.label-size span { display: none !important; }

Bu Blogda Ara

Choi Jin Hyuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Choi Jin Hyuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2019 Perşembe

The Last Empress

Dikkat!: Yazı baştan sona spoiler içerir.

           Güney Kore'nin son dönemde popülaritesi yüksek olan ve yakın zamanda final vermiş dizisi; Son İmparatoriçe...

          Başrollerini Jang Nara, Choi Jin Hyuk ve Shin Sung Rok'un paylaştığı SBS'in güzel reytingler alan entrika dizisi.
          Dizinin türünde fantezi ibaresi yer alıyor. Çünkü bugün demokratik bir yönetim biçimi ile yönetilen Güney Kore'de eğer imparatorluk devam etseydi alternatifi üzerinden bir teması var. İzlediğimiz tarihi dizilerin modern dönemlerde geçen bir kurgusu kısaca dizimiz. Tarihi dizilerden daha fazla entrika içeriyor dizi desem inanın abartmış olmam.
Mantık hatalarının insan boyunu aşmasına rağmen, yazarın bir türlü karakterler arası dengeyi oturtamamasına rağmen, heyecan ile her hafta bize kendini izletmeyi başarmış bir dizi. Tabi ki oyuncuların başarısı dizinin başarılı olmasındaki en önemli etken.
             Dizinin başlamadan popüler olmasının ve merakla beklenmesinin en önemli sebebi Jang Nara ve Choi Jin Hyuk idi. Fated to Love You (2014)'den sonra tekrar aynı projede görebilme mutluluğu fanları için tarifsizdi. Tabi hiç bir şey göründüğü gibi olmuyor bu hayatta.

          Jang Na Ra saf masum bir aşığı; Oh Sunny 'yi canlandırıyor önceleri. Hayranı olduğu, yıllarca peşinde dolandığı biricik aşkı Kral Lee Hyuk ile mucizevi bir şekilde evlenmesi ile hayatı değişiyor sonra. Hikaye ilerledikçe masum saf temiz aşığımız dünyanın ne kadar kirli bir yer olduğunu öğreniyor ve kirleri temizlemek için elinden geleni yapmaya başlıyor.

          Choi Jin Hyuk ssi intikam için yanıp tutuşan sinirli ama iyi yürekli, masum köylü Na Wang Shik karakterine hayat veriyor" demek isterdim ama şişko Na Wang Shik'in estetiksiz mükemmel yakışıklı Choi Jin Hyuk ssi'ye dönüşümünü hala kabullenebilmiş değilim.
Bu sahnede prensesin tepkisi biz fanları tepsini yalnız...


 Neyse efendim Choi Jin Hyuk ssi bir çok tehlikeli sahne çekimi yapıyor, çok çalışıyor. Dizinin tanıtım etkinliğinde kaşında kocaman bir bantla kameraların karşısına çıkıyor ve öğreniyoruz adamın kaşına 30 dikiş atılmış. O güzelim yüz...
O güzelim yüz zaten dizi boyunca hiç gülmedi. İnsanın içinde çiçekler açtıran o gülümsemeyi görememek dizide fanlar için en zor şeydi diyebiliriz sanırım.


           Dizimiz sevildiği için uzatılan nadir dizilerden. İşin özünde final sadece bir hafta geciktirildi ama işin arka planında izleyicilerin cevaplanmasını beklediği soru işaretleri var.
           Dizinin başrolü Choi Jin Hyuk; dizinin uzayan bölümlerinde yok. Sebebi kamu oyuna yurt dışında yapılmış farklı bir proje anlaşması olarak açıklansa da, şüphelenmemek elde değil. Çünkü ortaya sunulan bahaneden başka bir şey değilmiş gibi geliyor insana.
Üstelik zorlu çekimler yüzünden Choi Jin Hyuk ssi'nin kaşına 30 dikiş atıldığını düşününce insan, oyuncuya büyük bir haksızlık yapıldığı hissine kapılmamak elde değil. Yine de dediğimiz gibi şuan gerçek sebepleri bilmemiz imkansız.
           Bu gerçeklik yüzünden dizinin finaline konsantre olamadık tabiki. Çünkü aylardır izlediğimiz, taraf tuttuğumuz karakterin; hiç bir mantıklı sonuca ulaşamadan sahneden silinişini izlemek seyircide hayal kırıklığı yaratıyor. Bu gerçekliği görmezden gelirsek, final yinede başarılı. Oyuncunun diziden çıkışı ile aceleye getirilmiş olabileceğini düşünürsek, heyecan dolu yazılmış olmasını başarı kabul etmek gerek diye düşünüyorum. Yani demem o ki final saçma değil, Choi Jin Hyuk ssi'nin finalde olmaması, başrol olduğu halde olmaması, sindiremediğimiz şey sadece.
          Böylece dizimiz bu olayla kendi sonuna damga vurarak kendi çapında drama tarihine geçmiş oldu.

          İnanırım ki her dizide kötüler bize bir şeyler anlatmak için varlar. İzlerken nefret ediyorsunuz, kızıyorsunuz, öldürmek istiyorsunuz, yenilsin diye bekliyorsunuz ama asıl dersi, anlayanlara o karakterler veriyor. İşte Kral Lee Hyuk benim için öyle bir karakterdi. Senarist her ne kadar bir psikopat, bir sevimli edalarıyla kafamızı karıştırıyor diye düşünsek de; zayıf karakterli insanların nasıl çekildikleri yöne doğru gittiğini anlatıyordu. Kötüydü Lee Hyuk çünkü iradesi gelişmemiş zayıf bir insandı. Yetiştirilememişti; doğru şekilde yetiştirilememiş ebeveynleri tarafında. Evet anne babası kötüydü, çünkü onları da aileleri yetiştirememişti.
Mezardan kaçmış zombi kılığı...:D
Çürümüşlük izlediğim onca diziden sonra bence her kraliyet ailesinde kendini gösteriyor. Güç insanı canileştiriyor, aç gözünü daha da doyumsuz hale getiriyor. Yine de yazar bize Lee Hyuk karakterini o kadar çok anlattı ki, yaşadığı zor hayata; her daim içimizde bir parça acıdı ona.

           Dizinin gerçek kötüsü Seo Kang Hee ile Ana Kraliçe idi aslında. Ama bence ana kraliçe akıl hastasıydı. Bir noktadan sonra açgözlülüğü onu akıl hastası yapmış. O kadın vicdanını değil aklını kaybetmiş gibiydi hal ve hareketleri ile. Hayatını kötülükle idame ettirmiş, sadece ben diyerek kendi evlatlarını bile önemsemeyen bir insan haline gelmesi, bir canavara dönüşmesini izledik bölüm bölüm. Ben en çok onun ceza çekmesini bekledim dizi boyu. Süründüğü zamanları görmek için final gelsin istedim hemen. Ki yine de süründüğünü görmedik çünkü kadın akıl hastası.

             Seo Kang Hee dizide hiç beklediğimiz bir anda her işin içinden çıkan pis kötü olarak sinsiliği ile bizi sinirden sinire gark eden bir başka karakter oldu. Ana Kraliçe ile ikisi o kadar yüzsüzdü ki kendi evlatlarına güç için yaptıkları asla affedilmezdi. Annelerin yüz karası olarak kendilerini gösterdiler.


           Min Yu Ra dizide bizi sinirlerden sinirlere gark eden bir başka kötü karakterdi. Kan susturdu resmen bize, o kadar adi o kadar iki yüzlü o kadar karaktersizdi ki... Kendisine annelik eden kadına yaptıkları, yaptırdıkları yetmemiş gibi, bir de her şeyin sebebi intikam için diye döndü ya olay... İtiraf edelim çok sahte olmuştu Min Yu Ra'nın gelgitleri. Hele final; herkes yaptıkları kötülüklerin bedelini bir şekilde öderken, Min Yura'ya ödül niyetinde yazılmış bir finaldi. Yura neden cezasız kaldı. Gerçi Lee Hyuk ile Na Wang Shik yanık derilerini soydururken iyi işkence ettirdiler ama...

          Sonunda en çok üzüldüğüm karakter kesinlikle Ah Ri oldu. Çocuk oyuncumuzun çok başarılı olduğunu söylemek istiyorum öncelikle. Döktüğü göz yaşları beni gerçekten çok üzdü. Sürekli kullanılmaya çalışılan zavallı miniğimizin lafları bizim söylemek istediklerimizdi çoğu zaman. Ve bu hikayeden en zararlı Ah Ri çıktı. "Berbat ailesi, hafızasında en büyük yara olacak ömür boyu " düşüncesi dizinin finalindeki en duygusal mesajdı bence.
Özellikle buradaki ağlaması, korkusu, yakarışı yüreklere dokunmayacak gibi değildi.

           Diziyi takibimizden çıkaramamamızın tek sebebi entrikalarının nereye varacağı merakı değildi elbette. Dizinin çok komik sahneleri de vardı. Lee Hyuk'un karısını kıskanmaya başlaması bir çok izleyici için eleştiri hedefi haline gelmiş olsa da ben işin eğlence tarafındayım. Ve iyi ki o sahneler vardı diyorum.

 

          Beklenen çiftimizin romantik sahneleri de olsun istedik ama hikaye gereği pek mümkün olmadı... Yinede elimizde çok tatlı bir dans sahnesi var. O bize yeter. Na Wang Shik'in Oh Sunny'yi koruması, bakışları bize yeter ne yapalım. Gelecek projelerde görüşmek umuduyla...:)


          Dizinin zaman zaman kendini tekrar eden noktaları da vardı. Mesela her cinayetin Oh Sunny'nin üstüne kalarak biten bölümler gibi. Tabi ki bu ana kraliçenin Sunny'den kurtulma planlarından bir seçenekti sadece. Bu kurtulma komplolarından biri çok tanıdıktı aslında. Prenses Daina'yı bilir misin? Bilmiyorsanız imsalini izledik bir sahnede. Kraliçe Oh Sunny ile Chun Woo Bin için planlanan paparazilerin takibi ile ölüm süsü aynı Lady Diana'nın ölümüne benziyordu. 

           Choi Jin Hyuk ssi'nin bir önceki projesi Devilish Joy dizisini izleyenler bu sahnede gülümsemeden kendilerini alamadılar. Güzel bir ironiydi kendisine işkence eden teyzesinin yine yardımına koşması...
            Lee Hyuk gerçekten zayıf bir karakterdi ama hayatı boyuncu kimseye güvenememiş, hep sırtından vurulmuş, hep bir şeylere zorlanmış bir insandı. Chun Woo Bin'in Na Wang Shik olduğunu öğrendiğindeki yaşadığı hayal kırıklığı onun için en güzel cezaydı aslında. Birbirlerine silah çektikleri kilit noktasında Na Wang Shik'in aklında annesinin ölümü, sevdiği kadını çalması geçerken, onun gözlerinin önünden güven dolu dakikaları geçiyordu. Bir nevi ihanete uğramıştı. Hak ediyordu o ayrı ama...:D

Bu dizinin en mantıksız sahnesi... Olmadı yani. Ölümüne yakın insanlara bir iyilik hali nail oluyormuş ya Lee Hyuk' a da gelen bu cesaret ondan kaynaklandı diyip  mantıksal çerçevelere oturtmak istesem de oturtamıyorum arkadaş. O zaman o da Min Yura gibi biraz daha ortalarda yön değiştirseydi ne bilim.:D
         Sonuç itibariyle tam haftalık izlenecek bir diziydi. Heyecan her zaman doruktaydı. İki bölümden fazlası insana kesinlikle ağır geliyordu. Hele finale 2 hafta kala yayınlanan tek bölümde "ulan bitsin bu dizi artık" diye isyan ettim. Merak etmek bir yandan, kötülerin azıtmasına sabretmek bir yandan... Zor diziydi, güzel diziydi, senaryodan çok tüm kadro; karakterlerini çok başarılı şekilde koydu ortaya. Yeni projelerde görüşmek üzere o zaman...:)


Adı: 황후의 품격 / Hwanghuui Pumgyeok
Tür: Dram, fantazi, gizem, romantik,
Bölüm Sayısı: 52 (26)
Yayınlandığı Kanal: SBS
Yayın Tarihleri: 21.11.2018 - 21.02.2019
Yayınlandığı Günler: Çarşamba - Perşembe 22:00 (İki bölüm arka arkaya)

Oyuncular:
  • Jang Na Ra / Oh Sunny
  • Choi Jin Hyuk / Chun Woo Bin - Na Wang Shik

  • Shin Sung Rok / Lee Hyuk

  • Lee Elliya / Min Yoo Ra
  • Shin Eun Kyung / Ana Kraliçe 


OST:
1. What Would It Be 어땠을까 (Nasıl olurdu) - Jang Duk Chul 장덕철
2. Not Over 끝이 아니길 (Son Değil) - Gaho 가호
3. Can You Hear Me 마음을 전하면 (Kalbimi ararsan) - Kei
4. Low Voice 낮은 목소리 ( Düşük ses) - Park Ji Min 박지민
5. Only One Day 단 하루만 (Sadece bir gün) - Seo Ji Ahn 서지안
6. Open Ending - Ki Ryun 기련

13 Ocak 2019 Pazar

Devilish Joy


Adı: 마성의 기쁨 / Maseongui Gippeum (Masong'nun Kibbım'u / Masong'un Mutluluğu)
Tür: Romantik, komedi, dram
Bölüm Sayısı: 16
Yayınlandığı Kanal: MBN, Dramax
Yayın Tarihleri: 05/09/2018 - 25/10/2018
Yayınlandığı Günler: Çarşamba - Perşembe 23:00

Oyuncular:

Choi Jin Hyuk / Gong Ma Sung
Song Ha Yoon / Joo Gi Bbeum
Hoya / Sung Ki Joon 
Lee Joo Yeon / Lee Ha Im

OST:

1. Goodbye (Joo Gi BBeum Ver.) (Hoşçakal) - Lee Yoon Jin (이윤진)
2. Season 계절 (Sezon) -Sung Dam (성담)
3. Tuk Tuk 툭툭 - U-Mb5/ Ra.L
4. Love to Forget 잊으려던 사랑 (Unuttuğum Aşk) - Choi Jin Hyuk
5. Memory is Like a Miracle 기억이란 기적처럼 (Hatıralarım Muzice Gibi) - Im Chae Uhn (임채언)
6. Pouring Down 주루룩 - New-A (뉴아)



        Dönemin ünlü ve birazda kaprisli idollerinden biri bir gün çekim için yurtdışı yolculuğuna çıkar. Tesadüfler eseri karşılaştığı yakışıklı karizmatik bir adamla yakınlaşır. Çiftimiz kısacık zaman dilimden birbirlerinden çok etkilenirler ve tekrar buluşmak için sözleşirler ama verilen sözleri tutmak her zaman kolay olmaz. Başlarına beklemedikleri kazalar gelen ikili birbirlerinden ayrı kalarak yeni hayatlara başlarlar. Ama aşk kaderdir onlar için. Yıllar sonra tekrar karşılaşırlar. Ama ya ilk görüşte vurulduğunuz adam sizi tanımazsa?

         Bildiğiniz gibi konu yazmaya pek alışık değilim o yüzden pek de yazamadım.:D
Ama ille de konu derseniz kısaca: Ghajini gibi bir önceki gününü hatırlamayan oğlumuz ile talihsizlikler sonucu 1 milyon anti fanı olan eski bir şarkıcının aşkı diyebiliriz sanırım.

İyisi mi biz özümüze dönerek direk bodoslama spoilere dalalım arkadaşlar...

          Öncelikle söylemeliyim ki diziyi ilk bölümler çok sevdim. İlk bölümün beklenmeyen kazası, romantik komedi başlayan dizimizi birden gizeme bürünmesi gerçekten dikkat çekici ve izlenilesi özelliklerdeydi. Kaldı ki kazayı sevdiği kadın yüzünden geçiren adam, tüm anılarını unutan, dermansız bir hastalığa tutulan mazlum yakışıklı başrol oğlumuz diziyi daha da izlenilir bir hale sokuyordu. 
          Bölümler ilerledikçe gülüp eğlenmekte Masong sayesinde mümkün oluyordu. 

İçimizde çiçekler açtıran bu gülümseme bağımlılık yaptı bizde. (yani bende.)

           Ama gelin görün ki hayat telaşı. Haftalık takip ettiğim bu diziyi son bölüm izlemeye vakit bulamadım, arada kaynadı, unuttum gittim.
The Last Empress 'de bu gül yüzün hep asık olduğunu görünce şu gül yüzü bir görelim, içimiz açılsın. Blogcuğumla da bu tatlış diziyi buluşturayım hem diye düşündüm. Ama keşke yapmasaymışım. Resmen pişman oldu. Çünkü son bölümler öyle abartılı, uzadıkça uzayan bir dram vardı ki ruhum daraldı. Atlaya atlaya izledim sahneleri. İçimizde çiçekler açtıran bu gülümse yerine, acı dolu göz yaşları vardı üstelik, yüreğim yandı. Ne çektin be Jin Hyuk ssi... Burada ayrı sonraki dizinde ayrı...

          Spoi dediğim halde yazıyı buraya kadar okuyan izlememiş okuyucularıma uyarımdır:
Dizinin son 4 bölüm hariç diziyi mutlaka izleyin ama sonra 12'yi bitirip direk 16'ya gelin; şayet ağlamak istemiyorsanız.

O zaman sıra geldi izleyenlerle repliklere olan yolculuğumuza...

Buz gibi bir tavırla;


dediği kadın yüreğine takılınca;


Onun yüzünden uyuyamayan, uyuyamayınca unutamayan tatlı Masong Ssi, çeşitli çareler arar.

Yanlış hatırlamıyorsam arkada möö efekti vardı. Çok gülmüştüm.


Sonunda pes edip değeceğine karar verir.
           Bu kadın hatırlamaya değmez diye ilk etapta aklından atmak isteyen bu adam, yüreğine yenik düşer ve 

o kadını kazabilmek için an gelir onunla otobüse biner,


Kızdan görüp de cebinde olmayan kartı makineye okutmaya çalışması, bunun için kendi etrafında tüm poposunu makineye sürmesi...
An gelir onu görmek için çeşitli bahaneler üretir ve



Tüm tatlı sözleri, bakışları ile cazibesini ortaya koyar,


An gelir onu korumak için çeşitli yollar dener, her fırsatta sevdiğini korumak için yanında olur.


Ama ne yazık ki kızımız biraz aptal... 


           Hatta dramın abardığı yerde o kadar aptal ki kızı öldürmek geldi bir an içimden. 


          Hem biliyor adam acısını hastalığını gizliyor, farkında; hemde hiç oralı olmuyor görmezden geliyor adeta böyle saçma bir şey var mı? He acımıyor dedi adam, tamam acımıyor mu oluyor? Bu kadar aptal mısın sen? Aptal olan Masong değil sensin bariz. Kendi gözünle gördün, başını tuta tuta gitti adam odasına. Yüzü gözü solmuş, kan ter içinde kalmış. O acımıyor dedi sende inandın. Ben olsam dağıtırım orayı o yüzü öyle gördükten sonra. Hastane orası müdahale edin dimi. Adamın ateşine baktı, yok; tamam iyi.
           Adam 3 saat önce verdiği yemek sözünü unuttu ama normal. İşten güçten. Arkadaş bu dünyanın hiç bir yerinde normal bir davranış değil. Taş gibi insan unutsa ne oluyor der üstüne gider takip edersin kaldı ki bu adam hafızadan yana hasta, hasta... Ciddiyetini bilmesen de daha özenli davranman gerekmez mi?
         Bir de ciddiyetini öğrendikten sonra Masong'a kızmaz mı?
Bencil olan sensin ablacım. Sevdiğini iddia ettiğin adamın acı çektiğini görmüyorsun. Bir hastalığı olduğunu bildiğin halde, evde ki çalışma odasından çıkmadığın halde durumun ciddiyetini anlamıyorsun. Neden çünkü sen Masong'dan daha çok kendini seviyorsun.
          Özetle Kibbım bu sahneden sonra gözümden çok düştü. Kalan bölümlerde çok seviyorum, inanıyorum, bekliyorum dese de bana samimi gelmedi.

         O kadar ki; o andan sonra da her hareketi baktı gözüme.
Dizi ilk başladığında başrol bayan tercihi konusunda pek çok eleştiri vardı. Kızı beğenmeyenler çokçaydı. Benim gözüme batmadı. Kendisine Fight for My Way dizisinden alışıktım. Yalnız oradaki karakteri biraz ezik olduğu için ilk bölüm popüler şarkıcı olmasına gözüm pek alışamadı yalan yok. Ama kısa zamanda ezik haline dönünce, "Yoo bu rol bu kıza uygun, yapar da" dedim. Playback kısmı olmasa daha iyiydi ama bir seferlik görmezden gelinebilir diye düşündüm. Boy farkı çok göze batıyordu özellikle kiss sahnelerinde. Ayaklarının altına bir takoz koyabilirlerdi, yönetmenin suçuydu. Doğal olsun istedi belki ama, kızcağız kiss sahnesi çekmekten çok survior görevi çekiyor gibiydi, acıdık.

          Ama bir kez sinir oldum ya işte; sonradan işi yüzsüzlüğe vurup kızın sürekli playback yapması, onun playback yaptığı sahnede Choi Jin Hyuk'un OST albümde söylediği şarkının çalması, hepten sinir bozucu bir hale getirdi işi. Madem yapamıyor arkadaş başka oyuncu oynataydınız, bu neyin torpili diye düşündürttü sonunda bana.

Yetmedi kendi oynadığı dizi bile laf soktu kadına;

Bu nasıl bir yüzsüzlüktür acaba?!.

          O da yetmemiş, dizi "Hoşçakalın, izlediğiniz için teşekkürler" sahnesini Kibbım'un playback şarkısına tüm kadro playback yaparak çekmişler. Resmen dalga geçmişler kadınla... Nasıl bir ironi yapmaya çalıştılar?

         Hazır sinirlenmişken dizinin en sinir bozucu karakteri no.1'den bahsedelim.
Böyle akraba olmaz olsun dediğimiz, kendi teyzelerimize sarılma istediğimizi dürtükleyen, şükrettiren adi, vicdansız, insafsız teyze...
          Yaptıklarının kötü olmasından öte bunu umursamazca, utanmazca çocuğun yüzüne yüzüne söylemesi... Para bu kadar değerli mi, konum sahibi olmak bu kadar değerli mi?
          Kadının şu koltukta oturmaktan başka yaptığı da bir şey yok ha... Kuaföre gitsin, milettin hayatını zindana çevirsin. İnsan kendi öz yeğenini bunları yapar mı be. Nasıl bir anne, nasıl bir kadınsın sen yazık diyebildik sadece. Eski dönemlerde olduğu gibi kollarını bacaklarını başını bağlayın atlara; param parça edin bu kadını istedik.
          Hatta ben çocukken anne babasını kaybettikleri kazadan da teyzesinin parmağı çıkacak sandım bir ara. Para için kendi yeğenini öldüren kadın yani bu, tek planı bu olamaz, diye düşündüm.


Tüylerimiz diken diken oldu hepimizin, lakin ben bu işin arkasından teyzenin çıkacağını zaten tahmin etmiştim. O yüzden pek şaşırmadım. 


          Adamın dibi Sekreter Yang... Sen cansın ya, senden daha adam yoktu bu dizide.
Masong'a sahip çıkışı, her zaman yanında oluşu, ona yapılan kötülüklere dayanamayıp kendini riske atışı... İyi ki böyle bir karakter vardı.

Yeri geldi çok da güldürdüler bizi. 
         Bizi güldüren bir diğer ikili Masong ve Ki Joon'du. 
Büyümemiş şımarık çocuk Ki Joon... Ne kadar mız mız olsa da abisini hep seven sadık bir kardeş oldu. Masong'un tek destekçisiydi ailede. Yüzünü tek güldüren samimiyetiydi.


Bu sahne hepimize rahmetli Barış Manço'nun Domates Biber Patlıcan şarkısını hatırlattı, değil mi?
Sahip olduğu para yüzünden çekmediği acı kalmayan, can adamımızın para hakkında düşünceleri:



          Dizinin hastalar için verdiği bir toplumsal mesaj da vardı. Hasta yakınları için ufak ama gerçek bir teselli...

Dizinin en çok can yakan cümlesi buydu:


Masong'un ağzından her çıktığım bu cümle yüreğimizi parçaladı.
Çok beklenmedik anlarda nüksediyordu meret hastalık...
Dizinin klişelere kafa attığı bir sahneden en sevdiğim cümle...


Lakin çocukluk hikayesindeki klişe çok kötüydü, çok gereksizdi, keşke olmasaydı. Zaten bu insanlar birbirlerinin kaderi, onca şeye rağmen hep bir araya geliyorlar. Adam herşeyi unutsa yine kızı hatırlıyor, bundan daha fazla gerçek aşk vurgusu yapamazsınız zaten.


Dizinin beklenen cümlesi, beklenen sahnesi, tüm izleyicilerin sesi bu replik, bu savcı...👏


Dizinin en sinir bozucu karakteri no2. O sakız ile biz nefretten nefrete sürükledi dizi boyu.
Bu cümle de benim yüreğimden geçendi son 4 bölüm.
          Arkadaş madem mutlu final yazabiliyordunuz niye bizi 4 bölüm süründürdünüz ayıp ama.




https://www.youtube.com/watch?v=2t1rqwR7-ro
Bu şarkıyı dinleyin derim, Kibbım'a inat ne güzel söylemiş Masong...