.label-size span { display: none !important; }

Bu Blogda Ara

Song Joong Ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Song Joong Ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2021 Cumartesi

Space Sweepers



Adı: Space Sweepers / Spaceship Victory
Orijinal adı: 승리호 / SeungrihoYönetmen-Yazar: Jo Sung Hee
Süre: 136 dakika
Tür: Bilim - Kurgu
Vizyon Tarihi: 5 Şubat 2021

Oyuncular: 

           Konusu: Teknolojinin yaşanmaz hale getirdiği dünyada hayat kalmamış, zenginler yeni bir gezegene kaçmış. Kalan fakirler ağır şartlar altında sürünmeye devam etmektedir. Kısacası önümüzde bizi bekleyen tahmin edilebilir bir gelecek üzerine yazılmış bir bilim kurgu hikayesi. 


            Bilim kurgu severlerin çok beğeneceğini düşündüğüm bir yapım. İlk yayınlandığında dikkat çeken bir yapım oldu ve bir çok kişi severek izledi. Tabiki filmi övenler olduğu gibi yerenlerde oldu. Ama bana sorarsanız Netflix'de izlediğim en iyi Kore Filmleri'nden biri bana göre. Hatta izlediğim tüm Kore Filmleri'ni hesaba katarsan herkese tavsiye edebileceğim yapımlardan biri. 

            Her şeyden önce efektler çok başarılı. Bir çok bilim kurgu filmi izlemiş biri olarak söylüyorum ki görsel efektler çok başarılı. Şu noktası da olmamış dediğim bir an olmadı. Hollywood ile eşit düzeyde bir çalışma olmuş. Hollywood'ta sevdiğim tek tür bilim kurgudur bu arada. 

            Efektlerin yanında senaryo da gayet akıcı ve merak uyandıran bir yanını var. Yetmiyormuş gibi izlerken şaşırtan yeri bile var. Ben filmi çok sevdim kısaca. 

Yetenek abidesi Song Joong Ki ve Mr.Sunshin Ae Shin'i Kim Tae Ri 
izlemek ayrıca sevdiğim bir ayrıntı oldu benim için. 
Çok başarılı isimler gerçekten. 
Yönetmen olsam kesinlikle ikisi ile de ayrı ayrı çalışmak isterdim.
Çok yetenekliler... 



12 Ocak 2013 Cumartesi

Dünyanın Hiç Bir Yerinde Olmayan İYİ ADAM

          Uzun süredir yazmak istediğim ama bir türlü yazamadığım Nice Guy ile nihayet karşınızdayım sevgili çingular...

 

          2012'nin Song Joong Ki sayesinde en çok dikkat çeken dizilerinden oldu Dünyanın Hiç Bir Yerinde Bulunmayan İyi Adam yani kısaca Nice Guy.
          Bir çoğumuz Song Joong Ki adına izledi elbette. Benimde başlama sebebim Song Joong Ki olsa da diziyi çok sevdim. Genelde romantik komedi seven ben arada dram izleyip rota değişitirmeyi seviyorum. Nice Guy bir intikam hikayesi olarak rotamı değiştirme görevini başarı ile yerine getirmiş oldu.:)
          İlk bölüm tahmin edilebilir bir suç üstlenme ile başlasa da dikkat çekiçi ve merak uyandırıcıydı. 2. bölümün de bana bir A Love to Kill havası hissettirdi. Ve fark ettim ki yazar aynı yazar. MiSa'yı çok sevmesem de A Love To Kill'i çok sevdiğimden diziyi izleme istediğim daha çok kabardı ve düzenli olarak takip etmeye çalıştım her hafta.
          Senaryonun her kelimesini kaydetmek istedim, çok dikkatli, özenli yazılmıştı, çok beğendim ben. Şiirsel bir havası vardı adeta. Diziden çok, senaryodan çok, edebi bir eser okuyormuşum hissi verdi zaman zaman. MiSa severler zaten en çok senaryosunun ayrıntısından sever MiSa'yı. A Love To Kill'in son vuruşu senaryodur. Nice Guy'da beni en çok bu yönü ile bağladı kendine diyebilirim.
          Dizi başlamadan evvel ortalarda dolanan konusu; hikayenin orta kısmı olduğu için; hani hafızasını kaybeden kızın kandırılmasıydı bu dizi diye bir sorgulama moduna geçtim. Ama daha sonra bize vaad edilen hikayeye kavuştuk.

           Senaryonun başarısı kadar oyuncularda başarılıydı bence.  


-Spoiler-

         
          Song Joong Ki'yi neredeyse hepimiz Sungkyunkwan Scandal ile tanıdık sevdik hatta kendisine bayıldık. :)) Arada Tree With Deep Roots tarihi dizisinde boy göstermiş olsa da biz pek sallamadık ve kısmet Nice Guy'a kaldı. Nice Guy da bize kendini sevdiren rolünün tam tersi bir karakterlerle karşımıza çıktı. İntikam almak isteyen her türlü çirkinliğine bulanmış bir adam. Yüzündeki pırıl pırıl parlayan o güzelim gülümsemesinin yerini acı bir bakış aldı. Marucan'ın güldüğü çok nadir zamanlarda gördük. O gülüşün altında zaten acı dolu bir bakış vardı, kalbi kanrevan içinde kalmış bir adam vardı. Kötülüğün yakışmadığı, kötü olmak zorunda kalan, pişman olan iyi bir adam vardı.
          Song Joong Ki rolünün hakkını verdi, karakterin içine girdi Kang Ma Ru oldu. Öyle ki MAMA'da kırmızı halıda, sunuculuk yaparken, dizi final verdiği halde hala Kang Maru'ydu. Yüzü zorla gülüyordu, hatta gülmüyordu. Karakterden çıkamamıştı bana göre. Kang Maru gibi de giyinmişti zaten. Kırmızı halının avanak sunucuları bile benimle aynı düşünceye sahipti.:))
          Umarım sıradaki projesi  romantik komedi olur da hem o kendine gelir, hem biz yolumuzu buluruz hehehe:D


          Geçen yıl Moon Chae Won The Princess' Man ile bir çok kişinin gönlünde taht kurmuştu. Ben henüz The Princess'Man izlemediğim için bilmiyorum. Bunun aksine My Fair Lady'de beni sinir edişlerini hatırlıyorum. Ancak bu imaji bu dizi ile silinmiş oldu aklımdan. Rolünün altından başarı ile kalktığına inanıyorum.
          Seo Eun Gi her ne kadar oyuna getirilen kızda olsa, hafızasını kaybedip saf masum bir halde ortalarda da dolansa dizide iyi diye bir kavram yoktu. Herkes kötüydü, herkesin hırsları vardı, herkes intikam peşindeydi. Kötü çevre sonucu kötüleşen insanların hikayesiydi Nice Guy. Bir kötülük başka bir kötülüğü beraberinde getiriyor. Bataklık misali çırpınmasan batıyorsun, çırpındıkça daha hızlı batıyorsun...
          Bu durumu Han Jae Hee'nin hikayesinde vurgulayama çalışmışlar özellikle. Han Jae Hee yıllarca annesinin ve abisinin kendisini satmasından korkarak yaşayan ama sonunda kendisini, aşkını para satan bir kadın oluveriyor.
Dizinin sonlarına doğru yaşanılan çöküşün yüze yansıması... Acıların kadını Han Jae Hee.:))

           Dizinin kötü kadını, paragöz karakteri, Han Jae Hee yani Park Si Yeon. Neden bilmem şu kadın ile bir türlü barışmadı yıldızımız. Kendisini her gördüğümde sinire gar oluyorum. Tam da kendisine yakışan kötü kadını oynuyor zaten burada.:D Kendisini sevmesemde onunda rolünün altından başarı ile kalktığını söylemek isterim. Yiğidi öldür hakkını yeme.:))

Kadın ciddi ciddi çok kötüydü yahu... Kendi kendini dövdü, ağzını burnu patlattı, evi dağıttı, yara bere içinde kaldı... Sırf Maru'yu kandırmak için, yanına çekmek için... Allah'tan Maru kanmadı bu cadolozun oyunlarına. Her seferinde tersledi onu. Ohhh.:D
Ağzın bal yesin, kaymak yesin Çoko... Ne güzel dedin...
 

           Han Jae Hee'den daha kötü biri varsa Avukat Ahn kesinlikle... Adamın gözü dönmüştü; cinayetler, cinayete teşebbüsler...


         Kang Maru'ya güvenmeyip sürekli sözleri ile kışkırtsa da Marucan'ı; sevdiğini korumak isteyen, ikinci adamdı Avukat Park. Gerçi Kang Maru yüzsüzce cevaplarıyla ağzının payını güzel verdi hepsinin. Bu diziden öğrenmiş olduk: "Utanmazlık bazen verilen bilen en güzel karşılıktır." Bazı insanlara utanmazca davranmak gerekiyor çünkü...


          Kang Maru'nun biricik kardeşi Çoko... Her ne kadar dizinin başında, Maru tutuklandığında yağmurda abisine işkence yaparak, bizi sinire gar etsede ben zamanla Çoko'yu sevdim. Finalde Jae Gil ile evlenmeleri ayrıca hoşuma gitti. İnsanın sevdiğine kavuşması, sevdiği tarafından sevilmesi ne güzel...:))


          Birbirini küçücük zamanda seven baş aşıklar intikamlarını, hırslarını aşklarının üstünde tuttu ve yollarını ayırmaya karar verdiklerinde ölümü seçtiler. Büyük bir trafik kazasını sonrası işte karşımıza bu sahne çıktı.(9.bölümdü sanırım, tam hatıtrlamıyorum.)

          "Ne yani, Marucan öldü mü?" soru işareti şöyle bir beynimize sokulmaya çalışıldı ama biz yemedik daha önümüzde 11 bölüm vardı.:))
          Ve daha da yakışıklı bir halde çıktı karşımıza Maru can...

Ağzımızın suyu aka aka,"Ayıp ya" dedik "Bu kadar yakışklı olunur mu?"

           Çok güzel, çok özel, çok sevdi Maru, Seo Eun Gi'yi... Yalandan yanına yaklaştığında bile, Han Jae Hee'yi kızdırmaya çalıştığında bile samimiydi duyguları Eun Gi'ye karşı. Farkında değildi, içinde gizliydi ama çok sevdi Eun Gi, hiç beklemediği şekilde, hiç istemediği biçimde... Başlarken pişmandı, bitecekken pişmandı, intikamdan da büyük kalbinde bir Eun Gi vardı...

Eun Gi geri döndü dediğin ben daha çok mutlu oldum. Kalbime bir ok saplandı animelerdeki gibi...:))
 

          Başlarken pişmandı, bitecekken pişmandı. Mutluydu ama hepsi bir rüyaydı onun için bir gün elbet uyanacaktı...

          Önce Eun Gi uyandı. Unuttuklarını hatırlayınca yıllarca yalnız kaldığı dünyasını, güvensiz dünyasını hatırlayınca aşk da güvenmeye yetmedi. Maru sevinse mi üzülse mi bilemedi kadınının iyileşmesine. Rüyanın son bulmasına sevinsemi üzülse mi bilemedi vicdanı bile...

          Ve karar verdi ancak o mutlu olsun ben onunla mutlu olamam, onunla birlikte olamam.

          Yine de Eun Gi, hedeflediği yola varabilmek için daha çok mesafe kat etmeliydi. Tehlikeli, başarma olasılığı düşük, kaybetmeye ramak kalan bir yolda tek başına yürümeliydi. Ama dünyanın hiç bir yerinde bulunamayan iyi adam buna izin veremez, göz yumamazdı. Ne olursa olsun, onunla olmalıydı, ölmek için can atan bir bedeni olduğu halde...

           İnatla "ölmeyeceğim" dedi Maru, "yaşayacağım, daha mutlu yada mutsuz fark etmez, yanıp tutuşacağıma, çaresiz kalacağıma yaşayacağım, ne olursa olsun, yaşayacağım"... Belki Eun Gi ile tekrar mutlu olur umuduyla...


          Ölmedi de çok şükür... MiSa ve A Love to Kill'i göz önünde bulundurunca ben, içime bir korku yerleşmişti. "Ahh bunlarda mutlu sona ulaşamayacak. Yine ağlayacağınız dizinin sonunda böhüüü..." diyip durdum kendi kendime. Neyse ki yazar mutlu son yazmayı biliyormuş, korkulan olmadı. :)


.....

Yaaa hayat işte... senin değersiz diye bir kenara attığın birinin nefesinden daha değerli olur...
        
          Gül yüzlü Kang Maru'nun yüzünü darma duman ettiler dizinin ilk yarısında. Neyse isabette oldu hani... Kadınları kandırırken bir gözü açık öpüştükçe benim gözünü patlatasım geliyordu. Onlar benim yerime patlattılar sağ olsun. Hayır ilk bölümler her önüne geleni öptüğü yetmiyormuş gibi bir gözünün tekini açtıkça sinir kat sayım hepten tavan yaptı....:))
Sanki benim beynimden söküp alınmış bir cümle...

           Senaryonun oyuncuların başarısı kadar OSTlarda başarılıydı. Melodileri, anlamları, diziye uyumları çok güzeldi. Junsu'nun güzel sesinden Love Is Like Snow dinlemek çok güzeldi. Song Joong Ki'ye şarkı söylemeyi yakıştıramasam da anlam bakımından onun seslendirdiği şarkı da çok uyumluydu diziye. Yine de benim favorim Nice Girl ve I Only Want You. Özellikle I Only Want You'da bir A Love To Kill - Goom havası hissettim. Yerini tutamaz elbette ama ben Nice Guy'ı A love To Kill ile çok bütünleştirdim içimde.:))

           Özetle ben diziyi çok başarılı buldum ve çok sevdim. Tavsiyemdir. Kötü-saçma yönleri yok muydu? Sürüsüyle vardı ama ben o kısma girmek istemiyorum.:)) Tavsiye ediyorum sadece...
Hatta biz Boys Over Flowers larla falan boşuna uğraşıyoruz. Direk Kanal D'ye başvurup Nice Guy önerelim. Yediden yetmiş yediye herkes televizyona kitlenir. Tam bizim topluma göre bir dizi, yalan, ihanet, intikam, yasak aşk, cinayet... Ne farkı var bizim Kanal D dizilerinden...:)) Havada karada kapmalı bence Kanal D bu diziyi. Kötü kadını Beren Saat dublajladı mı tamadır bu iş...:)) Yalnız lütfen kötü kadını dublajlasın, Park Si Yeon'u sevmediğim kadar onu da sevmiyorum çünkü.:D



Adı: 세상 어디에도 없는 착한남자 / Sesang Eodiedo Eobsneun Chakhan Namja
Bilinen Adları: 착한남자 / Chakhan Namja, Nice Guy, The Good Man Never Seen Before, The Innocent Man
Tür: Melodram, romantik
Bölüm Sayısı: 20
Yayınlandığı Kanal: KBS2
Yayın Tarihleri: 12.09.2012 – 15.11.2012
Yayınlandığı Günler: Çarşamba - Perşembe 21:55


Oyuncular:
  • Song Joong Ki / Kang Ma Roo (30)

  • Moon Chae Won / Seo Eun Gi (29)

  • Park Si Yeon / Han Jae Hee (35) 


OST:
CD 1
1. Aşk kar tanesi gibi 사랑은 눈꽃처럼 - JYJ (Junsu)
2. İyi Kadın 착한 여자 - Lee Soo Young
3. İyi İnsan 좋은 사람입니다 - Cho Eun
4. Yalnız
5. Jaehee ve Maru 재희와 마루 (With Empty Heart & Change)
6. İyi İnsan
7. Hüzünlü vals
8. Eungş ve Maru 은기와 마루 (With Late Autumn)
9. Melankoli
10. Mavi Ay
11. Eun Gi 은기(With Magnolia)
12. Son güz
13. Boş kalp
14. Kırık Kalp
15. Nilüfer çiçeği
16. Manolya

CD 2
1. Gerçekten 정말 - Song Joong Ki
2. Sadece seni istiyorum 너만을 원했다 - Son Ho Young
3. Seni Seviyorum 사랑해요 - Yoon BitNaRa
4. Değiştirme
5. Burada kalmak için
6. Komplikasyon
7. Hüzünlü vals gitar vers.
8. Güzel aşk
9. Kimse beni göremez
10. Veda
11. Labirent
12. Yalnız Sokak
13. Ön çarpışma
14. Kış gelmeden önce...

7 Nisan 2011 Perşembe

Sungkyunkwan Scandal


    Tarihi konsepte bağlı dizilere bayılırım. Dram doruklardadır ve mutlaka içinizi açıtacak birşeyler barındırır içinden. Sungkyunkwan Scandal diğer tarihi dizilerden farklıydı ama en az diğerleri kadar güzeldi. Ve izlediğim tek mutlu sona sahip tarihi diziydi. çünkü kimse ölmedi şükür :) Oyuncular çok başarılıydı. Karakterler daha da çok başarılıydı. Senorya güzeldi. Eh daha ne olsun. Gözümde 2010'un en iyi dizilerinden biri.
Sungkyunhwan Scadal diyince gözümde tek bir şey belirir: O da Moon Jae Shin...
    Yoo Ah In mükemmel bir oyunculuk sergilemiş Sungkyunkwan scandal dizisinde. Kore Drama ve Bollywood olsun sevdiğim bir çok oyuncu oldu. Bazen oyunculuklarını bazen oyuncuların kendilerini beğendim (:D). Ama hiç bir oyuncu Yoo Ah In kadar gözümde yükselmemişti.  Yoo Ah In'i The Man Who Can't Get Married ile izlemiştim ilk. Ama 2009'dan 2010'a oyunculuğunu geliştirdiğini düşünüyorum. Moon Jae Shin olarak bir çok kişinin gönlünde taht kurdu.:) Kızı sevişine, ülkesi ve abisi bağlılığına, gerçekler için mücadele edişine, duruşuna, sesine, gülüşüne, herşeyine hayran bıraktı dizide izleyenleri. Dizinin en karizmatik karakteri idi :D Ölecek diye aklımızı aldı defalarca. (Tarihi dizilerde alışmışız sevdiğimiz insanların ölmesine :S ) Finali de çok sevimliydi dizinin. Moon Jae Shin hala hıçkırmalardaydı. :D

    Tabi en iyi çift ödülü kazandığı biricik arkadaşı Yeorim'i de unutmamak gerek. Yeorim hem yakışıklı hem kadın avcısı, hem züppe hem halktan bir parça... Song Joong Ki'de çok başarılı bir oyunculuk sergiledi ve dizinin en eğlenceli karakteri idi.
   DBSK'in Micky'si de Sungkyunkwan'da başarılı bir oyunculuk sergiledi. Başarılı diyorum çünkü tam zıttı bir insanı oynadı ve başardı. Açıkçası bende tanımıyordum Yoo Chun'u. Ama kamer arkasını izlerken ve Yoo Chun hakkında yazılılanları okuyunca öğrendim ki kendisi çok neşeli, sürekli hareketli biriymiş. Oysa dizide buzdolabından hallice bir adamı oynuyor. Bu kadar soğuk kanlı bir karakteri oynayarak oyunculuğunu kanıtlayan şarkıcılardan oldu. Normalde oldukça eğlenceli güler yüzlü tabiri caizse çoğu zaman şebek bir kişilik olarak kendini gay zanneden, gülümsemekten aciz soğuk nevaleyi güzel oynadı. Ve hiç çaktırmadı bana rol yaptığını gerçekten iyi bir oyuncu.
    Kore Dramaları bilmez bir arkadaşım tesadüfen gördüğü Kim Yoon Shik için kız olduğu söylediğimde çok şaşırdı. "Erkeğe benziyor ama " dedi. Eh benzer tabi erkek kılığına girmiş bir kızı oynuyor çünkü.:D
Çok sevimliydi Kim Yoon Shik. Ben kendisini çok beğendim Sungkyunkwan'da. Ama lütfen Hyun Joong ile başka reklam çevirmesin. (Şimdiden teşekkürler:D) ( Erkek kılığına girmiş kız demişken, çok alıştık şu erkek kılığına girmiş kız olaylarına yanlız ama napalım Kore Drama sektörü bununla iyi kazanç sağlıyor sanırım. Daha kaç tane bu konuyu içeren dizi var acabamerak ediyorum. :) )
    Diziyi anlatmıyorum hala izlemeyen varsa izlesin hemen. Şiddetle tavsiye edilir. ^o^

( Ama bir kaç güzel resim paylaşmadan geçemeyeceğim:) )






Adı: 성균관 스캔들 / Sungkyunkwan Scandal
Tür: Tarihi, Romantik, Komedi
Bölüm Sayısı: 20
Yayınlandığı Kanal: KBS2
Yayın Tarihleri: 30.08.2010 - 02.11.2010
Yayınlandığı Günler: Pazartesi - Salı 21:55

Oyuncular:

  • Park Min Young / Kim Yoon Hee


















  • Park Yoo Chun / Lee Sun Joon

















  • Yoo Ah In / Moon Jae Shin

















  • Song Joong Ki / Goo Yong Ha




















Sungkyunkwan Scandal Original Soundtrack:
1. Sungkyunkwan Scandal
2. Buldum - Hero Jaejoong, Micky Yoochun, Xiah Junsu
3. Çizdiğin - Yeon Jung
4. Daha sevgi - Xiah Junsu
5. Veda için bekliyorsun - Hero Jaejoong
6. Gençlik Scandal - Lee Min Young
7. Üzgün olduğunu söyle - Dong Wook
8. Seviyorum - Jung Sun Ah
9. Çizdiğin (Acoustic Ver.) - Nara
10. Veda için bekliyorsun (Voice Ver.) - K
11. Çin Sütü
12. Baş Belası
13. Günün Konfüçyus Dersi