Blog kullanım rehberi için tıklayınız.

20 Aralık 2013 Cuma

Rapunzel Kulesinden Çıkarsa...

Anyong çingudıra... çelçinosso? Nanın ançelçinesso... nega çinessodu aniya, sarassa du aniya... Amadu nanın çugotta animyon nega biçotta?..
Uzun süredir yazmıyorum değil mi? Yukarı yazıdıklarım anlayan arkadaşlar Korece'yi en az benim kadar çözmüşler, tebrikler... anlamayanlar ise üzülmesin, psikolojik sorunlarından Korece döküntüler diye biliriz kısaca...:D

Yani bu demek oluyor ki bunalıma girmiş bir ajumma tarzı olacak bu yazı. Zira dramalarla falan alakası olmayacak kesinlikle bu yazının. Ama okursanız hataya düşüp yorumlarınız bu sefer dört gözümle birlikte bekliyor olacağım. Çünkü benim gibi düşünen insanlarla muhatap olmayı özledim. Yoksa hakikaten uzaylı falan olduğuma inanacağım artık. Ayrıca bu yazı bu yılın son yazısı olma ihtimalini de tanışıyor bilginize... Bir daha ne zaman yazarım Allah bilir. Hatta blogun yaş gününe kadar ses çıkmaz benden bence.:D

En son "Hayata Dair" yazımda "Genelde özel hayatımdan çok da bahsetmem bu blogda. Aradaya dereye sıkıştırıp derdimi döksemde, her yazının içinde bir uzak doğu çiçeği açar mutlaka.  Neden? Bazılarına göre yanlış da olsa hayatımı bu işle harmanladım çünkü ben." girişi ile başlamışım içimi dökmeye... Ama artık öyle değil... Blogcuğumdan uzak kalalı, haftalık dizilerimle ile buluşamayalı 1,5 ay oluyor ortalama...

1,5 ay önce işe başladım da ben üzerinize afiyet...

Yani sonunda herkesin beklediği gün geldi ve kulesine kendini, kendi rızası ile kapatan Rapunzel, akraba kılığına girmiş gıcık cadılardan birinin tuzağına düşüp zehirli elmayı ısırarak külkedisine dönüştü... Altın saçları kulelerden sarkıtılacak kadar uzun iken, külkedisi olup yerleri süpürmeyi başladı o saçlar, camları silerken bir diğer yandan. "Ulan ben üniversiteyi sizin pis camlarınızı silmek için mi okudum?" cümlesi beyninden altyazı olarak geçen Rapunzel... yerleri süpürürken "müşterilerle muhatap olmaktan kurtuldum, yaşasın" sevinci ile yüzünden güller açan bir hal aldı.

Yazık bu Rapunzel bana yahu... Elalemin Rapunzelleri camlarda prens beklerken ben neyi bekliyorum Allah  aşkına? Koca göbekli bir şişkoyu mu? Hayır dert değil, koca göbekli olması, şişko olması, kısa olması, onca yakışıklı çıtır baklavalı Siwonlar izleyen ben o sempatik şişkoyu beklerdim ama yalancı olmasaydı bari, sözünde duraydı...

Tüm bu masalımsı hikayenin uyuyan güzeli olup bir prensle bu korkunç kabusun son bulacağını düşündüm ama bir buçuk ayı geçti, uyanamadım abi. Bitkisel hayata mı geçtim ben acaba Master's Sun daki hayalet ajummalar gibi...

Bir nevi şehirli Rapunzel olduğumu da bu iş sayesinde idrak edebildim sonunda özetle. Bir şüphe vardı gerçi hep, Flower Boys Next Door'u bir türlü yazamadığımdan bahsedememiştim ama bu iş ile onayladım düşüncemin doğruluğunu. Etrafımda Next Door daki yakışıklı çiçek adamlarda yok ama bu benim şehirli Rapunzel olduğum gerçeğini değiştirmiyor. İnsanlarla konuşamayan, herşey içinde sıkışıp kalan, gece karanlığı sessizliğe kavuşunca cümleler en şiirsel hali ile dökülüverirken kalemimden insanlardan kaçıp saklanma dürtüm daha da çok artıyor. Allah'tan insanlar büyüdükçe umursamazlığı daha da artıyordu, sizin saçmalıklarınıza fazla takılmıyor. Tabi kendi açısından saçmalık gördüğü şeylerden bahsediyoruz.

Yine de onlardan farklı olduğunuz düşüncesinin fışkırdığı bakışlardan kaçamıyorsunuz. Konuşsanız dert, sussanız dert, hakkınızı arasanız dert, aramasanız dert, siz muhatap olmaktan kaçındıkça dert... olmak istesenizde onca kötü sonuçlanmış muhataplıktan sonra başka birine güvenmek mümkün değil...

İnsanı yaşımı yönlendirir, yaşadıkları mı? İlla ki 22 yaşındayım diye o kalıba uygun mu davranmalıyım? Deli gibi para harcalamalı, dünya yıkılsa umursamamalı, yanlızca ben en karlı nasıl çıkarım diye mi bakmalıyım her güne, her soruna... Her insanın sırtından nasıl geçiririm? Her insanı nasıl kandırır, nasıl kullanınır, nasıl kendime yararlı yaparım diye hesaplar mı kurmalıyım en bilançolusundan?

Sadece kendi dünyamda olamaz mıyım? Gülümsemeden kessem fişi, dünya para harcamış adama "iyi günler" demek ağzını yırta yırta gülerken, küfür etmekle aynı şey değil mi sanki? Benim hakkımı yiyen iş arkadaşlarıma hakkı helal etmek zorunda kalmak çok zavallıca değil mi?

Bazı soruları hiç sormamalı insan? Her gün yüzüne baktığım insana "Haram olsun lan hakkım sana" diyebilecek baba yiğit var mı bu dünyada?

Saf mıyım ben, temiz mi? Aptal yerine mi koyuyorsunuz yoksa beni... Arkamdan yaptığınız hareketleri görmüyorum ben... İnsanların toplum içinde kulaktan kulağa konuşmaları kadar geri zekalı başka birşey varsa adımı değitireceğim, ondan sonra bana Hyun Joo deyin güzel isim...

Özetle ben bana ait olmayan bir dünyanın içinden kurtulabileceğim günü bekliyorum. Ama camdan ayakkabıları ayağıma geçirecek prens yok... Çünkü gerçek hayatta camdan ayakkabı verecek bir peri yok. Prense sıra gelmeden yıkılıyor yani umutlar sizin anlayacağınız.

Öyle ise benden size tavsiye: Okulunuzu sakın bitirmeyin. Kalın anasını satayım bir kaç dönem, yaz okulu, bütünleme ne kadar uzatabiliyorsanız uzatın okulu. "Hiç çalışmadan girsem geçiyorum ben" derseniz benim gibi; soruları okumadan işaretleyin anasını satayım. The Heirs Choi Young Do gibi 98. olun. Benim gibi pişman olmazsınız en azında. Rapunzel kulesinden başka yerde mutlu olamıyor malesef... Çünkü gerçek hayatta prensler yok saçınıza tırmanacak, prens kılığına girmiş nampuncaşıklar var...


Eh kaç kere satmışım anasını, terbiyemi bile bozmuş bu iş benim yahu...


Bahsetmeyecektim ama çok özlemişim yazmayı azıcık diziciklerimle aramdaki son ilişkiden bahsedeyim.:))

Bütün haftalık dizilerim yarım kaldı.Aramıza çok kötü bir ayrılık girdi. The Heirs biterken ben hala 12. bölümdeyim. Reply 1997'nin 14.de kalmışken, Marry Him If You Dare 10. bölümünü izleyemedim hala... Medical Top Team'ın neresindeyim hatırlamıyorum bile...

Onlar hiç birşey değil, asıl gözüm kaldığı şey Jang Geun Suk ve IU'u bir araya getiren, güzel olabilmesine dair hiç umudumun olmadığı Yeppun Namja dizi... Sadece izlemek istiyorum, kötü olsun varsın...


-------------------------------------------------------------------------------------
Ne yazdım, niye yazdım bende bilmiyorum valla şuan. 
Aşırıda uykum var zaten.
Saçmalamış bu kız yine deyin, geçin siz en iyisi... 
Yeni yılda en güzel yazılarla, sık sık buluşmak dileğiyle...
Allah ömrünüzün her gününü hayırlarla doldursun;
yeni yılda da, tüm yıllarda da inşallah...

19 yorum:

  1. yazdıklarını okuyunca hem biraz güldüm hem biraz üzüldüm bu kadar derstli olduğunu bilmiyordum bu arada bloğundan izlediğin dizileri almıştım ama sanırım hepsini izlememişim ki bir korecii bunu farkedip uyardı beni hemen düzelttim ve bu yüzden özür dilerim ajummacım (şu anda söylediğin cümle:ben daha 20 yaşlarındayım ne ajumması) görüşürüz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amacım içimi döküp birazda gülümsetebilmekti.:)) Üzülme, nega kinçana.:D
      20 yaşında olsam öyle bir cümle kurardım ama yıl 2014 olunca 10 gün sonra 23 diyecekler bana. Benim hissettiğim yaşta 70 olduğuna göre ajumma değil, halmoni de sen en iyisi bana...:D

      Sil
    2. Çok dertli konuşuyorsun senin yüzünden depresyona girmem :)

      Sil
    3. O kadar dertli mi olmuş hakikaten yazı...:)

      Sil
  2. çok dertlisin be çingu... :( ben de baya dertliyim ama yaşıyoruz allaha şükür deyip geçiştiriyorum dertlerimi :) şu sıralar sürekli gülümsüyorum ya zaten, yakında başlarım sürekli ağlamaya... :) tabi herşeyin hayırlısı ^^

    ama şu sıralar insanlarla iletişimde olmak beni de çok yoruyor. bazen yanıma kimse gelmesin, dersanede yanıma kimse oturmasın diye dua ediyorum.. kimseyi kırmak istemiyorum veya kimseyle aram kötü olsun istemiyorum... ama....

    ya neyse.... bundan sonra baya bir dertlendim, baya içimi döktüm ama sonra baktım üstte yazdığım 'yaşıyoruz allaha şükür deyip geçiyorum'a pek uymadı o kadar iç dökmek tekrar sildim :D

    bu arada çingu, ben yeppun namja'yı izliyorum da; hem pek izlenecek bişeyi yok, hem de beklediğin kadar kötü değil :D marry him if you dare'de ben hala 8. bölümdeyim ama, dersaneden bi arkadaş 'spoi sevmem' dememe rağmen sağolsun baya bir spoi dayadı yüzüme yüzüme.. :D artık kısmetse yaza; yani o verdiği spoileri unutana; kadar devam etmicem diziye :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazı o kadar dertli mi olmuş?:D Aslında yazdıklarım hissetiklerimim yarısı...Bıktım insan oğlundan resmen...:D Gerçi bu düşünce yeni değil, bende yıllardır olan bir şey.:D
      Allah'a şükür yaşıyoruz, Allah sabır vermeze yardım etmese ne yapardık bilmiyorum. İnsanların iki yüzlülüğü bencilliği bezdirdi beni canımdan ama yapacak birşey yok.
      Urinim çamayade... (böyle mi yazılıyordu Korece dayanmak.:D Korece'yi bile unuttum ya..:( )
      En çok onlara benzeyeceğime korkuyorum. En iyisi ben yarın istifa edeyim.:D

      Dök bana içini çingum dinlerim ben. Sen yazmasan da Allah biliyor zaten.:))
      Allah hepimizin yardımcısı olsun inşallah... Ne diyelim.:)

      Yeppun namjaya dayanamadım başladım. Birşeye benzemiyor hakikaten. Dahası Geun Suk ile IU da bir şeye benzemiyor. Napmışlar ikisi kendine... Tüm başrol oyuncuların saç stili çirkinlikten yıkılırken ne idüğü belirsiz Hong Yu Ra'nın saçlara bayıldım...
      Gidip 3. bölümde izliyim bari bu kadar bahsettmişken...:)

      Sil
  3. "Öyle ise benden size tavsiye: Okulunuzu sakın bitirmeyin." Üniversite bitsin diye hayıflanır dururdum şimdi aklım,düşüncem,yaşadıklarım olsa heralde bu şekilde bitsin diye beklemezdim. İş hayatının zorlukları bir yana geriye dönüp baktığımda üniversite yıllarım olsaydı ne yapar eder okulu uzatırdım... Çok büyük yarama parmak bastın çingum.. Bu konuda oldukça dertliyim.. Özellikle hayatın içinde debelenmeye başladığımız şu günlerde insanların aslında ne kadar yorucu yada iki yüzlü olduğunu görmek ne kadar üzüyor olsa da yapacağımız en güzel şey gülümseyip geçmek :)
    Heirsi bir an önce bitirmeye bak bu konuda ki yazını çok merak ediyorum. Jang Geun Suk ve IU'nun diziye gelince ilk başlarda garip gelsede biriktirip arka arkaya izleyince aslında daha güzel olduğunu farkettim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üniversite yılları bambaşkaymış, insan kaybedince anlıyor kıymetini. Çok çabuk geçti üstelik... İş hayatının her anı zor... İnsanlarla uğraşmak ayrı dert, işle uğraşmak ayrı dert... Milletin iki yüzlüğü çıkarçılığı bir yandan, bencilliği bir yandan, kaf dağına ulaşmış kibiri diğer yanda... Koca koca adamlar kadınlar ilkokul çocuklarından çok daha aptalca davranışlar içerisinde, kendi körelttikleri hayattıklarının yanında, başkaların da insanlığını köreltiyorlar adeta tükettikleri sabırlarla. Yalancıktan gülümsemekten yanaklarım çöktü, Koreli bir olsa çokta estetik olmuştu benim yerimde.:D

      Heirs bitse yazabilir miyim bilmiyorum. Ama bitirmediğim halde şu cümleyi kuracağıma eminim. Biz bu diziyi niye izledik? :D 13 bölüm izlediğim halde diziyi niye izlediğimi hala anlamış değilim çünkü... Saçma geliyor, oyuncuları karakterlere oturtamıyorum, ne olacağı merakı da çok dürtücü değil ama hala izlemekten vazgeçemiyorum, neden? Hala çözebilmiş değilim.:D

      Sil
    2. İnsanların neden bu kadar çabuk yaşlandığını ya da ruhsal çöküntü içinde olduğunu anladım iş hayatına adım attığım zaman çözmeye başladım. İnsanlara dert anlatmayı da geçtim bazen öyle olaylarla karşılaşıyorum ki; nasıl böyle olabiliyor bu insanlar demeden alıkoyamıyorum kendimi.

      Heirs için bir çok insanın seninle aynı düşüncede olduğunu fark ettim. Heralde bende bir sorun var diye düşünürken aslında beklentimi çok yüksek tutmadığım için sıkıntı yaşamadım. Ee bir de uzun süreli ilişkime de kısa zaman önce sorun verince bazı sahneleri için sevdim diyebilirim. Ama sen yinede bişeyler karala senin bloğunu açıp açıp okuyan biri olarak bekliyorum :)
      Fighting!! :))

      Sil
    3. Bitirmeye ve yazmaya fırsatım olunca karalarım mutlaka birşey inşallah.:))

      İş hayatı da çok zor insanlarla uğraşmakta çok zor. Ben her zaman bilinciydeydim çünkü öyle stajlar yaptım ki resmen yaşamaktan soğuttu bir tanesi beni. İnsanlar o kadar bencil ve o kadar küçük beyinli ki koca adamlar çocuk gibi küsebiliyor saçma sapan şeylerden dolayı... En iyisi kendi haline bırakmak, bende bu öğrendim bu işimde...:D

      Sil
  4. Universitede bolumumu degistirmezsem bi 5 yil sonra bende boyle yaziciklar dokucem ortaliga .. Kubra ablaciiim uzulme seen sabret umarim yakin zamanda donersin kendi dunyanaa :) Musmutlu yillar bu aradaa , yepyeni yaziciklarla mutlu mutlu gecinip gidelim bu sicacik blogdaa :3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Hilalcim. İnşallah yepyeni yazıcıklarla yorumlarla güzel, sıcacık bir yıl daha geçiririz bu blogda, seninde dediğim gibi... ^^
      Önünde benim gibi bir örnek varken hiç vakit kaybetmeden sevdiğin işi yapabileceğin bir yol çiz kendine... Hayat gerçekten yorucu oluyor zaten diğer insanlarla, bir de işini sevmeyince hepten zor. Allah herşeyi gönlüne göre verir inşallah.:))

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim ablacım inşallah :)

      Sil
    3. Kübra ablaaa yeni yazılar bekliyorum sendeeeen ~!! ^.^

      Sil
  5. OKULLARIN OLMASINDAN DOLAYI VE BİRDE SINAVLARIN ETKİSİNİN OLMASINDAN DOLAYI FİLM VE DİZİ İZLEYEMİYORUM VE AYRICA YUKARIDAKİ GİBİ ŞEKİLLERİ NASIL YAPIYORSUNUZ ? ONUN HAKKINDA FİKİR VERİN. AYRICA THE HEİRSİ İZLEYENLER PEK ÜMİTLENMESİN SONU PEK GÜZEL DEĞİL . AMA YİNEDE İZLENİR MACERASI VE MERAKINDAN DOLAYI AYRICA LEE MİN HO ( KİM TAN ) VE KİM WOO BİN ( YONG DO ) OLDUĞU İÇİN İZLEDİM :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah keşke bende okul yıllarıma dönsemde sınavlarım yüzünden izleyemesem. Bir gün bunu söyleyeceğimi sanmazdım ama sınavları olan insanlara çok özeniyorum şuan.:))

      İfadeleri resim olarak ekliyorum yazıya...

      Sil
  6. emergency man and woman da çok güzel bir dizi tavsiye ederim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk bölümü izlemiştim ama devam etmeye vakit bulamadım.

      Sil