Blog kullanım rehberi için tıklayınız.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Final Yapamayan Diziler Furyasında Bugün; Mystery Queen

Bu blogu açalı 7 yıl; Kore Dizileri izlemeye başlayalı 9 yıl oldu. O kadar çok dizi izledim ki Korece'yi çözdüm çat pat. İlk duyduğumda hogul pogul ne diyor bu adamlar dediğim dilin alt yazısız komedi programını izleyebiliyorum artık. Favori çiftim bile var. Hong Yong Hwa ile Kim Min Ki. Ama o başka bir yazının konusu tabiki.
Ben bile 9 sene içinde kendimi bu kadar geliştirirken dizilerin final beceremeyişlerine bir çare bulamamalarını anlamıyorum.

Final herşey de en önemli nokta değil midir kardeş. Hikayede filmde dizide gerçek hayatta bile. Yemeğin bile lezzetli olması son lokması bağlı demişti Pasta dizisi bile. Niye güzelim dizileri katlediyorsunuz be aklı bir karış havada yazarlar. Tabi adamlara ürün yerleştirme baskısı yaptıkları için bölümler boyu beyinler yanıyor demek ki bi noktadan sonra.

Neyse efendim sözün özü onlardan biri Mystery Queen ile karşınızdayım. Bu dizi hakkında pek de yazmayı düşünmüyordum ama finale bir çemkirem dedim, içimde kalmasın sevgili çingular.

Bu yüzden spoiler burdan gerisi,
 hemde final hakkında anladığınız üzere😊

Kwon Sang Woo dedi mi aklımıza melodramdan ötesi gelmez. Adam tatlıdır, sempatiktir, karizmadır, yakışıklıdır, güldürür eğlendirir; ama öyle bir sever ki en imkansızından, en zorlusundan... o acıların çocuğu bakışını her dizide bize fırlatır bir şekilde. Çünkü melodramdır Kwon Sang Woo.
Dizi beni çok güldürse de, kaçırılma cinayetler derken alttan alttan bilinç altıma korkular salsa da, aksiyonu, gizemi bol olsada, vardı yine bir Kwon Sang Woo mellosu; bir çok kişinin fark edemeyeceği türde belki.

Dizi başlarda çok sevildi. Gizem, aksiyon, heyecan sempatik karakterler derken ilgi çekmeyi başardı. Bunun rahatlığıyla mı artık bilinmez, yavaştan kendini ağıra almaya başladı. Arka planda geçmişten gelen Ha Wan Seung melosu vardı ama hakkıyla işlenmedi. Finalde artık çözülür diyerek çok da kasmadık biz seyirci olarak. Ama biz kasmadık diye de adamlar patatese çevirdi olayı da finali de. Kafamızda 500 adet virüs gibi çoğalan soru işareti bıraktılar. Yazık bazı mağdur arkadaşlar ikinci sezon gelir umuduna bile girmiş, varın gerisini siz düşünün yani.

Tamam katilleri suçluları her neyse işte hepsini yakaladık da, isim gereği gizem kraliçemiz ajummamızın hikayesi buydu ama görümcesinin kaçırılmasını bu kadar uzatmasaydık, dedektif Woo'nun hikayesi daha özenli ve özetli işleseydik, dernekteki cinayete teşebbüs ajummaların hikayesi dizi için çok gerekli bir bağlaç olsada özet geçeydik ne olurdu sanki. Dizinin reytingleri düşmezdi bence. :)

15.bölüm güzeldi. Finale heyecanla soktu bizi. Kaderinin tekrarını yaşayan Ha Wan Seung'ın koşturuşu, ajummanın yaralanışı çok etkileyiciydi. Ama zanlımca olaylar şöyle gelişti. Dizi başta tutunca bunlar dedi ki "biz bu diziyi uzatırız, ana hikayeye hiç kasmayalım, 16 dedik ama 20 bölüm yaparız. ( zaten genelde Sang Woo oppa 20 bölüm takılırdı şaşırmıştım.)
Ama dizinin son haftalar reytingler düşünce planlar suya düştü 16da bitirmek zorunda kaldılar. Bize de hiç çaktırmayacaklarını sandılar ama ben yemedim.

Neden?

Asıl hikaye resmen finalde başladı çünkü. Seo Hyun Soo gerçekte kim? Bu kızın anası babası yok mu? Ne biliyor da ne gördü de öldürüldü?
Sonda çıkan "beni arıyormuşsunuz ben Seo Hyun Soo" diyen kadın kimdi? Hani mezardaki kemik Seo Hyun Soo'nundu? Ha Wan Seung'ın ona verdiği yüzükten çakmıştık durumu. O zaman o kadın yine bizim ekibin bir yemi mi?
Büyük balığı yakalayabilecekler mi?

Hepsini geçtim bu Jung Ji Won denilen kadın ne ayak ya? Neyin peşinde? Sanki Avukatlık şirketinin ele geçirme istediğinin farklı bir sebebi var gibi. HA ve Jung ya şirket... bununda soyadı Jung. Acaba bunun babası ortakdı da şirketi elinden mi aldılar? Bu kızda intikam peşinde falan mı? Jung Ji Won ile Ha Wan Seung tanışıklıkları ne zaman nerede başladı? Çünkü geçmişten gelen bir oppa dongseng (abi kardeş) ilişkileri vardı. Wan Seung seni kardeşim görüyorum demişti bir bölüm.

Ajummanın kocası fazla cezasız kaldı bence. Aldattı mı aldatmadı mı? Ajummanın anne babasının dava dosyasına nasıl bulaştı, ne yaptı, sanki evli değil gibi davranması da bu durumla bağlantılı gibi miydi?

Ha Wan Seung'ın babasının durumu daha muallak!? Nasılsa ben buradan çıkacağım dedi, nasıl çıkacak? Olayla nasıl bağlantısı var? Ne işler döndü de bu adam " ya eve döner istediğimi yaparsın yada seni katil ilan ederim" diye oğlunu tehdit edecek bir baba oldu? Bu adam baba mı şam babası mı?

Oysa dizinin bağlantı kurma biçimi çok mantıklıydı. Kaynanasının cinayete teşebbüs ile suçlamasının bir anlamı vardı. Dedektif Woo'nun Ha Wan Seung'a yardım etmesi çok tatlı ve vefa borcunu ödemek için yaptığı güzel bir jestti. Ajummanın ailesinin cinayeti ile Seo Hyun Soo'nun bağlantılı olması beklenen bir klasik olsa da bağlanma şekli çok doğaldı.

Ha Wan Seung'ın bütün saatleri satarak aldığı ofislerinde ben Dedektif Woo'yu da görmek isterdim göremedim.

Son dizilerde anladık ki Daehanminguk yani Kore de para ile çok gizli işler dönüyor. Adalet dürüstlük rüşvetlere kurban gidiyor. Bu diziyi de bağlamaya çalıştıkları nokta buydu ama çok yetersiz geldi bana ne olurdu bir bölüm daha çekeydiniz sanki ya...

Dizinin romantik kısmını iki şef üstlensede alttan alttan ajumma ile Ha Wan Seung'ın birbirlerine baglandıklarını, kıskandıklarını görmekte o tatlı havayı bize hissettirdi. Bu kısım da gayet güzeldi.

Dizi gayet güzeldi özetle. Başarılıydı. Baştan sona ajumma ile Ha Wan Seung'ın atışları çok eglenceliydi. Polis Hong'un tatlılığı yakışıklığı ayrıca sevilesiydi. Bir ara görümceyi ona aşık edecekler sansamda o da bir dikkatli bakışla geçiştirildi. Polis Hong ile Dedektif Ha'nın miniş bromance sahneleri bile vardı ve eğlenceliydi. İzlenmeyi reytingleri hak eden kaliteli bir yapımdı. Ama neden ortasından makaslanmış gibi yarım yamalak bitti cidden anlayamıyorum. Yardım edin bana... soru işaretlerime cevaplar verin...


16 Mayıs 2017 Salı

2017 ve KDramalar'ım...

Bugünlerde KDrama izlenin tadına fazlasıyla varıyor gibiyim. Hem izlemek için vaktim var hemde izlenilesi çok şahane güncel diziler var bu ara. Sözü uzatmadan daha fazla sizleri o dizilerle buluşturmak istiyorum sevgili çingular...

2017 KDrama En İyiler ('im) ...


Bereketin başlangıç tarihi 2016'ya dayanıyor aslında hepimizin fark ettiği gibi elbette...
Eski yılı kapatmak üzereyken izlediğimiz, yılı kapattığımız halde diziyi  kapatamadığımız, sonunu merak ettiğimiz halde final vermesin dediğimiz dizilerdi onlar...

Yakışıklı fışkıran, yetmeyip yer yer Hyung Shik ile fışkırmak-taşmak ne kelime; yakışıklı kustuğunu sandığımız aparatiflerin dibi Hwarang...

Sevimlilik bağıran çifti ile pembemsi güzel bir ilişkiyi, arkadaşlığı bizimle paylaşan, tatlıların tatlısı, tok karnına bile yenebilen Weightlifling Fair Kim Bok Joo...

Genç kızların biriciği Lee Min Ho'yu kaliteli hikaye ve kalite fışkıran Jun Ji Hyun ssi ile başlangıç menüsü olarak önümüze koyarak iştahımızı kabartan Legend of the Blue Sea...

Ana menü olarak bizi doyuran, herşeye doyuran, bromancesi ile, derin hüzünlü aşkları ile romantizmi komedisi ile şahane ötesi bir Goblin vardı.

Yepyeni yıl bu şahaneliklerle başladı -her ne kadar ben hala Legend of the Blue Sea bitirememiş olsamda -ve  böyle devam ediyoruz bu yıl...

Desek te talihsizlikler her zaman oluyor. Onlardan biri ne yazık ki Saimdang Light's Diary dizisine vurdu.
Harika OST' ları, olağanüstü aşkına rağmen, Lee Young Ae ssinin uzun yıllardır özlenen ve beklenen oyunculuğuna rağmen, Son Seung Hun ssinin dehşet güzel kendine bağlayan performansına rağmen, dizimiz reyting kurbanı oldu. Ve ne yazık ki 2 bölüm kısaltarak, flashback'li finali ile katledildi.
Mutlaka izlenmesini tavsiye ettiğim bir dizi sizlere. Evrensel versiyonun izlediğim son iki bölümü ile emin oldum ki bir kez daha; çok güzel. O yüzden bir kez daha kahroldum diziyi mahvedişlerine. (bilmeyenlere evrensel bölüm dizinin kesilmemiş orjinal hali, altyazısı yoktu.)
YİNEDE; herşeye rağmen Lee Gyeom'un aşkını mutlaka ama mutlaka izleyin bayanlar... gerekirse sadece o sahneleri izleyin diğer yerleri atlayın... 😁 o derece yani😂


Talihli dizilerimize dönecek olursak izlenilmesi mutlak şartlı diğer dizi Chief Kim... Kacangnim... Kim Kacangnim...😍

Diğer dizilere inat bir aşkın ön planında gerçekleşen arka planlar değildi dizimiz. Orjinal, gerçekçi, eğlenceli, kaliteli, ders verici, meraklandırıcı, heyecanlarıcı bol bromance li dizimiz.
 2PM Junsu ve Nam Goong Min'nin harika performansı izlenmeyi, özlenmeyi ve ödülleri fazlaca hak ediyor. Ödülleri de yıl sonu alacağımıza eminim ben.😊
Demem o ki: İZLEYİNNNN😍😎

Bu iki kaliteli menünün üzerine bir tatlı daha alalım diyenlere son olarak Strong Woman Do Bong Soon diyorum ve susuyorum. Son bölümler biraz bozulsada, saykopat ile bizi biraz boğsa da, büyük ihtimalle Hyung Shik'in katkısı ile Kore'de de bizde de sevilen dizi oldu kendisi...

Diyerek biten dizilerimizi bırakıp geliyoruz kendimi zor tuttuğum güncel dizilerimize...

Mystery Queen...
Bizlere Chief Kim gibi romantizm yok; polisiye var, gizem var, komedi var süsü versede; Kwon Sang Woo'nun olduğu yerde melodram olmasın hayatta inanmam... hissettiriyorlar çıkacak bir yerlerden mello😉
Dizi şuan Kore'nin en çok sevilen dizilerinden biri. Son iki haftadır biraz gereksiz uzadığını düşünsem de bazı sahnelerin, kadınlara yönelik suçlar alttan alttan bilinç altlarımıza korku salsa da güzel dizi...
Ne yalan söyleyeyim ben daha çok Kwon Sang Woo ve komedisi için takip ediyorum.

Ve nihayet bu yazıyı yazmaktaki amacım olan dizilere geliyorum. Bu ikisini izleyin takip edin demek için geldim sevgili çingular aslında ben.

CHICAGO TYPEWRITER
Sılpın drama
Hüzünlü bir havada özel bir drama Chicago Typewriter...
Fantastik olan, minik aksiyonları olan, özel bağlantılıları olan, büyük sırları küçük gizemleri olan, kaliteli senaryosu etkileyici OSTları yetenekli oyuncuları ile beklentisi yüksek dizi...

1930lu yıllarda ülkesinin özgürlüğü, geleceği için sahip oldukları tek şey olan gençliklerini feda eden insanların; reenkarnasyon ile yeniden geldikleri 2017 de tekrar karşılaşmaları, geçmişlerini hatırlamaları ve unutulan sırların gün yüzüne çıkışları eşliğinde izlediğimiz; romantik, hüzünlü, dekoratif, bromance lı, kıh kıh kah kah niye güldürken gözlerinizi doldurtan dizi Chicago Typewriter.

Severek izlediğim özeller, mutlaka izlenmeliler, bir ömrüm daha olsa da izlesem listeleriminde yerini alanlardan Capital Scandal dizisinin yazarından bir senaryo oluşu da benim için önemli bir ayrıntı oluşturdu. Bu senaristin kaleminden üstelik Kill Me Heal Me ve The Moon That Embraces the Sun gibi iki popüler yapım çıkmışmasın mı?
Yoo Ah In gibi yıllar geçtikçe gözümde oyunculuğu da katlanan; bir sevimlilik abidesi varken, Im Soo Jung ssi gibi deneyimli ve kaliteli bir oyuncu varken, çeşitli hit dizilerle gönlümüze taht kuran, -ilk görüşte yavru Siwon diye adlandırdığım- Go Kyung Pyo varken; bu diziyi takip etmezsem ayıp, etmeyene de ayıp...
Tek olumsuz noktası; yeni bölümü bir hafta beklemek çok zor oluyor kankiii😭


MAN TO MAN
Bir diğer ayıla bayıla izlediğim, bir hafta beklemenin büyük eziyet olduğu, ah ulan keşke haftalık izlemeseydim diyip pişmanlık geçirdiğim, haftalık takibe almasaydım belki asla izleyemezdim diyip keşfettiğime sevindiğim JTBC dizisi.

Aksiyon komedi ve Park Hae Jin üçlüsü ile kendine bağlayan dizimiz; son hafta mantık hatalarını abartasada ben görmezden gelerek ilk altı bölümün havasından kopmak istemiyor  ve Hae Jin ssi sen neymişsin be abi demek istiyorum. Bu adam You Who Came From the Stars daki kırmızı burunlu küçük Emrah kılık adammış ya hala inanmıyorum, neyse...
Kendisinin çok sıkı takipçisi olmasamda bu rolünü çok beğendim çok başarılı buldum çok yakışırdım. İlk altı bölümün hatırına mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünmekteyim.

Adındaki Man to Man ifadesinin tam hakkını verememiş olsakta henüz bromance anlamında; genel olarak çok eğlenceli sahneler çok tatlış Hae Jin'ler sizi bekliyor. Park Hae Jin sevmesenizde tanımasanızda seveceksiniz😈

O da nesi bizi yeni bölümde Song Joong Ki ssi konuk olarak mı bekliyor dedi fragman...😲 Tabiki de izleriz 😄

Konumu ne?
Adı da hayatı da olamayan bir gölge hayalet ajan K nin onun için artık sıradanlaşan görevlerinden birinin istenmedik mecburiyetlerin getirisi kaderi ile insanlığına nasıl yenip düşüp ilk kez hata yapışına şahit olacağız.
Daha Türkçeleştirir isek aşık olmaması gereken adamın aşık oluşunu göreceğiz hemde hiçte aşık olunmayası bir kadına.

Suspicious Partner
Henüz sıcağı sıcağına başlamış, yarım saatlik ilk dört bölümü yayınlanan yeni SBS dizisi. Benim ilk kez Ji Chang Wook izleyeceğim dizi olması özellikliği taşıyan dizimizde Queen Seon Duk dizisi ile tanıyıp sevdiğim küçük Dokman Nam Ji Hyun da görmek diğerleri kadar beni rahatsız etmedi. Bence çok tatlı kız 😜
İlk bölüm romantik komedi başlarken ikinci yarım saatlik bölüm gizem polisiye suç ile noktalanmasın mı? Böylece dizi her izleyenin takibini hak edici bir damar girişi yapıyor. Yine "Acaba haftalık izlemese miydim" fikrini beyninizde altyazılı efekti oluşturarak beklemenin güçleştiği bir yapım oluyor ilk haftadan😉

Ruler: Master of the Mask
Yarım saatlik süreyle yayınlanan ilk dört bölümü ile fırından yeni çıkmış bir MBC çarşamba perşembe kuşağı dizisi.
Dizi Kore'de de bizde de hemen sevildi ve tutuldu ilk haftadan. Hal böyle olunca, Prens Sado nun hikayesini de ta Yi San zamanlarından beri merak ettiğim için bende başladım.
Ne yalan söyleyeyim ben o kadar sevmedim dizi. Püff bitsede gitsek dedim bir ara.
Yinede şimdilik izlemeye devam etmeyi planlıyorum bakalım.

2017 işte böyle devam ediyor sevgili çingular.

Onu bunu bilmem ama Man To Man ile Chicago Typewriter dizilerini bu yazıyı bitir bitirmez izlemeye başlayın derim. Ne kadar sabırsızlıkla beklemek gibi zor bir tarafı da olsa bu diziler sindire sindire izlenmesi gereken kaliteler benden söylemesi. Hemen güncelle yetişin de beraber her hafta yorumlaşalım, bol bol spoileşelim burada.🙌

Son olarak;
Haftaya başlayacak olan Third-Rate My Way ve My Sassy Girl dizilerini de takip etmeyi planlıyorum ama kısmet diyelim yinede

1 Aralık 2016 Perşembe

"K"ore Günlükleri Geri Dönerse; Finaller


'K'ore Günlükleri'ni geri döndüren dizilerle tekrar karşınızdayım çingucanlarım...

          Nihayet bende haftalık dizi isteme dürtüsü ortaya çıkaran diziler buldum deyip de ta buralara kadar gelip hakkında bir iki satır döktüğüm diziler bitti.
Ama ne bitmek... herseyi, tüm güzelliği
silip süpürüp; dizinin canına okuyup bittiler...

          Bu kategorinin en babası, en parmakla gösterilmeye layık olanı Moon Lovers idi.

Dizi benim için ilk basta hiç de izlenilesi değildi. Nasıl oldu da başladım hatırlamıyorum bile. "Aman yarım bırakırım nasıl olsa" düşüncem ile beraber bir baktım sarmış bu dizi beni. Abartısız yıllar sonra, bir diziyi ortasında yazı yazmışım, herkese "izleyin" diye tavsiyede bulunmuşum, Ostları, hikayesi,  etkileyici sahneleri ile bütün izlediklerimi elimin tersi ile itmiş ilk bu diziye öncelik vermişim ben. Herkesten çok onun OST larını dinlemişim. Ulan (yandaki animasyonu) ekran koruyucusu bile yapmışım telefonuma adiler. Böyle boş bir finali hak etmemek için elimden gelen tüm fan girlüğümü koymuşum ben ortaya o kadar zaman sonra revamı bu bana be vicdansızlar...

          İşte insanı böyle isyan ettirir bunlar. Kafamda binlerce soru işareti gram umut yok mutluluk yok böyle saçma bir bitiş mi olur be...

           Tabi tüm bunlar neden kaynaklanıyor? dizi neydi? Ünlü bir Çin dizisinden uyarlama idi. Çin dizisi de iki sezonluk olunca. Bizimkiler ilk sezonu çekince bizdeki yarım kalmışlık hissi tavan yaptı tabi ki.

Peki ikinci sezon gelir mi?
Kendimizi kandırmayalım, dürüst olalım... hayatta gelmez. Kore dizilerinde aynı kadroyu bir araya topladıklarını pek görmedim ben. Ani hiç görmedim desem yeridir.

           Durum böyle olunca insanın içinden Çin versiyonunu izlemek geliyor. Bakıyoruz ki Türkçe alt yazısı mevcut değil tabiki. Bir hayal kırıklığı akabinde youtube da alıyoruz soluğu...

           Biraz kurcala falan derken Çin versiyonunda başrol oyuncuların evlendiği gerçeği dizisiyi bir parça daha izlenilesi yapıyor. O adamın gerçekte karısına bakışları dizideki oyunculuğundan bile daha güzel olunca diziyi izleme iştahınız başka boyutlarda büyümeye başlıyor içinizde. Özetle demek istediğim o ki ikinci sezon sevdasından vazgeçip Çin versiyonu çevirelim. Tabi ben İngilizce bilmediğim için yeteri kadar çevirmen arkadaşlardan atakları bekliyoruz. :))

          Madem ikinci sezonu yapmayacaksın arkadaş o zaman bir çingumuzun Koreantürk sitesinde bölümün altına yaptığı yorumu gibi bir final yazaydınız ya... Yorumu tekrar bulamadığım için size aklımda kalan özetini söyleyeyim.
          Hee Soo gölden çıkarıldıktan sonra hastanede gözlerini açar ve dizinin kadrosu ile gelecekte karşılaşır. Hatta Eun ve eşi doğuma gelmişler gibi çok tatlış da bir ayrıntı vardı. Kesinlikle finali o çingumuz yazmalıydı. :) 
Not: kendisinden özür diliyorum nickini hatırlayamadığım için. Bu yazıyı okursa şayet lütfen bana bildirsin.:))

          Hadi yazamadılar, kapasiteleri yetmedi, reytingleri el vermedi diyelim de, hepsini geçmiş Go Ha Jin'in ağladığı sahnede sağından solundan bir 2016 'nın Wang So sunu göreydik, o bile yeterdi bize be hacı. Adam gelip seni bulucam dedi dizi bitti böyle son mu olurr beeee...

(düzeltme: DVD olarak özel bölümler yapılacağını duydum, bakalım)
teletabii....:D sarılım sıkı sıkı prensler... tahta kavgası da neymiş, size hiç yakışmıyor.



Neyse efendim uzatmayalım abartmayalım sıradaki dizimize geçelim.


Diğer bir aylı dizimiz; Moonlight Drawn by Clouds

          Başladığında güzel, devamında heyecanlandı, sona yaklaştığında merak uyandırmasına rağmen, izlenme hevesi kıran ve bitince hüsrana uğratan dizi.

          Anacım sizin bana galeziniz nedir yahu... Niye bu dizileri böyle boş sahnelerle bitiriyorsunuz. Tamam prensimiz Kral oldu, sevdiği kadını akladı, vatan hainliğinden kurtardı, diziyi tatlıya bağladınız tamam... AMAAA güzelim çocuğu yoktan yere niye öldürdüğünüz ulan, onca şeyi sakız gibi uzatıp o çocuğun ölümünü niye bu kadar aceleye getirdiğinizi öğrenmek istiyorum. Çok vefakar çok iyi niyetli çocuktu ama yaaa...yazık ettiniz de herşey de drama bağlamaya hevesli insanlar onu niye drama bağlamadınız. Çok abartmadan biraz üstünde durulabilirdi bence. Hatta öldürmesi falan çok saçmaydı bence ölmemeliydi. Dizinin anlamı final bölümü ile bende bitti özetle... Sevmedim soğudum diziden....
Yinede şu videodan soğuyamam hiç bir zaman....


Gelelim bu yılın en iyi dizisine: W

           Belki de gelmiş geçmiş en iyi diziler arasında yer almayı hak eden ilginç konusuyla ben diyordum ki benim için 49 Days den sonra ki en kaliteli yapım bu dizi olur. Onun kadar güzel ve şaşırtıcı diyordum. Ondan bile şaşırtıcıydı hatta. Ama finali beni hiç de tatmin etmedi. Babasının kurtulamayışı...Kang Chul'ün neye göre nasıl geri döndüğü, kızın bekleyişi yeteri kadar anlamlı işlenememiş bence. O kadar doluydu ki dizi finali bana çok boş geldi ve bitirmek için bitirilmiş gibi geldi. Ben beğenmedim ya. Bir de her bölüm final tadında olduğundan olsa gerek; "Şimdi bitti mi?Haftaya çıkmıcak mı? Yok ya çıkar bence" cümleleri beliriyor insanın kafasında.

Sırada yarım kalanlara ve büyük ihtimalle geri dönmeyip asla bitmeyecek olanlar var:

          İlk gayet güzel akıp giderken başrollerin birbirine aşklarını itiraf edişinden sonra yakalanmaları ve kıl harabojilerinin onları ayırmak istediği gösteren bölüm fragmanı ile gözümden düşen dizi Cinderella and Four Knights... Bir gün bitirebilir miyim ne dersiniz?


Uncontrolly Fond
          Bu diziyi yarım bırakacağım belliydi, öylede oldu. Hepsi yediğim final spoisi yüzünden. Diziyi haftalık olarak değilde geriden takip ettiğim için ben dizinin ortalarındayken final bölümü hakkında "sevdiği kadının kucağında öldü" cümlesi okudum an diziden de yazarda soğudum ve yarım bıraktım. Zaten başından öleceğini öğrendiğim için gözümde bin sıfır geri başlayan dizi finalde belki yazar vicdana gelirde Kang Maru'yu yaşattığı gibi yaşatır umudu içimde yeşermeye çalışırken bu spoi beni diziden buz gibi soğuttu. Aman ne gerek var şimdi dram çekmeye dedim. İzlemedim ve büyük ihtimalle de bir daha izlemem.


Our Gab Soon:
         Bu diziyi bırakın bitirme ihtimalini izleme ihtimalim bile yoktu. Yinede meraktan şöyle bir göz atayım dedim atlaya zıplaya... Bölüm sayısı uzun olunca sahneler çok uzamış sanki... İzlemek istemedim. Oyuncularda uyumu yakalayamamış ilk bölümler, karaktere bürünememişler... Şimdi durum ne oldu bilmiyorum gerçi ama yinede izlemek istemiyorum... :D

Muhteşem Final: Jealousy Incarnate

          İtiraf etmek istiyorum, muhteşem eğlenceli tanıtım teaserlarından sonra ilk bölüm bir tık, küçücük bir tık hayal kırıklığı hissettirdi bende.  Ama sonrasında çok sevdim ve bağlandım diziye. Özellikle Hwa Shin görmeliyim dürtümle diziye nasıl koştuğuma ben bile inanamıyorum.
Evet biz kadınlar olarak öküz seviyoruz efendim. Nerede öküz, herşeye itiraz eden kendini beğenen adam var biz ona hayran oluyoruz. Çekiyor bizi mıknatıs gibi mübarekler... Özgüvenin fazlalıktan egonun efendisine dönüşmüş bu insanlara bir bayılıyoruz bir bayılıyoruz sormayın gitsin neden mi?
Çünkü bu adamlar aşık olunca daha bir güzel oluyor. Alttan alttan gelen bir kazanış hissi uyandırırken, aşkın gerçekten insanı ne hallere soktuğunu gördükçesi... ahh... bu adamlar insanın aşka olan inancını diriltiyor, umudunu uyandırıyor. O yüzden bu adamların aşkını görmek iki katı insanı cezbediyor. Sonra ne mi oluyor? Aman dizi işte be... diyorsunuz ve normal hayata geri dönüyorsunuz.;)

Ağır Spoi... Gidin diziyi izleyin,sakın okumayın sakın, kapayın sayfayı... :D

           Dizi bir W kadar sürükleyici merak uyandırıcı değildi elbet. Ama akıcıydı, hiç sıkılmadan kendini izlettirdi. Her duyguyu komedi ile harmanlayarak bizlere sunmaya çalıştı. Bence başarılıydı. Finale 4 kala Hwa Shin ' e sağlıksal açıdan darbe vuran yazar, yüreğimizi ağımıza getirdi. Bu dizide, klişeleşmiş bir finalle bizi süründürcek diye korktuk ama korkulan bu defa başa gelmedi. Hwa Shin herşeye rağmen aşkından geçemedi ve bizi böyle tatlı bir finalle buluşturup son buldurdular diziyi.

  • Ayrılalım demek isteyip de ayrılmayalım deyişi beni öldürdü, çok tatlıydı, Hwa Shin'i kat be kat gözümde yükseltti.
  • Uzak ülkeye görev için Hwa Shin'in değilde gıcık muhabirin gidişi on numara beş yıldız bir geçirme olmuştu. Hwa Shin'in yumuruklarından sonra bir de Allah verdi cezasını adeta.:D
  • Dizinin final sahnesinde Nari'nin ölecek duruma geldiği halde Hava Durumu sunması bence çok tatlıydı. Bazıları çok abartılı bulmuş ama ben çok sevdim... Böyle tatlış diziye böyle absürt tatlış masalımsı bir final yakışırdı. Kısır Hwa Shin'in bebişi bile olmuştu... 

             İşte final dediğin böyle olur hacı. Dünya zaten gerçekleri ile çok acı boktan. Bari dizi finalleri böyle olsun da umudumuz olsun lan... dedirtip naralar attırdı ve bize güzel bir haz yaşattı final. O yüzden bu final; bu yılın en güzel finali arkadaş lami cimi yok...:D


* Dünyanın en tatlı evlenme teklifi...

İşte benim yıllardır inandığım aşk tarifim...

* Dizinin başrolündeki aşk üçgeni haricinden yan aşk üçgenleri de çok tatlıydı. Hele ki bu ajussi kendisine Gu Family Book 'da tanımış ve nasıl sinir olmuştuk. Ama çok tatlı adam yahu laf aramızda ben oyunculuğunu da kendini de her zaman beğeniyorum. ;) Ajussinin etrafındaki ajummalarda uzun uzun bahsetmek istiyorum ama vaktim yok.

Ama şunu söyleyebilirim bu dizinin her karakterini, tüm replikleri, bütün sahnelerini bölümlerini severek izledim. Spoi yediği halde izlemeyen varsa mutlaka izlesin...



          Jealousy Incarnate dizisinin bitişi en çok Minozları ilgilendiriyordu. Zira o bitince Lee Min Ho'nun ilk dizisi başlayacaktı ki başladı ilk bölümleri izledik. Dizi eğlenceli ve akıcıydı. Ama öyle "Vaowww süper olmuş şahane olmuş, ayıldım bayıldım" diyemeyeceğim. Umuyorum ve hissediyorum ki Denizikızı ve sahtekar Min Ho arasına şahane bir bağ kuracaklar geçmişten gelen ki 3. ve 4. bölümlerle o bağ kendini daha da belirginleşti. Ama inşallah bizleri etkileyecek dozajda bir finalimiz olur.

Bakalım....

Peki ya sizce....

29 Kasım 2016 Salı

Bir İki Film...


          Selam çingular,
Ekonomik krizin baş göstermek için kendini zorladığı bugünlerde hayatın gıcıklığına inat iki film izleyelim diyoruz hepimiz değil mi?
Öyle ise bugün bir değişiklik yapalım ve 'K'ore Günlükleri'nden 'K'nin Günlükleri'ne geçelim ve sizlere bir iki Hint Filmi'nde bahsedeyim ne dersiniz? :)

Raanjhanaa

             YouTube da şarkı dinlerken Filmfare ödüllerine takıldı gözüm. Biraz müzik biraz performans biraz Shahrukh izleyip, arada iki de Ranbir süzeyim derken dikkatimi aslında
ödül kazanan filmler çekmeye başlamıştı bile.

            Böylece gözüme Danush'un filmi Raanjhanaa çarpmış oldu. Tollywood'un oyuncusu bir Bolly filmi çekmiş ve başrolünü de Anil Kapoor'un tatliş kızı Sonaam 'la paylaşmış. Çok filmini izledim.Sonaam'in, az filmi olmasına ragmen hemde😅 Khoobsurat filmini çok sevdiğimden, ödül töreninde Ranbir 'in sürekli Danush'a takıldığını görünce izlemek lazım bu filmi dedim. Fragmanlar da güzel gösteriyordu hani filmi.

           Çok bir beklenti yok... ben romantik komedi bekliyordum. Kızla çocuğun birbirini sevdiğimi engelleri aşarak kavuştuğu standart bir film bekliyordum.


-Spoiler-

          Herşey gayet standart başlamıştı da... Lise yıllarında aşık olan bir oğlan kızın peşinde koşar, kız yüz vermez, istemem yan cebine modunda... biraz naz biraz uğraş sonucu kız çocuğa evet der demez ne öğrensin. Oğlan yalancı, dinini saklıyor kızdan.
          Bir kaç hengame olay derken kız oğlanın herşeyini kabullenmişken -tamda beklendiği gibi- aileler öğrenir ve çocukları ayırıverirler...
          Herşey gayet beklenilen gibi değil mi?
Aradan yıllar geçer yollar tekrar kesişir. Oğlanın aşkını bekleyişi son bulur Paro'nun Devdas'ını bekleyişi gibi... ama kader aynı oyunu oynar ve kızın babası kızını başkası ile evlendirmek ister...

*Ağır spoi (okursanız filmi izleyemezsiniz ve filme yazık etmiş olursunuz gidin izleyin😉)-

          Danush tam bu noktada kızın aslında başkasını sevdiğini öğrenmesin mi? Küçük bir darbe almadm desem yalan olur bu noktada. Senelerce geçen bekleyiş adeta bir aldanışa dönüşür o an.
          Yine de romantik filmlere yakışır karakterimiz acısını kalbine gömer ve kızı sevdiği ile kavuşturma planlarına girişir. Bu da gayet beklediğimiz bir şey yine.
          Ama o da nesi romantik adam falso verip kızın evliliğini bozmasın mı?
Sevdiği kızın sevdiği adamın bir yalancı olduğunu tesadüfen öğrenen aşık oğlumuz soluğu kızın düğününde alır. Ve o da nesi iki seveni birbirinden ayırır. Düğün bozulur... kız hastanelik olur... oğlan komalık olur...
           Ailesi biricik oğlumuz der çocuklarını alıp memleketlerine döner. Az önceki küçük darbe içimde bir kat daha büyüdü tabi. Yine de Danush sevdiğini mutsuz, nefret dolu görmeye dayanamaz, kaçırır kızı sevdiği adamın yanına. Bu da gayet bekledigim birşey olur tabi...
           Sevdiğinin nefret dolu gözleriyle yolculuk yapan Danush sonunda sevdiğini sevdiceğine kavuşturacağı eve varır... Bizde deriz acılı aşıkla bu film biter...
           Ama o da nesi kızın sevdiceği bu ağır komaya dayanamayıp ölmesin mi?
Ya Allah... bu izleyici için hiç beklenmedik ve büyük bir darbe yaratıyor işte... 

          Buradan sonra filmin akışı keskin bir çizgi ile değişiyor ve aşkın yerini politika, bencilce kötülükler, nefret, suçluluk duygusu, kirli oyunlar ve on numara karakterli bir adam alıyor.

          Ama asıl darbe filmin sonunda geliyor...

          Suçluluk duygusu ile bir şeyleri telafi etmeye çalışan bir adamın ne kadar samimi ne kadar karakterli bir insan olduğunu görüyoruz, yetmiyor bu adam yine aşkı ile bitiriyor bu aşkı ile başlattığı filmi...

          Sevdiği kadının onu ölüme götürdüğünü bile bile, tuzağını bilmiyormuş numarası yaparak gidiyor ölüme...ve son cümlesi ile bitiyor film....
          Herşeyi bu kadın için yaptı... tekrar hasta yatağından bile bu kadın için kalkabilirdi. Ama o şansını kendi inanışına göre diğer hayatta kullanmayı karar verdi ve film bitti...

Okudunuz dimi ben bunu izlemem diyip... biii yazık ettiniz filme...
Öyle ise geçelim sıradaki filmimize...
Ek Villain


           Bu film ilk çıktığında sırf Ritesh Deshmukh hatırına izlemeliyim diye düşünmüş ama izlemeye fırsat bulamamıştım. (Kore dizisi izlemekten tabi.)

      Aradan abartmıyorum yıllar geçti ve nihayet bir gün filmin izlenme zamanı geldi. İzledim ama izlemesem de olurmuş ya. Ne bilim... bir kere Hint filmi izliyormuş gibi değildim. Sanki gerilimli bir vasat Hollywood filmi gibiydi. Bir seri katil ki bu seri katil benim canım Ritesh'im... işte zaten bulun bilincinle bir soğuyorsunuz için için filmden. Tabi oyuncuların değişik rollerde olması çok önemli çok güzel ama alışmışız bir Bolly tarzına yakıştıramıyorsun işte napalım. Sonra bir kötü adam, onu mafyalardan uzaklaştırıp hayatta döndüren kızımız çok klasik, her ne kadar kızı bir amansız hastalıkla vuralım,  biraz trajedi katalım dedilerse de yemedim ben ya olmamış. Vasat kalmış işte film. Sonunda bir o kadar klasik bana göre.... Ben düşünmeden gözüm kapalı yazarım o sonu. Özetle ben beğenmedim. Hee film akıcıydı evet ama Vay mükemmel diyemedim, denilmezdi de zaten. Filmin tek güzel yanı var ona şarkıları... Çok güzel... İzlediğime tek bir şey için pişman değilim. Bu şarkıları filmi izlemeseydim bu kadar sever miydim bilmiyorum. İzleyip izlemek sizin güzel niyetinize kalmış;)

Sanam Teri Kasam

           Uzun süredir içimde tuttuğum bir şeyi size itiraf etmek istiyorum yeri gelmişken: Herkesin ayıla bayıla izlediği Aashiqui 2 var ya ben pek beğenmedim. Gerçek hayattan bir kesit gibi olsa da çok da ruhumu dürtmedi ne bilim. Bu yüzden derim ki bana göre Sanam Teri Kasam Aashiqui 2 den kat be kat güzel, anlamlı, etkileyici... Baya baya ağlattı beni ki artık ben öyle herşeye ağlamayan bir insan oldum. Ama film baya içliydi Türkçe :D Şarkıları da Aashiqui kadar güzel... Belki film daha güzel olduğu için şarkıları bende bir tık daha farklı....
Örneğin; Main Teri Yaadon Mein şarkısı...
"Khamoshiyan hain khata meri / Tanhaiyan hai sazaa meri"
"Sessizlik hatam benim, Yanlızlık cezam benim." diyen bir şarkı nasıl anlamlı olmaz, nasıl güzel olmaz... Filme uyumu ise number one... 
Number One demişken Wikipedia diye yaptıklarını ilk etap saçma görünen ama ama küçücük cümlesi ile sahneye değil filmin geneline bağlanan "Koi nahi samjha yeh rishta jaaniye"  Hiç anlamadım bu ilişkiyi" cümlesi ile adamın aşk dolu gözlerine bakan farkındasız kızımız anlamlaştırıyor herşeyi aslında...

          Özetle demek istediğim sevdiği kızı içi yana yana başkasına veren bir adamın gücü kudreti,sabrı, aşkı, herşeyi güzeldi ya aramızda kalsın oğlan da pek güzeldi. ;) Kızın ailesine olan bağı, ailesinin onu hiçe sayan tutumu ve zavallı kızın makus kaderi... Bazılarımıza mutlu olmak yazılmıyor ne yazık ki...

O zaman ben kısaca diyorum ki izleyin...

Housefull 3



      Bilen bilir ben komedi seviyorum... Ve biri komedi dedi mi Bolly'de Akshay Kumar gelir aklıma. En sevdiğim komedi filmleri arasında Sing Is Kinng ve Housefull serileri gelir. Akshay Kumar benim için candır bu konuda... Bir diğer unutamadığım komedi Dostana iken, sevdiğim komedi oyuncularından biri Riteish Deshmukh iken, bu film benim bekleme listemde tavanlar yaptı özetle. Tek şikayetim bayan oyunculardı ki şikayetçi olunmayacak gibi değiller. Bu kadar cinsel içerikli bayan sevmiyorum ben arkadaş. Ama film tam komediydi. Ben sevdim. Şarkıları boş brişey beklemeyin. Ama Akshay, Ritesh, Abhish, üçlüsü izlenmeye değer eğlenmek için...:)

2 Ekim 2016 Pazar

Moon Lovers:♡

           Descendants of the Sun aylardır dururken,W anlatacağım diyerek bölüm başı not tutarken, Moonlight Drawn By Clouds severek izlerken ben; hepsini sollayıp geçen Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo meredinden bahsedeceğim size.


          Zerre kadar  umudum yoktu ki bu dizi böylesi güzel olsun, böylesi beni kendine çeksin. "Aman asla izlemem ben bunu, vaktim mi var benim" bile dediydim. "Hem ne özelliği var? Daha öncede işlendi bu konu, gelecekten tarihi döneme giden giller, çok gördük. Ne özelliğini olabilir ki"diye düşündüm. Açıkçası öyle açık ara attığı bir fark da yok şimdi ama insanı içine çeken duygulandıran bir tarafı var ki özellikle bu haftaki bölümler iki bölüm olmasına rağmen bir film tadındaki doyurucu duyguluydu.
          Dizinin reytinglerinin düşük olması ise herkesi geçtim en çok Jun Ki cana yapılan bir ayıp...

          Dizi Çin dizisi uyarlamasıymış. Bu noktada merakımı cezbeden bir durum söz konusu meydana geldi bende. Çinlileri de diziyi kendi tarihlerinden Qing Hanedanlığı'na  dayandırarak yapmış. Korecanlarda Goryo ya dayandırmış. Ne var bunda diyeceksiniz de iki ülkede de böyle prensi bol olan bir kralın bulunması,  kralın tüm kardeşlerini öldürmesi ne bilim bir garip geldi. Acaba ortak bir tarih de bu iki millet kendince sahipleniyor mu diye düşündüm. Ama tarihlere baktım. Farklı. Biri binli yollarda geçerken diğeri 900'lü yıllarda yaşamış.

Dizi kadrosun ilk toplanıp senaryo okudukları gün Jun Ki oppamız "Gençlerden yeni şeyler öğreneceğim." tarzındaki sozleri ile mütevaziliğini göstermiş canımm...
           Sonra bir baktım hakikaten kadro çok genç isimlerden oluşuyor. Ahh ahh bir zamanlar Jun Ki oppamda gençti hemi de ne gençmis kız. My Girls de tanınan  sevilen can oppamız ne gençmis be hala çok yakışıklı hatta kat be kat karizmatik şahane ötesi bir oyunculuğu olsa da kabul edelim yaşlandı. Bende başladığı gibi onda da başladı kırışıklıklar... Dip not: Kan benim gözümde Bidam dan sonra en çok Wang so ya yakışmış. Söylemeden  geçemeyeceğim bu arada.

Az önce bahsettiğim karizma😍😍

        Deneyimli oyuncu ile basrol paylasan IU nun oyunculuğu eleştirilmiş. Ben kendisinden niye bilmiyorum ama soğudum. O Pil Suk sevgim yok kendisine ne yazık ki artık. Ama ben ki bu konuda uzman oldum neredeyse artık o kadar dizi film derken, kız o kadar da kötü değil bence. Zaten tarihi ortama ayak uyduramamasi lazım çünkü o dönemin insanı değil. O yüzden bence çok doğru bile diyebiliriz oyunculuğu.

          İkinci adam Haneul ssi nin kendisini bir çok dizide ikinci adam olarak tanıdık. Bişey değişmedi yani hayatımızda yani.


          Exo üyelerini pek bilmiyorum malum artık yaş kemal bende... lakin şımarık tatlış prens hallerini sevdim ben kendisinin...

          Şimdi oturup bütün prensesi sayamayacağım sizlere. Çünkü kendileri hakkında araştırma yapmadım, yapamadım. Yapmak istiyorum ama o zaman bu yazıyı   paylaşamam. Ama dizinin yeni bölümü yayınlanmadan sizinle duygularımı paylaşmak istedim. Bu diziyi izleyin demeye geldim.
Ama Baek Ah cansın beee😆

YANİ Kİ İZLEYİN...😊

O zaman izleyenlerle biraz spoileşelim.

           "Güzel dizi" havasını bende ne zaman aldı bu dizi bilmiyorum ama bu hafta yayınlanır yayınlazmaz diziyi izlemek istedim hemen. Tüm rutinimi bozup sadece bu diziyi izledim. İzleme istediğim kabardı adeta bu hafta.

          Türk musikisine "bağlayıp zehir olsa içerim" elinden tarzındaki repliklerine inat hakikaten çok anlamlıydı sahne. Klasik de olsa, dalga geçmem için içimde canavar beni alttan alttan dürtsede içim yandı adam zehiri götürdükçe... Dedim "gitti dağ gibi oppam böhüü..."

          Ve hakikaten dağ gibi adam kanlar kusa kusa devrildi ya ellerinden zehir içtiği sevdiğinin kollarına.  Kollara geçmek kolay mı hacı azcık acıtasyon yapacak kadına, tamamda bu prensi ortası yok bir kere daha anladık. O kollar için kendini öldürmeseydin iyiydi be yavrum. İşte ilk kez Wang So da kan o kadar kötü ve korkunç oldu. 😔 Adam o kadar insan katletti. Ama o zaman yakışmıştı. Burdan da anlıyoruz ki işte fangirlik böyle acayip psikopatlık bir  durum...  😒

          Ama beni asıl etkileyen olay Cariye Oh du.  Bir kadının sevdiği adam tarafından ihaneti, o ihanete inat hep onun yanında oluşu, yetmezmiş gibi adamın; o kadar güçlü adamın kadınının arkasında duramayışı, o acizliğine inat o tek başınalığına inat yine o adamın yanında ömrünce kalması. Kaderine dur diyerek zaten ölmesine ramak kala kendi gibi gördüğü, çocuğu gibi sevdiği kızı kurtarmak için kendi canını verişi... Kralın sevdiği kadını kendi elleriyle ipe gönderişi, bir sözü ile onu ipten alabilecekken alamayışı, içinin kıyılışı...
           Diğer yanda kendi için canını veren yürekli kadın için hiç hali olmamasına rağmen işkencelerde ölümlerden dönen, yinede günlerce diz çöküp krala protesto da bulunması, cesaret edemeyen prenslerin kıza yardım edemeyişi, yinede yağmurun altına geçip uzaktan da olsa ona destek olma çavaları... yeteri kadar hoş ve etkileyici bir olay örgüsüne sahipti. Ama Wook'un gelip kıza yüz çevirisi, tamda o esnada bayıldığım Davichi OST u, yetmezmiş gibi; zaten Cariye Oh'dan beri ağlayan gözler... çaresizliğe, terk edilmeye dayanamaz bir halde, tüm ümitlerini kaybetmiş herşeyden vazgeçmişken bir şemsiye gelmesin mi... seni korumak için sana destek.olmak için. Herkese herşeye inat sadece seni sevdiği için sana gelmiş ve seni yağmurdan koruyor. Solan umutlar yeşeriyor. İnsanlığa inanma gücü verip, yıkılan güvenlere dur diyor bu şemsiye adeta. Abla ağlama daha ne istiyorsun Allah sana gönderdiği en iyisini boşver 😍😆

Burada OST ları da pek güzel. Lee Hi nin sesi sanki bir tık daha oturmuş. Epik High ile şahane duetleri dinlemeye değer derken bir Davichi çıkıyor ki aradan sizi sizden alıyor  nereye atıyor belli değil. O denli güzel. Taeyeon un şarkının yüksek notalı yerinde Taeyeon un sesinin yetersiz kalışı bende şarkıya bir seviye kaybettirse de sözleri çok güzel...

Spoi yediği halde diziyi izlemez utanmaza bak hala duruyor orda git izle... bitti yazı...😊