13 Ocak 2019 Pazar

Devilish Joy


Adı: 마성의 기쁨 / Maseongui Gippeum (Masong'nun Kibbım'u / Masong'un Mutluluğu)
Tür: Romantik, komedi, dram
Bölüm Sayısı: 16
Yayınlandığı Kanal: MBN, Dramax
Yayın Tarihleri: 05/09/2018 - 25/10/2018
Yayınlandığı Günler: Çarşamba - Perşembe 23:00

Oyuncular:

Choi Jin Hyuk / Gong Ma Sung
Song Ha Yoon / Joo Gi Bbeum
Hoya / Sung Ki Joon 
Lee Joo Yeon / Lee Ha Im

OST:

1. Goodbye (Joo Gi BBeum Ver.) (Hoşçakal) - Lee Yoon Jin (이윤진)
2. Season 계절 (Sezon) -Sung Dam (성담)
3. Tuk Tuk 툭툭 - U-Mb5/ Ra.L
4. Love to Forget 잊으려던 사랑 (Unuttuğum Aşk) - Choi Jin Hyuk
5. Memory is Like a Miracle 기억이란 기적처럼 (Hatıralarım Muzice Gibi) - Im Chae Uhn (임채언)
6. Pouring Down 주루룩 - New-A (뉴아)



        Dönemin ünlü ve birazda kaprisli idollerinden biri bir gün çekim için yurtdışı yolculuğuna çıkar. Tesadüfler eseri karşılaştığı yakışıklı karizmatik bir adamla yakınlaşır. Çiftimiz kısacık zaman dilimden birbirlerinden çok etkilenirler ve tekrar buluşmak için sözleşirler ama verilen sözleri tutmak her zaman kolay olmaz. Başlarına beklemedikleri kazalar gelen ikili birbirlerinden ayrı kalarak yeni hayatlara başlarlar. Ama aşk kaderdir onlar için. Yıllar sonra tekrar karşılaşırlar. Ama ya ilk görüşte vurulduğunuz adam sizi tanımazsa?

         Bildiğiniz gibi konu yazmaya pek alışık değilim o yüzden pek de yazamadım.:D
Ama ille de konu derseniz kısaca: Ghajini gibi bir önceki gününü hatırlamayan oğlumuz ile talihsizlikler sonucu 1 milyon fanı olan eski bir şarkıcının aşkı diyebiliriz sanırım.

İyisi mi biz özümüze dönerek direk bodoslama spoilere dalalım arkadaşlar...

          Öncelikle söylemeliyim ki diziyi ilk bölümler çok sevdim. İlk bölümün beklenmeyen kazası, romantik komedi başlayan dizimizi birden gizeme bürünmesi gerçekten dikkat çekici ve izlenilesi özelliklerdeydi. Kaldı ki kazayı sevdiği kadın yüzünden geçiren adam, tüm anılarını unutan, dermansız bir hastalığa tutulan mazlum yakışıklı başrol oğlumuz diziyi daha da izlenilir bir hale sokuyordu. 
          Bölümler ilerledikçe gülüp eğlenmekte Masong sayesinde mümkün oluyordu. 

İçimizde çiçekler açtıran bu gülümseme bağımlılık yaptı bizde. (yani bende.)

           Ama gelin görün ki hayat telaşı. Haftalık takip ettiğim bu diziyi son bölüm izlemeye vakit bulamadım, arada kaynadı, unuttum gittim.
The Last Empress 'de bu gül yüzün hep asık olduğunu görünce şu gül yüzü bir görelim, içimiz açılsın. Blogcuğumla da bu tatlış diziyi buluşturayım hem diye düşündüm. Ama keşke yapmasaymışım. Resmen pişman oldu. Çünkü son bölümler öyle abartılı, uzadıkça uzayan bir dram vardı ki ruhum daraldı. Atlaya atlaya izledim sahneleri. İçimizde çiçekler açtıran bu gülümse yerine, acı dolu göz yaşları vardı üstelik, yüreğim yandı. Ne çektin be Jin Hyuk ssi... Burada ayrı sonraki dizinde ayrı...

          Spoi dediğim halde yazıyı buraya kadar okuyan izlememiş okuyucularıma uyarımdır:
Dizinin son 4 bölüm hariç diziyi mutlaka izleyin ama sonra 12'yi bitirip direk 16'ya gelin; şayet ağlamak istemiyorsanız.

O zaman sıra geldi izleyenlerle repliklere olan yolculuğumuza...

Buz gibi bir tavırla;


dediği kadın yüreğine takılınca;


Onun yüzünden uyuyamayan, uyuyamayınca unutamayan tatlı Masong Ssi, çeşitli çareler arar.

Yanlış hatırlamıyorsam arkada möö efekti vardı. Çok gülmüştüm.


Sonunda pes edip değeceğine karar verir.
           Bu kadın hatırlamaya değmez diye ilk etapta aklından atmak isteyen bu adam, yüreğine yenik düşer ve 

o kadını kazabilmek için an gelir onunla otobüse biner,


Kızdan görüp de cebinde olmayan kartı makineye okutmaya çalışması, bunun için kendi etrafında tüm poposunu makineye sürmesi...
An gelir onu görmek için çeşitli bahaneler üretir ve



Tüm tatlı sözleri, bakışları ile cazibesini ortaya koyar,


An gelir onu korumak için çeşitli yollar dener, her fırsatta sevdiğini korumak için yanında olur.


Ama ne yazık ki kızımız biraz aptal... 


           Hatta dramın abardığı yerde o kadar aptal ki kızı öldürmek geldi bir an içimden. 


          Hem biliyor adam acısını hastalığını gizliyor, farkında; hemde hiç oralı olmuyor görmezden geliyor adeta böyle saçma bir şey var mı? He acımıyor dedi adam, tamam acımıyor mu oluyor? Bu kadar aptal mısın sen? Aptal olan Masong değil sensin bariz. Kendi gözünle gördün, başını tuta tuta gitti adam odasına. Yüzü gözü solmuş, kan ter içinde kalmış. O acımıyor dedi sende inandın. Ben olsam dağıtırım orayı o yüzü öyle gördükten sonra. Hastane orası müdahale edin dimi. Adamın ateşine baktı, yok; tamam iyi.
           Adam 3 saat önce verdiği yemek sözünü unuttu ama normal. İşten güçten. Arkadaş bu dünyanın hiç bir yerinde normal bir davranış değil. Taş gibi insan unutsa ne oluyor der üstüne gider takip edersin kaldı ki bu adam hafızadan yana hasta, hasta... Ciddiyetini bilmesen de daha özenli davranman gerekmez mi?
         Bir de ciddiyetini öğrendikten sonra Masong'a kızmaz mı?
Bencil olan sensin ablacım. Sevdiğini iddia ettiğin adamın acı çektiğini görmüyorsun. Bir hastalığı olduğunu bildiğin halde, evde ki çalışma odasından çıkmadığın halde durumun ciddiyetini anlamıyorsun. Neden çünkü sen Masong'dan daha çok kendini seviyorsun.
          Özetle Kibbım bu sahneden sonra gözümden çok düştü. Kalan bölümlerde çok seviyorum, inanıyorum, bekliyorum dese de bana samimi gelmedi.

         O kadar ki; o andan sonra da her hareketi baktı gözüme.
Dizi ilk başladığında başrol bayan tercihi konusunda pek çok eleştiri vardı. Kızı beğenmeyenler çokçaydı. Benim gözüme batmadı. Kendisine Fight for My Way dizisinden alışıktım. Yalnız oradaki karakteri biraz ezik olduğu için ilk bölüm popüler şarkıcı olmasına gözüm pek alışamadı yalan yok. Ama kısa zamanda ezik haline dönünce, "Yoo bu rol bu kıza uygun, yapar da" dedim. Playback kısmı olmasa daha iyiydi ama bir seferlik görmezden gelinebilir diye düşündüm. Boy farkı çok göze batıyordu özellikle kiss sahnelerinde. Ayaklarının altına bir takoz koyabilirlerdi, yönetmenin suçuydu. Doğal olsun istedi belki ama, kızcağız kiss sahnesi çekmekten çok survior görevi çekiyor gibiydi, acıdık.

          Ama bir kez sinir oldum ya işte; sonradan işi yüzsüzlüğe vurup kızın sürekli playback yapması, onun playback yaptığı sahnede Choi Jin Hyuk'un OST albümde söylediği şarkının çalması, hepten sinir bozucu bir hale getirdi işi. Madem yapamıyor arkadaş başka oyuncu oynataydınız, bu neyin torpili diye düşündürttü sonunda bana.

Yetmedi kendi oynadığı dizi bile laf soktu kadına;

Bu nasıl bir yüzsüzlüktür acaba?!.

          O da yetmemiş, dizi "Hoşçakalın, izlediğiniz için teşekkürler" sahnesini Kibbım'un playback şarkısına tüm kadro playback yaparak çekmişler. Resmen dalga geçmişler kadınla... Nasıl bir ironi yapmaya çalıştılar?

         Hazır sinirlenmişken dizinin en sinir bozucu karakteri no.1'den bahsedelim.
Böyle akraba olmaz olsun dediğimiz, kendi teyzelerimize sarılma istediğimizi dürtükleyen, şükrettiren adi, vicdansız, insafsız teyze...
          Yaptıklarının kötü olmasından öte bunu umursamazca, utanmazca çocuğun yüzüne yüzüne söylemesi... Para bu kadar değerli mi, konum sahibi olmak bu kadar değerli mi?
          Kadının şu koltukta oturmaktan başka yaptığı da bir şey yok ha... Kuaföre gitsin, milettin hayatını zindana çevirsin. İnsan kendi öz yeğenini bunları yapar mı be. Nasıl bir anne, nasıl bir kadınsın sen yazık diyebildik sadece. Eski dönemlerde olduğu gibi kollarını bacaklarını başını bağlayın atlara; param parça edin bu kadını istedik.
          Hatta ben çocukken anne babasını kaybettikleri kazadan da teyzesinin parmağı çıkacak sandım bir ara. Para için kendi yeğenini öldüren kadın yani bu, tek planı bu olamaz, diye düşündüm.


Tüylerimiz diken diken oldu hepimizin, lakin ben bu işin arkasından teyzenin çıkacağını zaten tahmin etmiştim. O yüzden pek şaşırmadım. 


          Adamın dibi Sekreter Yang... Sen cansın ya, senden daha adam yoktu bu dizide.
Masong'a sahip çıkışı, her zaman yanında oluşu, ona yapılan kötülüklere dayanamayıp kendini riske atışı... İyi ki böyle bir karakter vardı.

Yeri geldi çok da güldürdüler bizi. 
         Bizi güldüren bir diğer ikili Masong ve Ki Joon'du. 
Büyümemiş şımarık çocuk Ki Joon... Ne kadar mız mız olsa da abisini hep seven sadık bir kardeş oldu. Masong'un tek destekçisiydi ailede. Yüzünü tek güldüren samimiyetiydi.


Bu sahne hepimize rahmetli Barış Manço'nun Domates Biber Patlıcan şarkısını hatırlattı, değil mi?
Sahip olduğu para yüzünden çekmediği acı kalmayan, can adamımızın para hakkında düşünceleri:



          Dizinin hastalar için verdiği bir toplumsal mesaj da vardı. Hasta yakınları için ufak ama gerçek bir teselli...

Dizinin en çok can yakan cümlesi buydu:


Masong'un ağzından her çıktığım bu cümle yüreğimizi parçaladı.
Çok beklenmedik anlarda nüksediyordu meret hastalık...
Dizinin klişelere kafa attığı bir sahneden en sevdiğim cümle...


Lakin çocukluk hikayesindeki klişe çok kötüydü, çok gereksizdi, keşke olmasaydı. Zaten bu insanlar birbirlerinin kaderi, onca şeye rağmen hep bir araya geliyorlar. Adam herşeyi unutsa yine kızı hatırlıyor, bundan daha fazla gerçek aşk vurgusu yapamazsınız zaten.


Dizinin beklenen cümlesi, beklenen sahnesi, tüm izleyicilerin sesi bu replik, bu savcı...👏


Dizinin en sinir bozucu karakteri no2. O sakız ile biz nefretten nefrete sürükledi dizi boyu.
Bu cümle de benim yüreğimden geçendi son 4 bölüm.
          Arkadaş madem mutlu final yazabiliyordunuz niye bizi 4 bölüm süründürdünüz ayıp ama.




https://www.youtube.com/watch?v=2t1rqwR7-ro
Bu şarkıyı dinleyin derim, Kibbım'a inat ne güzel söylemiş Masong... 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder