hatta Jun Ki'nin babasının eline göz diken sonunda da dişinden eden adamın yanında kendisine hiç yakışmayan bir tarzda dolaşmasına için için kıl oldum ne yalan söyliyim. Ben daha iyi bir dizi beklerdim yani demek istediğim.
          Dizinin sonunda kafam çok karıştı zaten. Sonucu görüyorsunuz, biliyorsunuz ama idrak edemiyorsun. Sırf kafamız karışsın diye yapmışlar iyi halt etmişler. Dizinin 2009 yılında devamı niteliğinde bir Iljimae daha yapılmış ancak 2008'in Iljimae si kadar başarılı olmamış ne yazık ki. Bu kez Iljimae'yi bizim biricik ruh bekçimiz Jung Il Woo oynuyor. Onu da izlemek istiyorum kesinlikle.
         2008 Iljimae'si dönecek olursak dizi de başrol karakter kadar  yan karakterlerin durumunuda oldukça acıklıydı. Hatta Bong Soon'un durumu bana kalsa hepsinden acıklıydı. Bu dünyada hiç kimsesi kalmamış, tek başına yaşamak zorunda kalan yarı sakat bir kız. Kıyamam ben ona. Dizinin sonunda onu bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. Yonga kıza iki kez aynı sözü verdi ama ikisinde de sözünü tutamadı. Kaldı kız ortada yazık. Çok üzüldüm Bong Soon'un sonuna demek istediğim. 
         Shi Hoo'nun da kaderi Bong Soon kadar kötüydü. Hiç istemeyerek bir yalan yüzünden kendisine sürekli haksız yere sorun çıkaran birinin üvey kardeşi olarak yaşadı yıllarca. Ondan daha yetenekli ve iyi durumda olmasına rağmen konumundan ötürü geri planda kalmak zorunda kaldı. Sevdiği kızı üvey kız kardeşi olarak bildi yıllarca. Üstelik aralarında hiç kan bağı olmadığını öğrendiği zaman bile sesini çıkaramadı ve kalbine gömdü tüm duygularını. Öz babasının ölümüne sebep oldu... bunun vicdan azabı. Kendisine yıllarca gerçek babalık yapan adamı kurtaramadı. Üstelik kendi elleri ile yakaladı... bunun vicdan azabı. Yakalamak istediği öz kardeşi ve yaptıklarının pişmalıkları, yetmezmiş gibi birde sevdiği kız yüzünden güzelim parmağını kaybetti. Özetle demek isterim ki çok zor bir hayatı vardı onun. En az İljimae kadar acıyı o da çekti. Ama tüm bu zavallı durumuna rağmen tüm dizi beni gıcık etmeyi başardı. Neyse finalde akıllandı da beni mutlu edip, gönlümde yer etti. Herşeyi düzeltmemiş olsaydı onu kesinlikle boğardım.:D
          Final demişken; final kesinlikle Shi Hoo'nun finaliydi. Iljimae finalde Shi Hoo'nun arkasında kalmış bence:)) Finalin aksiyon sahneleri biraz mantık dışıydı. Neden derseniz. İljimae'nin içeri girmesine yardım eden Shi Hoo nasıl o kadar muhafıza rağmen sağ kaldığı, yakalanmadığını hiç anlamadım. Sağ kaldı, kaçmadı da bir de İljime'nin çıkmasına yardım etti tebrik etmek lazım.:))
          Iljimae'nin kralı saraydan çıkarırken Shi Hoo'nun ve Bong Soon'un babasının yardımı karşısındaki şaşkınlığı beni çok güldürdü.
          Kabulumdür Iljimae'nin de durmu çok açıklıydı. Ama keşke dediği gibi hiç hatırlamasaydı daha mutlu olurdu kesinlikle. Ama o zaman dizi olmazdı.:))
          4 başrolun içinde en az acıyla dramayı kapatan Eun Chae'ydi. Çektiği tek acı aşk acısıydı ki oda çok kuvvetlice işlenmemişti. Zaten hiç birşeyden de haberi olmadı neredeyse. 
         Özetle bana eksiklikler hissettirmiş olsa da genel anlamda güzel izlenilebilir bir dizi. Reyting oranları oldukça iyi ve yayınlandığı günler 1. yada 2. olmuş bir dizi. Sanırım beni en çok cezbeden şeylerden biri de bu aldı. Aradığımı tam anlamıyla bulamasamda güzel dizi. 
         Dizinin OSTları da fena değil. Özellikle ben finalin bitiş şarkısını çok seviyorum.:)) Burdan dinleyebilirsiniz. Şarkıda tam hatırlamasam da "Bu dünyada gözyaşlarını bittiği zaman yeniden bulaşacağız." gibi birşey söylüyor. Yani bu dünyada asla buluşamayacağız ömür tarafa gell:D
         Ve söylemeden geçemeyeceğim son şey Lee Jun Ki gerçekten güzel ve yakışıklı bir yüze sahip bu dizide biraz daha idrak ettim bunu.:))

Adı: 일지매 (一枝梅) / Iljimae
Tür: Tarihi, Romantik
Bölüm Sayısı: 20
Yayınlandığı Kanal: SBS
Yayın Tarihleri: 21.05.2008 – 24.07.2008
Yayınlandığı Günler: Çarşamba - Perşembe 21:55

Oyuncular:

  • Lee Jun Ki / Iljimae- Yong - Lee Geom

  • Park Shi Hoo / Shi Hoo - Ja Dol 

  • Han Hyo Joo / Eun Chae 

  • Lee Young Ah / Bong Soon 


Soundtrack:
1 Yanlız ayak izleri 외로운 발자국 (Main Title)
2 Bir Çiçek 화신 -
Park Hyo Shin 박효신
3 Erik Çiçeği 매화
4 Kader 인연 -
Woong San 웅산
5 Kırmızı Gölge 붉은 그림자 / The Red Shadow
6 Kaderim Ağlıyor 운명에 외치다 -
Bae Gi Sung 배기성 (캔) 
7 Karanlık bataklık 어둠의 늪 
8 Kahraman Hırsız Iljimae 의적 일지매 
9 Ginkgo yamacında 은행나무 언덕 - Yoo Yeol 유열
10 Erik Çiçeği 매화 (Orch Ver.)
11 휘파람새
12 산촌별곡 
13 Yanlız ayak izleri 외로운 발자국 (Gtr ver.)
14운명의 맞수 / Fate-given Opponent
15회상 / Reminiscence by 놀이터 / Noriter (원제: 아도니스 / Original title: Adonis)
16풋내기 사랑 / A Child’s Love
17어둠의 방랑자 / Wanderer in the Dark
18보이지 않는 적 / The Unseen Enemy
19 Kader 인연 (Orch ver.)
20 화신 / A Flower’s Message (Orch ver.)


20 Mart 2011 Pazar

HARU: An Unforgettable Day in Korea



    Bana biraz hayal kırıklığı yaratmadı desem yalan olur :) Kadroyu görünce izlemek çok istedim ve hemen izledim. Güney Kore'yi turizm amaçlı tanıtım için çekilmiş yarım saatlik kısacık film. Aslına bakarsanız konusuda kötü değil. Başlangıçta Lee Da Hae yazıp sildikçe Han Chae Young'ın ona göre hareket etmesi çok hoşuma gitti. Bizim Çok Güzel Hareketler Bunları hatırlattı bana.
    Bittiğinde hadi ya bitti mi diye bir boşluk belirdi kafamda. Herşey havada asıl kaldı bende. Ama dediğim gibi kadrosu çok iyiydi. Uzun metrajlı birşeyler olsaydı dizi yada film gibi çok iyi sonuçlar alırdı bence.
Tanıtım filmi olarak yapılmış ama ben ne tanıttılar tam anlayamadım valla:D
Lakin OST'ları şiddetle tavsiye ederim. Özellikle Super Junior'ın seslendirdiği Angel şarkısı harika:)

 
Adı: Haru: An Unforgettable Day in Korea (Gün: Kore'de Unutulmaz Birgün)
Tür: Tanıtım Filmi

Oyuncular:
  • Kim Bum










  • Lee Da Hae










  • Han Chae Young













  • Park Si Hoo














  • U-Know










  • Big Bang








 
HARU OST (Full Album)
1 Gün (Haru) - SHINee
2 Yüzük (Banji) - Tiffany (SNSD)
3 Cazibe (Ikkeulim)- Bobby Kim
4 Melek (BalladeVer.) - Super Junior
5 Gün (Haru) (Rock Ver.) - SHINee
6 Melek - Super Junior
7 Haru Minuet - Enstrümental
8 Shall We Diner - Enstrümental
9 Sevimli Gün - Enstrümental
10 Gun Knife - Enstrümental
11 Öğleden Sonra - Enstrümental
12 Hoşçakal Gün! - Enstrümental
13 Güzel Kız - Enstrümental
14 Çalışmak yada Oynamak - Enstrümental
15 Meşgul Gün - Enstrümental
16 Kahve yada Çay - Enstrümental
17 Şerefe! - Enstrümental