28 Şubat 2021 Pazar

Pandora (2016)



Orijinal adı: Pandora
Yönetmen-Yazar: Park Jung Woo
Süre: 136 dakika
Tür: Dram, afet, gerilim
Vizyon Tarihi: 7 Aralık 2016 

Oyuncular:










Konusu;
Güçlü bir deprem sonrası hasar alan nükleer santralin insan hayatını nasıl tehdit edebileceği anlatılıyor. Yani film günümüzde olabilme ihtimali çok yüksek bir felaket hakkında insanları uyarmayı hedefliyor. 

Filmin uyarıcı niyetle yapılmasının yanında muazzam bir kadrosu var. Kamera ne yöne dönse tanıdık bir yüz görüyorsunuz. Bu bile filmi izlemek için yeterli bir sebep Kore yapımlarını sevenler için.  Kaliteli oyunculuk beklentisi tavan yapıyor izleyicide. Bir noktada film sizi içine çekiyor ve ne olacak hissi uyandırıyor. 
Fakat filmi asla Türkçe dublaj izlemeyin. Ben öyle yaptım ve filmin kalitesi bende yarıya düştü adeta. Orijinal sesleri ile o oyuncular için izlenmesi gereken bir film çünkü bana göre. Hatta izledim bile sayılmaz aslında dublajı dinledim daha çok başka şeylerle ilgilenirken. 

O zaman bu yazıyı size niye yazıyorum derseniz işte bu noktadan sonrası spoiler. İzlemeden okumayın. 

Filmi iki açıdan değerlendirmek gerek. 
İki açı iki farklı sonuç çıkarıyor bende. 

Öncelikle çok gerçekçi şekilde ele alınmış film. Karanlık kirli taraftan art niyetli düşünceler ile çözülmeye çalışıldıkça durum; felaketin boyutu daha da büyüyor. 

Filmde 4 mekan var. Santralin içi ve işçiler, onların amirleri ve yönetim odası, başkentteki cumhurbaşkanı ve tayfası, bölge halkı.
Siyaset uğruna, aç gözlülük uğruna hiçe sayılan canlar bir tarafta, kendi canını kurtarmak için başkalarını zerre kadar önemsemeyenler başka bir tarafta. Bencillikte o kadar büyük ki filmde... Ama üzücü olan bunların günümüzün gerçekleri olması. Nasıl da abartmışlar böyle de film mi olur diyemiyorsunuz içiniz acısa da.

İşte bencillik büyüyünce felaket de onunla birlikte büyüyor ve tüm ülkeyi tehdit eder oluyor. 
Tüm çareleri bencilliğe kaptıran insanlar ne yapacaklarını bilemez halde kocaman bir kaosa gömülüyor. 

Günümüz gerçekleri ile bağdaşması filmi acı ama başaralı bir yapım haline getirebilecekken; diğer açıdan baktığınızda film ne yazık ki değer kaybediyor. 

Filmin ikinci yarısında bencil insanlar, sade ve sadece kendileri ve çıkarlarını düşünen insanlar 180 derece aniden dönüyor ve ütopik bir şekilde sorunu aniden çözüyorlar. Cumhurbaşkanı yazmışsın hiç bir gücü yok, ülkeyi bırak emrindeki insanları idare edemiyor. Sonra birden karısı gazı veriyor adam ülkenin en güçlü adamı olduğunu hatırlıyor. En başında yapılması gerekenleri yaptırıp halka acizce yalvarıyor. İşte buradan sonra ne olacak hissi de izleyici de kaybolmuş oluyor. 

Filmin birde kahramanı var. Herkesten önce kaçmak isteyip sonradan vicdana gelip istemeye istemeye kendini feda eden. 

Hele kahraman tüm ülkenin izlediği acılı bir konuşma yapıyor ailesine olay anında ki; resmen dram yapalım diye yazılmış zorlama bir sahneden başkası değil bence. Bu arada belki de filmin en etkileyici sahnesi olarak kabul görüyor sevenleri tarafından ama ben etkilenemedim. Belki de Türkçe dublajdan bilemeyeceğim. 

Fakat sonunda açık açık verdiği mesaj çok başarılı filmin. Gelecek nesle zenginlik de bırakmakta önemli ama yaşayacak alan bırakmadıktan sonra, sağlıklı olamadıktan sonra cepleri doldurmanın da pek bir kıymeti kalmıyor. 

Kısacası, gerilimi başaralı ama dram konusunda sınıfta kalmış bir yapım oldu benim için. 


2 yorum:

  1. Dublaj olarak Kore dizi-filmlerini izlemekte zorlanıyorum ben de. Gerçek seslerine, tepkilerine alıştığımız için dublaj fazlasıyla yapay duruyor ve keyfini kaçırıyor insanın. Ama konusu güzelmiş. Ben bir bakayım filme. :) Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Dublajı genel olarak sevemiyorum sadece Kore yapımlarında değil aslında. Tabiki insanlar emek veriyor kötü söz söylemek olmaz ama herşeyin orijinali güzel sanırım:)

      Sil