Blog kullanım rehberi için tıklayınız.

25 Mart 2014 Salı

Super Junior M - Swing

         Günler sonra kendim olabildiğim bir an ile karşı karşı bulunmaktayım sevgili çingular... Bu heyecanımı hemen sizinle paylaşmak istedim.
          SuJu severlerin bildiği gibi Super Junior M 3. mini albümünü piyasaya sürdü yine acayip karizmatik SuJu-M üyelerini ile birlikte.

          Acayip karizma olmanın yanında acayip bir şebekliğe sahip olan üyelerimiz tadından yenilmez klipleri ile bizleri kendilerine bağlamaya devam ediyor. Onlarla zaman; sanki içinde kaybolduğum bir harikalar diyarı gibi. Her kapının ardından çıkan büyülü süprizlerle beni benden alıp kendi içlerine katıyorlar. Bu yabancı adamlar, dilini bile doğru düzgün anlayamadığım bu adamların samimiyetini nasıl bu kadar yakınımda hissediyorum hala anlamış değilim. Ama seviyorum onları."Yıllardır aynı tarzda, aynı şarkılarla ilerliyor" diyenlerin ağzına sünger tıkamak istiyorum. "Siz Suju'dan ne anlarsın bee" demek istiyorum en mahalle karısı halimle...:))

         Lafı fazla uzatmadan yakışıklı dolu ofis klibimize geçelim en iyisi çingular...



[MV] Super Junior-M - SWING (嘶吼) (CHN ver) [HD... paylaşan: svaensk



          Zhou Mi'nin ilk kez bir klipte bu kadar çok sırıttığını gördüm söylemeden geçemeyeceğim.:)





           Eunhyuk kaç yaşına gelirse gelsin, ne kadar erkeksi tavırlarla dolanırsa dolansın, şapkasını taktı mı bir anda gençleşiveriyor sanki, bir sevimli oluyor ki sormayın gitsin...


           Kyuhyun'un fotokopi düğmesini keşfettiği andaki mutluluğu... ahh yavrum kıyamam sana... Gel noona-na stajer ol, yardımcı olsun sana...

          Ryeowook'un saçlar aşırı dağınık olmuş, Siwon değilde o uykudan kalmış gibi.
 
          Ve Siwon demişken... her zaman gibi süper yakışıklı süper şekşi Siwon'um... Onu sevmeyeni öldürürüm, direk kendim-bizzat öldürürüm, ölsün bedduası ile falan uğraşmam...:D Gerçi bende seveni öldürebilme potansiyeli de yok değil ama içimdeki cadıyı durdurabilirim.:D
Bu arada Siwon'um... Maria kim? Kimlerle aldatıyorsun yine beni?



          Tema ofis ortamı olsa da girişte bir lise sırası havası yok değildi. Ama kazık kadar olmuş üyelerimize sexy, free, single ofis çalışanı olmak daha çok uyuyor artık.:)) Ah~ onlarla aynı ofiste çalışmak vardı beee... koşa koşa giderdim hergün işe...

          SuJu sayesinde Çince'ye de alıştık ya ne diyeyim. O kulağıma fare mızıltısı gibi gelen Çinçe ne kadar da farklı geliyor şimdi...

" Bazen ileriye doğru giderken kendimizi kaybederiz. Derin okyanusun dibine vuracak gibi olur kalbimiz. Bırak bu melodi alıp götürsün seni. Dans et benimle bu gece..." 

          Çinçe Japonca, İngilizce şarkılardan sonra bir gün Suju Türkçe bir şarkıda yapar mı acaba? Yapsa ne güzel olur, o güzel deşarj dolu enerjik şarkılardan birinin her kelimesini anlaya anlaya bağıra çağıra söyleyerek bizde kendimizi şarj edebilecek miyiz acaba birgün, bizi sürekli köstekleyen hayata inat... Bazı milletler de çok şanslı canım, Suju onların dilinden konuşuyor, onlara şarkı yapıyor. Biz; biri çevirsede öğrensek diye pusuya yatıyoruz sitelerde adeta. Yazık bize... Güzel acındırdım dimi kendimizi.:D
Neyse Allah razı olsun bizimde çok hızlı çevirmenlerimiz var, hemen Türkçe altyazısı çıkmış şarkının....:))

          Albümün diğer şarkılarını da dinledim, vakit kaybetmeden...
Ne diyebilirim ki hiç birini anlayamadım.:( Korece olsa bir iki cümle çakacağım ama Çinçe'de hiç yok arkadaş napak...
          Youtube'da bir kaç şarkının Türkçe çevirisi yapılmış galiba ama bende de Youtube açılmıyor iyi mi? piiiii

Özetle albüm bahane, anlamamak sıkıntı olsa da Suju izlemek şahane... Yeni albüm heyecanı yaşamak bir Elf olarak hissedilebilecek en güzel duygu... Onca iş-hayat stresine rağmen özlemişim kerataları... Seviyorum onları ama en çok da...


:D

11 Mart 2014 Salı

Vampire Knight

          Bir anime ile daha karşınızdayım sevgili çingular...

          Uzun zaman önce izlemem gereken ama çok kanlı sebeplerden dolayı izlemeyi ertelidiğim fenomen olmuş yapımlardan biri ile karşınızdayım bu kez.

          Vampire Knight 2004 - 2013 yılları arasında yayınlanmış aynı isimli mangasından uyarlanma 2008 yılı yapımlı 2 sezondan oluşan bir anime bilmeyenlerine. Fantastik hikayelerin en popüler olanlarından biri vampirlerin etrafından dönen süprizlerle dolu bir hikaye.

          Anime sever herkesin izlediği, bildiği, sevdiği bir yapım. Benim bu kadar geç izleme sebebim ise az önce de dediğim gibi çok kanlı olması. Kan görmeye dayanamam da. Buna rağmen insanı içine çeken şaşırtıcı bir hikayesi var yapımın. İzleyenlerin neden bu kadar sevdiğinin ve şiddetle tavsiye ettiğinin bilinicine varmış oldum izlediğimde. Özel yapımlardan biri kesinlikle.

          Herşeyden önce Zero can, acıların çocuğu, buna rağmen güçlü, sadık, güvenilir... Ne olduğunu anlayamadığımız Kaname'nin aksine her halinden sevilesilik akıyor veledin. Onun için bile izlenemeye değer bir yapım diyebilirim ki ikinci sezon final sahnesi ile yarım kalan ve merak uyandıran aşk hikayeleriyle gel beni oku diyen bir mangası var. Ama okuyacak bir ben yok malesef. Çünkü vaktim yok. Yinede okuyanlardan bilgilerini sakınmamalarını rica ediyorum.:))



          Sadece Zero'yu değil hepsini sevdim aslında anime karakterlerinin. Karanlık ve korkutucu yanına rağmen ne idüğü belirsiz Kaname'yi bile sevdim. Vampirlerin hepsi yiğit adamlardı baya Türkçe...:D Onlar sevilmez mi hepsi can. Tüm şımarıklıklarına kendini beğenmişliklerine rağmen, bağlılıkları, insandan daha insani davranışları, doğru olanı yapmak uğruna kendi ailelerine karşı gelmeleri... İnsana insandan daha güzel örnek oluyorlardı resmen.:))

Yani izleyin...:))

27 Şubat 2014 Perşembe

Kamisama Hajimemashita

          Geri dönüşümü bir anime ile yapacağımı hiç düşünmemiştim. Ama kısmet...:))
Geceni bir vakti henüz bitirdiğim ve çok sevdiğim animeyi tavsiye etmeye geldim sevgili çingular...
          Dün gece saat uyku saatimi çoktan geçmişken uzun süredir anime izlemediğim hissettim. Yarım kalan animeler yerine yeni bir tane izleme isteği içimi garip birşekilde dürtmesin mi? Rastgele "Sanki bu ismi daha önce de görmüştüm" diyip başladım animeye.


          O çok sevdiğim tilkilerden biri yine karşımdaydı. Dokuz kuyruğu yoktu bu kez tilkiciğin ama tek kuyruğu bile ihtişamlı-çekici olmasına yeterli...:D

          Fantastik bir öykü tahmin ettiğiniz gibi animemiz.
Konusunu söylemek istemiyorum zira, hiç anime izlememiş bir insanın içinde izleme istediği uyandırmayabilir. Ama olayın en can alıcı noktasını söylemekte yarar var. Biz kızların pek bayıldığı özelliklerden birini barındırıyor çünkü: Tek bir kızın etrafında bir sürü çıtır namja... :D Mesaj alındı değil mi?:D

          Her animede olduğu gibi bir manga uyarlaması animemiz. 2008 yılında yayınlanmaya başlayan ve hala devam eden mangaya sahip ki bu da ikinci sezon olsun lütfen umutlarına sebep oluyor insanda duyunca. Zira anime serimiz sadece 13 bölümcük. Ovalarımızda var neyseki serpilen su modunda.



          Ben ilk dokuz bölüme resmen bayıldım ve dokuzunu da bir solukta izledim adeta. Çok güldüm, eğlendim, meraklandım, heyecanla takip ettim, yeri geldi hüzünlendim, ağladım... Özetle ben bu animeye bayıldım. Şimdi yollara düşüp mangasını mı okuyayım ne yapayım bilemiyorum. Çok ihtiyacım varmış böyle bir yapıma benim. Sizde benim gibi uzun süredir anime diyarından uzaksanız izleyin gitsin derim.:)

21 Şubat 2014 Cuma

Geçmiş Bir Doğum Günü...

'K'ore Günlükleri 3 yaşında...

          Ve Balık hafızası müdürü tarafından bile alaya alınan bunak bloggerınız blogcuğunun doğum gününü bile unuttu... Blogcuğunu bile unuttu. Hayatı sırf işten ibaret oldu.
5 şubatta yazması gereken yazıyı 21 şubatta yazmaya anca fırsat buldu. 

           Dizi izleyemez oldu, dizi eleştiremez oldu. Siwoncuğuna bakmaya bile fırsat bulamaz oldu. Yeni başlayan çıtır dizileri takip etmek için çıldırsada edemez oldu.
Takip ettiğim tek dizi You Came From the Stars düzenli olarak, o da bitmek üzere ne yazık ki, oy ben nerelere gideyim.

          Bir de yeni başlayan bir Hint dizisi Rangrasiya takip ediyorum, onun dışında uyku ve iş...

          Sizleri beklediğiniz, söz verdiğim yazıcıklar ile buluşturamadığım için gerçekten çok mahcubum. Elinizi her ziyarette boş bıraktığımı biliyorum. İnşallah yeni yaşımızda dolu dolu yazılar yazabilmek için fırsatım olur. Bu ortamdam uzak kaldığım için son 3 aydır çok üzülüyorum.

En kısa sürede görüşmek ümidiyle....

20 Aralık 2013 Cuma

Rapunzel Kulesinden Çıkarsa...

Anyong çingudıra... çelçinosso? Nanın ançelçinesso... nega çinessodu aniya, sarassa du aniya... Amadu nanın çugotta animyon nega biçotta?..
Uzun süredir yazmıyorum değil mi? Yukarı yazıdıklarım anlayan arkadaşlar Korece'yi en az benim kadar çözmüşler, tebrikler... anlamayanlar ise üzülmesin, psikolojik sorunlarından Korece döküntüler diye biliriz kısaca...:D

Yani bu demek oluyor ki bunalıma girmiş bir ajumma tarzı olacak bu yazı. Zira dramalarla falan alakası olmayacak kesinlikle bu yazının. Ama okursanız hataya düşüp yorumlarınız bu sefer dört gözümle birlikte bekliyor olacağım. Çünkü benim gibi düşünen insanlarla muhatap olmayı özledim. Yoksa hakikaten uzaylı falan olduğuma inanacağım artık. Ayrıca bu yazı bu yılın son yazısı olma ihtimalini de tanışıyor bilginize... Bir daha ne zaman yazarım Allah bilir. Hatta blogun yaş gününe kadar ses çıkmaz benden bence.:D

En son "Hayata Dair" yazımda "Genelde özel hayatımdan çok da bahsetmem bu blogda. Aradaya dereye sıkıştırıp derdimi döksemde, her yazının içinde bir uzak doğu çiçeği açar mutlaka.  Neden? Bazılarına göre yanlış da olsa hayatımı bu işle harmanladım çünkü ben." girişi ile başlamışım içimi dökmeye... Ama artık öyle değil... Blogcuğumdan uzak kalalı, haftalık dizilerimle ile buluşamayalı 1,5 ay oluyor ortalama...

1,5 ay önce işe başladım da ben üzerinize afiyet...

Yani sonunda herkesin beklediği gün geldi ve kulesine kendini, kendi rızası ile kapatan Rapunzel, akraba kılığına girmiş gıcık cadılardan birinin tuzağına düşüp zehirli elmayı ısırarak külkedisine dönüştü... Altın saçları kulelerden sarkıtılacak kadar uzun iken, külkedisi olup yerleri süpürmeyi başladı o saçlar, camları silerken bir diğer yandan. "Ulan ben üniversiteyi sizin pis camlarınızı silmek için mi okudum?" cümlesi beyninden altyazı olarak geçen Rapunzel... yerleri süpürürken "müşterilerle muhatap olmaktan kurtuldum, yaşasın" sevinci ile yüzünden güller açan bir hal aldı.

Yazık bu Rapunzel bana yahu... Elalemin Rapunzelleri camlarda prens beklerken ben neyi bekliyorum Allah  aşkına? Koca göbekli bir şişkoyu mu? Hayır dert değil, koca göbekli olması, şişko olması, kısa olması, onca yakışıklı çıtır baklavalı Siwonlar izleyen ben o sempatik şişkoyu beklerdim ama yalancı olmasaydı bari, sözünde duraydı...

Tüm bu masalımsı hikayenin uyuyan güzeli olup bir prensle bu korkunç kabusun son bulacağını düşündüm ama bir buçuk ayı geçti, uyanamadım abi. Bitkisel hayata mı geçtim ben acaba Master's Sun daki hayalet ajummalar gibi...

Bir nevi şehirli Rapunzel olduğumu da bu iş sayesinde idrak edebildim sonunda özetle. Bir şüphe vardı gerçi hep, Flower Boys Next Door'u bir türlü yazamadığımdan bahsedememiştim ama bu iş ile onayladım düşüncemin doğruluğunu. Etrafımda Next Door daki yakışıklı çiçek adamlarda yok ama bu benim şehirli Rapunzel olduğum gerçeğini değiştirmiyor. İnsanlarla konuşamayan, herşey içinde sıkışıp kalan, gece karanlığı sessizliğe kavuşunca cümleler en şiirsel hali ile dökülüverirken kalemimden insanlardan kaçıp saklanma dürtüm daha da çok artıyor. Allah'tan insanlar büyüdükçe umursamazlığı daha da artıyordu, sizin saçmalıklarınıza fazla takılmıyor. Tabi kendi açısından saçmalık gördüğü şeylerden bahsediyoruz.

Yine de onlardan farklı olduğunuz düşüncesinin fışkırdığı bakışlardan kaçamıyorsunuz. Konuşsanız dert, sussanız dert, hakkınızı arasanız dert, aramasanız dert, siz muhatap olmaktan kaçındıkça dert... olmak istesenizde onca kötü sonuçlanmış muhataplıktan sonra başka birine güvenmek mümkün değil...

İnsanı yaşımı yönlendirir, yaşadıkları mı? İlla ki 22 yaşındayım diye o kalıba uygun mu davranmalıyım? Deli gibi para harcalamalı, dünya yıkılsa umursamamalı, yanlızca ben en karlı nasıl çıkarım diye mi bakmalıyım her güne, her soruna... Her insanın sırtından nasıl geçiririm? Her insanı nasıl kandırır, nasıl kullanınır, nasıl kendime yararlı yaparım diye hesaplar mı kurmalıyım en bilançolusundan?

Sadece kendi dünyamda olamaz mıyım? Gülümsemeden kessem fişi, dünya para harcamış adama "iyi günler" demek ağzını yırta yırta gülerken, küfür etmekle aynı şey değil mi sanki? Benim hakkımı yiyen iş arkadaşlarıma hakkı helal etmek zorunda kalmak çok zavallıca değil mi?

Bazı soruları hiç sormamalı insan? Her gün yüzüne baktığım insana "Haram olsun lan hakkım sana" diyebilecek baba yiğit var mı bu dünyada?

Saf mıyım ben, temiz mi? Aptal yerine mi koyuyorsunuz yoksa beni... Arkamdan yaptığınız hareketleri görmüyorum ben... İnsanların toplum içinde kulaktan kulağa konuşmaları kadar geri zekalı başka birşey varsa adımı değitireceğim, ondan sonra bana Hyun Joo deyin güzel isim...

Özetle ben bana ait olmayan bir dünyanın içinden kurtulabileceğim günü bekliyorum. Ama camdan ayakkabıları ayağıma geçirecek prens yok... Çünkü gerçek hayatta camdan ayakkabı verecek bir peri yok. Prense sıra gelmeden yıkılıyor yani umutlar sizin anlayacağınız.

Öyle ise benden size tavsiye: Okulunuzu sakın bitirmeyin. Kalın anasını satayım bir kaç dönem, yaz okulu, bütünleme ne kadar uzatabiliyorsanız uzatın okulu. "Hiç çalışmadan girsem geçiyorum ben" derseniz benim gibi; soruları okumadan işaretleyin anasını satayım. The Heirs Choi Young Do gibi 98. olun. Benim gibi pişman olmazsınız en azında. Rapunzel kulesinden başka yerde mutlu olamıyor malesef... Çünkü gerçek hayatta prensler yok saçınıza tırmanacak, prens kılığına girmiş nampuncaşıklar var...


Eh kaç kere satmışım anasını, terbiyemi bile bozmuş bu iş benim yahu...


Bahsetmeyecektim ama çok özlemişim yazmayı azıcık diziciklerimle aramdaki son ilişkiden bahsedeyim.:))

Bütün haftalık dizilerim yarım kaldı.Aramıza çok kötü bir ayrılık girdi. The Heirs biterken ben hala 12. bölümdeyim. Reply 1997'nin 14.de kalmışken, Marry Him If You Dare 10. bölümünü izleyemedim hala... Medical Top Team'ın neresindeyim hatırlamıyorum bile...

Onlar hiç birşey değil, asıl gözüm kaldığı şey Jang Geun Suk ve IU'u bir araya getiren, güzel olabilmesine dair hiç umudumun olmadığı Yeppun Namja dizi... Sadece izlemek istiyorum, kötü olsun varsın...


-------------------------------------------------------------------------------------
Ne yazdım, niye yazdım bende bilmiyorum valla şuan. 
Aşırıda uykum var zaten.
Saçmalamış bu kız yine deyin, geçin siz en iyisi... 
Yeni yılda en güzel yazılarla, sık sık buluşmak dileğiyle...
Allah ömrünüzün her gününü hayırlarla doldursun;
yeni yılda da, tüm yıllarda da inşallah...